SSS SSS  Forumda Ara   Uye Ol Uye Ol  Giris Giris


Hamileyken bilmeniz gerekenlerı biliyormusunuz?

 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  12>
Yazar
  Baslik Ara Baslik Ara  Topic Options Topic Options
mystical Drop Down Menu
Yönetici
Yönetici
Avatar

Kayit tarihi: 15-Subat-2007
Konum: -- Yurtdışı --
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 8523
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti mystical Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Baslik: Hamileyken bilmeniz gerekenlerı biliyormusunuz?
    Gonderildi: 04-Mart-2012 Saat 13:55
Bu basligimizda hamilelik donemi icinde onemli bilgilerin paylasim basligi...
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 04-Mart-2012 Saat 14:51

Gebelikte (Hamilelikte) Sıvı Tüketimi

Gebeliğin ilk gününden itibaren yeterli sıvı alımı oldukça önem gerektiren bir konudur. Zararlı içeceklerden uzak durulması gerektiği gibi su ve önerilen diğer sıvıları da gereken ölçülerde bebek ve anne sağlığı açısından ihmal edilmemesi gerekiyor. Her zamankinden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan anne adayı bunu sağlayan diğer besin öğeleri kadar su ve sıvı tüketimine de sağlamalıdır. İnsan vücudu için son derece önemli olan su gebelik döneminde de çok önemli şikayetleri ortadan kaldırabilecek güce sahip bir faktör. Su; özellikle gebelik döneminde sıklaşan kabızlık, hemoroid, solunum ve idrar yolu enfeksiyonları ve cilt bozuklukları gibi birçok sorunu büyük oranda ortadan kaldırıyor.

Annenin ve bebeğin elektrolit dengesini daha da kolaylaştıran sıvı alımı ile birlikte gebelik döneminde oluşan ödemler de büyük ölçüde azalıyor. Anne adayının bu dönemde kafeinli ve asitli içeceklerden kesinlikle uzak durması lazım. Bunun için sıvı ihtiyacını su ile birlikte gebeliğe zararı olmadığı bilinen besinlerin tamamen doğal çaylarından faydalanılabilir. Bunun yanı sıra gebelik döneminde soda tüketiminin de herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Alkol de bebeğin zekâ gelişimini olumsuz etkilemesi açısından gebelik döneminde ilk yasaklanan içecekler arasında sayılabilir. Bebeğin içinde bulunduğu sıvı da anne adayının tükettiği sıvı ile doğru orantılıdır. Her 3 saatte bir kendini yenileyen bu sıvı miktarı annenin yetersiz sıvı alımıyla birlikte azalabiliyor. Bu durum erken ve tehlikeli doğumlar gibi büyük sonuçlara dahi yol açabiliyor. Bu sebeple gebelik döneminde anne adayı su ve diğer sıvıların tüketimine her zamankinden daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.


Hamilelikte Zararlılar Listesi
Hamilelik döneminde, özellikle beslenme konusundaki küçük ayrıntılar, anne adayı ve bebek sağlığı açısından risk yaratabiliyor

Uzmanlar; anne adaylarını az pişmiş yumurtadan, deniz ürünlerine kadar pek çok besinden uzak durmaları için uyarıyor.

Anne adayları bebeklerini korumak amacıyla hamilelikte nelerin zararlı olup olmadığını bilmek isterler. Hamileyken kendi sağlığınıza dikkat etmek, bebeğinizi de korumanın en iyi yoludur. Hamilelik boyunca neler yiyebileceğiniz ve yiyemeyeceğiniz konusunda kendinizi çok sıkmayın. Başlangıçta size kocaman görünen 'hamilelikteki yasaklar listesi' aslında düşündüğünüz kadar korkutucu değildir. Pek çok yasak besinin zarar verme riski düşüktür ama siz yine de emniyetli olan yolu seçmelisiniz. İşte, hamilelikte beslenme konusunda dikkat etmeniz gerekenler...

Küflü ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirler: Küflü ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirler güvenilir değildir. Pastörize edilmemiş yumuşak peynirlerde; erken doğum, düşük ve doğum kusurlarına yol açan listeria (tehlikeli bir bakteri cinsi) bulunur. Pastörize sütten yapılmış her tür beyaz peynir, kaşar peyniri ya da diğer tür peynirler rahatlıkla yenebilir. Peynir iyi bir kalsiyum kaynağı olduğundan, hamileler için gereklidir. Bebeğinizin kemik ve diş gelişimine faydası olur.

Yumurta: Az pişmiş yumurta ve pişmemiş yumurta içeren mayonez gibi yiyecekler hamileyken tüketilmemeli. Çiğ ve az pişmiş yumurta, şiddetli besin zehirlenmesine neden olan salmonella'nın kaynağı olabilir. İyi pişmiş ya da katılaşana kadar kaynamış yumurtanın bir zararı olmaz. Güvenilir, mümkünse markalı yumurtalar alın ve iyice pişirdikten sonra yiyin.

Az pişmiş ya da çiğ et: Çiğ ya da az pişmiş et kesinlikle yenmemeli. Az pişmiş ve çiğ ette toksoplazma riski vardır. Toksoplazma, düşüğe ve doğum kusurlarına neden olabilir. Et ve tavukları, hiç pembelik kalmayana kadar pişirmelisiniz. Buzluktan çıkan etleri, iyice çözülmeden pişirmeyin.

Deniz ürünleri: Midye, istiridye, karides gibi çiğ ve az pişmiş kabuklu deniz ürünleri yenmemeli. Sushi de hamilelikte tüketilmemelidir. Çiğ deniz ürünleri salmonella nedeniyle zehirlenmeye neden olabilir. Aynı zamanda, campylobacter (hem hayvanlarda hem de insanlarda hastalık yapan bir bakteri) ve listeria da taşıyabilirler. Deniz ürünlerini, bakterilerinin ölmesini sağlamak için iyice pişirdikten sonra yiyebilirsiniz.

Balık: Konserve balıkları haftada iki kereden fazla yemeyin. Köpek balığı ve kılıç balığından da uzak durmalısınız. Bu balıklar cıva gibi ağır metaller içerebilir ve bunlar da bebeğinizin sinir sistemine zarar verebilir. Hamilelere özellikle; lüfer, palamut, levrek, sardalye, uskumru ve somon tavsiye edilir. Yeter ki, iyice pişmiş olsunlar.

aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 04-Mart-2012 Saat 15:00
DOĞUM SONRASI

·   Evde bakım...

·    Adetlerin Yeniden Başlaması
·        Doğumdan Hemen Sonra Bebeğiniz

·        Doğum sonrası egzersizler

DOĞUM SONRASI BAKIM

Yaklaşık 40 hafta süren gebeliğiniz boyunca vücudunuzda bir çok değişiklik oldu. Bu değişiklikler bebeğin gelişimini sağladı ve sizi doğuma hazırladı.
Doğum ile gebeliğinizin önemli bir bölümü tamamlandı. Ancak daha herşey bitmedi. Bundan sonra sizin bebeğinize psikolojik ve fiziksel olarak yardımcı olabilecek hale gelebilmenizi sağlayacak lohusalık dediğimiz bir dönem başlıyor. Bu dönem yaklaşık 6-8 hafta sürer.
Doğumdan hemen sonra...
Doğumdan sonraki saatler sağlığınız için önemlidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Sağlık görevlilerinin sizi sık sık izlemesi gerekir. Tansiyonunuz, nabzınız, kanama miktarınız kontrol edilmelidir. Aşırı kanama, halsizlik, baygınlık hissi ve uyuklamaya yol açar. Bu durumda hemen hekiminiz uyarılmalıdır. Uterus özellikle zor doğumlar sonrası tam toparlanamayabilir ve zaman zaman gevşer. Bu durum bir anda aşırı kanamaya neden olur. Bu nedenle doğum sonrası ilk altı saat damardan serum verilmesi uygundur. Bu hem kaybettiğiniz sıvıları yerine koyar, hem de damar yolunun açık kalmasını sağlar. Ilk altı saat içinde idrarınızı yapmanız gerekir. Yapamazsanız sonda ile alınmasına izin verin. Biriken idrar kanamalarınızın artmasına neden olur.
Kan grubunuzdan tam emin değilseniz doğumdan sonra tekrar baktırın. Kan grubu negatif olan Anne'lerin bebeğinin kan grubuna bakılır. Bebek pozitifse Anne'ye kan uyuşmazlığına karşı koruyucu iğne yapılır. Bu iğne bir dahaki bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenmesini önler. Bu dönemde tıbbi yardım ve bakım gerektiren birçok olay yaşanır.
Uterus hızla küçülüyor...
Plasenta çıkar çıkmaz dölyatağı küçülür, sertleşir. Göbeğinizin altında sert bir kitle olarak ele gelir. Bu kitle 3 hafta içinde yavaş yavaş küçülerek kemik çatının içine girer ve elinize gelmez.
Ilk 3 gün içinde son ağrısı dediğimiz ağrıları hissedersiniz. Özellikle emzirmeden sonra duyduğunuz bu ağrılara kasılan ve küçülmeye çalışan döl yatağınız neden olur.
Hamilelikte ağırlığı 10 kat artan döl yatağınızın küçülmesi sırasında löşi dediğimiz akıntınız olur. Bu akıntı önce kırmızı, sonra sırasıyla pembe, sarı ve beyaz kremsi renk alarak 3-6 hafta süresince devam eder.
Ilk bir kaç gün kanlı akıntı vardır.
2-3 hafta sarı sulu akıntı olur.
Daha sonra akıntınız koyulaşır. Sarı yeşil renk alır. En geç 5 haftada akıntı kesilir.
Eğer akıntınızın rengi koyulaşır ve kötü kokulu olursa bir iltihap söz konusu olabilir. Böyle bir durumda hekiminize haber vermelisiniz.
Doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde biraz ateşiniz çıkabilir. Bunun nedeni doğum sırasında kaybettiğiniz sıvıdır. Bu nedenle doğumdan sonra bol sıvı gıdalar almaya başlamalısınız. Hamilelik sırasında vücudunuzda biriken sıvı ilk günlerde hızla azalmaya başlar. Özellikle sık idrara çıkarak ve terleyerek bu sıvıyı kaybedersiniz.
Evde bakım...

Eve gidince kendinizi iyi hissetseniz de bol bol dinlenmelisiniz. Yatmalısınız. Sık sık idrar yapmanız yararlıdır. Böylece idrar yolları enfeksiyonu riski azalır.
Eve gider gitmez duş alabilirsiniz. Duşu ayakta alın ve kese yapmayın.
2 hafta sonra sokağa çıkabilirsiniz.
3 hafta sonra ev işlerini yapmaya başlayabilirsiniz. Ancak ağır şeyler kaldırmayın ve ağır temizlikler yapmayın.
Kabızlık ve temizlik...
Ilk 2 gün geçici bir kabızlık olabilir. Daha fazla sürerse hekiminize danışmanız uygun olur.
Normal doğum yapmışsanız vajen girişinde epizyotomi kesisinin dikişleri vardır. Bu dikişlerinizin mikrop kapmaması gerekir. Mikrop kapma riski daha çok büyük tuvaletinizi yaptıktan sonra olur. Bu nedenle her tuvaletten sonra size verilen mikrop öldürücü sıvı ile vajen ağzını ve makatınızı önden arkaya doğru silmeniz gerekir. Sezaryan ile doğum yapanların da bu temizlemeyi yapmaları yararlıdır. Çünkü rahimden içeri girebilecek mikroplar dölyatağında iltihaplanmalara neden olabilir.
Bu dikişler ya da hamilelik sırasında oluşmuş basurlar vajen ağzında ve makatınızda ağrı yapabilir. Bu durumda günde iki kez 15 dakika süreli ılık hafif tuzlu suda oturmak yararlıdır. Bunun için 1 tencere suyu kaynatıp ılıtın ve içine bir çorba kaşığı tuz koyun. Yassı plastik bir kaba suyu koyarak içine oturun. Oturma sırasında makatınızı ve vajeninizi hafif hafif sıkın ve gevşetin.
Sezaryanla doğum yapmışsanız böyle sorununuz olmayacak. Ancak karnınızdaki dikişler biraz gerginlik ve ağrı yapar. Bu durumda dikişlerinizi kolonya ile ıslatın.
Duygusal Değişiklikler
Doğumun bitmiş olması ve sağlıklı bir bebeğe kavuşmuş olmanız siz de büyük bir rahatlamaya neden olur. Çok sevinçlisinizdir. Ona dokunmak kucaklamak istersiniz. Hiç çekinmeyin bol bol kucağınızda tutun onu. Bazen ona dokunmaktan korkabilirsiniz. Ancak bu duygu geçicidir. Üzülmeye gerek yok.
Bazen doğumdan sonraki ilk haftada Anne de hafif huy değişiklikleri ve ağlama nöbetleri olabilir. Ilk doğumlardan sonra daha sık görülür.
Adetlerin Yeniden Başlaması

Adetin yeniden başlaması ve düzenli hale gelmesi emzirme süresi ve sıklığına bağlıdır. Ilk adet kanaması ortalama 3. aydan sonra başlar. Bu dönemde yumurtalarınız da çalışmaya başlar. Yani emzirsenizde hamile kalma olasılığınız var. Bu nedenle hamilelikten korunmak için önlem almanız gerekir. Cinsel ilişkiye doğumdan 40. gün sonra başlayabilirsiniz.
Emziren Anne için en uygun korunma yöntemi spiraldir. Spiral doğum sırasında, ya da sezaryan sırasında takılabilir. Ya da 40. günden sonra adet gelmeden de spiral takılması mümkündür.
Ikinci sırada hapla korunma gelir. Emzirenler için içinde sadece progesteron olan haplar tercih edilir. Bu haplar sütü fazla etkilemez. Içinde iki tip hormon içeren doğum kontrol hapları sütü etkileyebilir.
Erkeğin kılıfla korunması kısa süreli bir korunma olup, fazla güvenilir değildir.
DOĞUMDAN HEMEN SONRA BEBEĞINIZ...

Bebek doğar doğmaz ağzı ve burnu temizlenir. Hafifçe kurulanır ve ısıtıcının altına konur. Çünkü aniden Anne karnına göre soğuk bir ortama çıkmıştır ve bu nedenle derisi mordur. Yeni ortama yavaş yavaş alışması gerekir. Daha sonra odanıza gider gitmez bebeği kucağınıza almanız hatta emzirmeniz önerilir. Bebeğin bakımı ile ilgili daha ayrıntılı bilgi Çocuk Hastalıkları Uzmanı tarafından doğumdan sonra size verilir.
Hergün bebeğin göbek bakımı yapılmalıdır. Göbek genellikle 6. günden sonra düşer. Ama 1,2 gün daha bakımı sürmelidir.
Doğum sonrası egzersizler...

Gevşemiş olan organlarınızın normal hale dönmesi 2 aydan fazla bir süre alır. Bu dönüşüme doğum sonrasında yapılacak egzersizlerin büyük katkısı olur. Yapabileceğiniz egzersizler egzersiz bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Doktorun aranması gereken durumlar...

Bir derece alıp sabah akşam ateşinizi ölçün.
Eğer ateşiniz 37.5'u geçerse,
Tarif ettiğimiz biçimde akıntı düzeniniz olmazsa veya yeniden kanama başlarsa,
ªiddetli Bel ve kasık ağrısı olursa,
Yanma tarzında idrar şikayetleri olursa,
Bacağınız alt ve arka kısmında gerginlik ve ağrı olursa, gecikmeden hekiminizi arayın


alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 04-Mart-2012 Saat 16:08
bebek beklerken alışveriş

Gebelik süreciyle birlikte ailelerde telaşlı hazırlıklar da başlar.Gelecek bebeğin giysileri, yatağı ve odası, diğer gereksinimleri hazırlanmaya başlanır. Bu yazımızda, bebek alışverişi için anne baba adaylarına bazı ipuçları vereceğiz. Elbette, bazı malzemeler bebek doğduktan sonra o zamanki koşullara göre temin edilebilir. Ancak, ilk haftaların yoğun ve yorucu geçeceğini düşünerek temel hazırlıkları tamamlamak tercih edilmelidir.


Bebeğe gerekecek temel giysiler
Bebeğe giysi alırken, ilk aylarda hızla büyüyeceğini göz önünde tutarak çok sayıda küçük boy giysi almamakta yarar vardır. İlk günler için birkaç parçayla yetinip 3-6 aya göre olanlardan daha fazla almak uygun olacaktır. Bir diğer önemli nokta da, bebeğin güvenliği açısından düğme, uzun bağcık, kurdele gibi aksesuarlardan kaçınmaktır. Pamuklu giysileri tercih etmek uygun olacaktır.


Pamuklu badi ve zıbın türü iç giysileri - Çok sık kirleneceği için çok sayıda alınması iyi olur .
Tulumlar
Pijama takımları
Patik, çorap
Eldiven - Bebeğin tırnakları kesildikten sonra, evde eldiven giymesini önermiyoruz. Özellikle emme sırasında anneye dokunması gereklidir . Ancak kış için, ev dışında kullanmak üzere birkaç eldiven alınabilir.
Şapka
Kapüşonlu mont, hırka


Bebek Bakımı ve Banyo Malzemeleri
Bakım ürünleri, bebek cildine uygunluğu test edilmiş özel ürünlerden seçilmelidir.

Sabun
Şampuan- Saç ve vücut için kullanılan türler daha pratik olabilir.
Nemlendirici süt veya yağ
Pişik kremi ( alt bakım kremi ) - Pişik kremi diye anılan kremler sanılanın aksine pişik oluşmadan önce koruyucu amaçlı kullanılmalıdırlar. Bu nedenle, bebeğin bakım malzemeleri arasında bulundurulması gereklidir.
Banyo küveti- Bebeği yıkamak için kolaylık sağlayacaktır.
Banyo termometresi- Banyo suyunun sıcaklığını elle de kontrol etmek gerekir, ancak ilk acemilik döneminde bir termometre yararlı olacaktır.
Tırnak makası- Bebek için tırnak makasına ilk günlerde hemen ihtiyaç duyacaksınız, çünkü bebeğin tırnakları çabuk uzar ve elleri eldiven içine hapsetmemek için tırnakları kesmek gerekir.
Saç tarağı ve fırçası
Bebek bezi- Önceden biraz bez depolamak isterseniz, en küçük boyun uzun süre kullanılmayacağını göz önüne almalısınız.
Islak mendiller- Alkol, parfüm içermeyenler tercih edilmelidir. Yenidoğanın cildi çok hassas olduğundan ilk aylarda su ve pamukla alt temizliği tercih edilebilir. Ancak çantada bulunacak ıslak mendiller, özellikle dışarıdayken işinize yarayacak, kendi ellerinizi, bebeğin kusmuğunu silmek için de kullanılabilecektir.
Su geçirmez örtü – Alt değiştirme sırasında kullanmak için gereklidir.
Bebeğin ateşini ölçmek için termometre- Eski civalı modeller tercih edilmemelidir.

Bebek Odası


Bebek yatağı- Sağlığa zararlı boyalar içermeyen, yüksekliği ayarlanabilen, parmaklıkları arasına bebeğin sıkışmayacağı şekilde bir yatak uygun olacaktır. Bebek büyüyünce de kullanmak istenirse, büyük çocuk yatağına dönebilen modeller tercih edilmelidir. İlk haftalar için, basit bir beşik veya sepet bile kullanışlı olabilir.
Birkaç battaniye
Yatak çarşafları
Şilte - Yatak şiltesi yün olmamalıdır. Bebeğin içine gömüleceği kadar yumuşak olmamalıdır. 1 yaşa kadar yastığa gerek yoktur. Hatta, bebek yatağında aksesuar olarak fazla yastık, tüylü oyuncak bulundurmamak gerekir. Bu tarz eşyalar hem boğulma riski yaratır, hem de alerjilere zemin hazırlayabilirler.
Oda termometresi - Bebeğin odasının sıcaklığını ayarlamak için acemi anne babaya yararlı olacaktır. Genellikle 24 derece dolayında bir sıcaklık uygundur.

alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 04-Mart-2012 Saat 16:19
En Çok Görülen Hamilelik Yakınmaları
Dokuz ay, on gün süren hamilelik maratonu boyunca heyecanlı bir bekleyişin yanı sıra anne adaylarını bekleyen bazı sıkıntılar da bulunuyor.

Kilo değişimi, bulantı, şişkinlikler, mide ve bağırsak rahatsızlıkları gibi sorunlar anne adaylarına sıkıntı günler yaşatabilir. Bu yazımızda olası sorunlar ve çözümler konusunda pratik öneriler bulabilirsiniz.

Hamilelikte kaşıntı
Gebelik dönemi boyunca vücutta görülen yaygın kaşıntının en önemli nedenlerinden biri gebelik kaşıntısıdır. Bu yakınma yaklaşık olarak her 700 anne adayından birinde genellikle gebeliğin son haftalarında görülür. Yakınmaların nedeni artan gebelik hormonların etkisiyle safra kanallarındaki akımın yavaşlaması ve böylece kanda kaşıntıya neden olan safra asitlerinin birikmesi.
Gebelik kaşıntısında çoğunlukla tek belirti kaşıntı olmasına rağmen ileri durumlarda kaşıntıdan birkaç gün sonra safra kanallarındaki tıkanıklık, kanda bilirubin artışına ve sarılık gelişmesine neden olabilir.
Kaşıntı tek başına hamilelik sürecini ve bebeğin durumunu olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmez. Ancak kaşıntı ile birlikte sarılık görülmesi halinde gebeliğin yakından takip edilmesi gerekir.
Gebelik kaşıntısı, preeklampsi seyrinde gelişebilen karaciğer tutulumundan ayırtedilmesi gereken bir durumdur. Bu ayrım tansiyonun normal olması ve idrarda protein çıkışı olmamasıyla kolaylıkla yapılabilir.
Gebelik kaşıntısının tedavisi doktor önerisine göre bölgesel krem veya losyon ya da ağızdan tablet alınması şeklinde yapılabilir.
Gebelik kaşıntısı çoğunlukla doğumdan iki hafta sonra kaybolur. Ancak rahatsızlık genellikle her gebelikte tekrar eder. Hastalığı geçiren anne adayları doğum kontrol hapı kullandıklarında da aynı belirtiler ortaya çıkabilir.

Göğüslerdeki değişiklikler:
Hormonların etkisi ile göğüslere gelen kan akışı hızla artar, bu değişim gerilme ve duyarlılık hissine neden olur. Hamileliğin ilerlemesi ile birlikte östrojen, progesteron ve prolaktin hormonlarının artışına bağlı olarak süt kanalları büyür ve gelişir.
Anne adaylarında son aylarda (20. haftadan itibaren) bazen süte benzer bir sıvı akışı olabilir. Bu durum olağan olduğundan göğüsleri sıkmamak gerekir.

Hamilelikte bulantı ve kusma:
Anne adaylarının sıkça rastladığı bu durum genellikle gebelikte salgılanan bHCG hormonunun etkisi ile oluşur. Çoğunlukla bulantı ve kusma hamileliğin ilk 12 haftası boyunca görülür ve daha sonra azalarak kaybolur. Bulantının şiddeti ve eşlik eden kusma kişiden kişiye değişir. Hamilelerin neredeyse yarısında değişen oranlarda bulantı-kusma gibi rahatsızlıklar olur.
Çok rahatsızlık veren bir durum olmasına rağmen sabah bulantıları nadiren bebek ve anne için tehlikeli oluşturur. Pekçok hamile, midesi boş olduğunda bu şikayetlerin çoğaldığından yakınır. Bulantıları en aza indirgemek için en iyi çözüm gün içinde az ve sık yemek yemektir. Yatağınızın başucunda kraker, bisküvi gibi yiyecekler bulundurarak ve sabah kalkmadan önce birkaç parça atıştırarak yakınmaları azaltmak mümkün. Baharatlı, yağlı, kızarmış yiyeceklerden kaçınmak, bol su içmekte yararlı.
Bazı vakalarda bulantı ve kusma beslenme düzenini bozacak ve neredeyse gıda alınımını çok azaltacak seviyede olur. Bu duruma hiperemezis adı verilir. Özellikle çoğul gebeliklerde daha sık görülür. Hiperemezis oluştuğunda anne adayına damar yolu ile dışarıdan sıvı (serum) ve glukoz (şeker) takviyesi yapmak gerekir. Hafif bulantılarda ise; bunun geçici olduğunu bilmek, yemek kokularından uzak durmak faydalı olur. Bazı durumlarda bulantı kesicilere (antiemetikler) gereksinim duyulabilir. Tedavi ve doz konusunda doktorunuz size yardımcı olacaktır.

İdrar sıklığında değişiklik:
Hamileliğin ilerleyen aylarında; uterusun büyümesi nedeniyle mesaneye baskı yapılır ve bunun sonucu mesane kapasitesi azalır. Mesanede daha az miktardaki idrar ile dolma hissi belirir. Bu durum sık ve az miktarda idrar yapmaya neden olur. Bazı hamileler geceleri idrara sık kalkma sebebiyle uyku problemi de yaşayabilir. İdrar değişiklikleri özellikle hamileliğin ilk 3 ay ve son 3 ayında kendini gösterir. Ender olarak idrar kaçırma da görülebilir. Ancak bunlar tamamen olağan durumlardır. Şayet idrar sıklığına idrar yaparken yanma, ağrı gibi yakınmalar eşlik ediyorsa, idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda doktorunuza başvurmalısınız.

Uykusuzluk ve yorgunluk sorunu:
Hamileliğin ilk 3 aylık evresinde uyuma isteği ve yorgunluk hissi çok sık rastlanan bir şikayettir. Çalışan anne adaylarında bu şikayet daha sık görülür. Vücudun gebeliğe uyumu sırasında gelişen bu durum, bir hastalık belirtisi değil, tamamen normal bir süreç. Hamileliğin 3. ayından sonra anne adaylarının büyük bir kısmı eski uyku düzenlerine yeniden kavuşur.
Buna karşın hamileliğin son dönemlerinde uyuma güçlüğü çekebilirsiniz. Bunun nedenleri arasında sık idrara gitmek, bebeğinizin hareketleri olabilir. Böyle bir durum karşısında endişelenmeniz gerekmez. Kendinizi uyumaya zorlamayın. Bunun yerine ılık bir duş alabilir, ılık bir bardak içecek içebilir veya kitap okuyabilirsiniz. Uyuma sorununu artırmamak için geceleri çay, kahve, kola gibi içeceklerden kaçının. Uyuma güçlüğünün yanı sıra korkutucu rüyalar gibi yakınmalarınız da olabilir. Bu sorunları doktorunuzla paylaşabilirsiniz.

İştahın artması:
Neredeyse anne adaylarının tamamında görülen bir yakınma besin gereksinim artması ile birlikte gelişen iştah artışı. Bazı hamilelerde iştah artışı çok fazla ve özellikle belli gıda grubuna karşı olur. Buna halk arasında aşerme denir. Anne adayları hamilelikleri öncesinden farklı olarak tatlı, tuzlu veya mevsimi olmayan yiyecekler arzulayabilirler. Aşermenin bilimsel bir açıklaması yoktur. Hamilelerin belli bir gıda grubuna yönelmesi en çok gebeliğin ilk 3 aylık gebelik evresinde görülür. Bazı vakalarda anne adayı; kireç, toprak, kil gibi zararlı maddelerini de yeme isteği duyabilir. Bazılarında ise anne adayı hamilelikten önce çok severek yediği gıdalardan tiksinebilir.
İştah artışının dışında anne adaylarında görülen bir diğer yakınma da besin maddelerinin ağızda metalik bir tat bırakması. Bu yakırmaya ağız içi tat alma duyularındaki değişim neden olur ve durum geçicidir.

Kilo artışı:
Hamilelik süreci boyunca anne adaylarında oluşan en belirgin değişiklik kilo artışıdır. Bir anne adayının alması gereken kilo, hamileliğin başlangıcındaki boy/kilo (Body mass index) oranına göre hesaplanır. Normal şartlarda bir tekiz gebelikte anne adayının yaklaşık 10-15 kilo alması beklenir. Normal oranların üzerinde alınan kilo hem annenin hemde bebeğin sağlığını tehlikeye sokar.
Sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için anne adaylarının mutlaka dengeli beslenmesi gerekir. Hamilenin beslenmesinde protein, şeker ve yağ oranı dengeli olmalı.

Mide yanması ya da reflü:
Hamileliğin ilk aylarından itibaren görülen mide - bağırsak değişikliklerinin en önemli nedeni gebelik hormonunun artmasıdır. Anne adaylarının neredeyse yarısında mide yanması yakınmaları görülür. Progesteron hormonu yükselmesine bağlı olarak mide - bağırsak sistemindeki düz kaslarda gevşeme olur ve aynı zamanda yemek borusu ile mide arasındaki kapı (sfinkter) eskiye oranla daha fazla açık kalır. Midede yenen besinlerin hazmedilmesi ve bağırsaklara doğru ilerlemesi daha uzun zaman alır. Asitli mide içeriğinin yemek borusuna doğru kaçışını kolaylaştırır. Bu da anne adayında mide yanması, ekşimesi ve geri kaçış arttıkça ağızda ekşi-acı bir tat belirmesine neden olur. Bu yakınmalar sık sık, bölünmüş porsiyonlar halinde ve daha az yağlı yemek tüketmekle önemli miktarda azaltılır. Yemeğinizi yavaş yemeli ve iyi çiğnemelisiniz. Yemek yedikten hemen sonra yatmamak, en erken 2 saat sonra yatış pozisyonuna geçmek oldukça faydalı olabilir. Gece yatarken düz yatmamaya gayret edin, başınız 15-30 cm yüksekte olsun. Yine de yakınmalar devam ediyorsa doktorunuz ilaç tedavisini önerebilir.

Kabızlık sorunu:
Görülen bir diğer yakınma genellikle kabızlıktır. Boşaltım sisteminin yavaşlaması ve büyüyen uterusun kalın bağırsağın son kısmına (rektum) baskı yapması sonucunda kabızlık gelişir. Yakınmayı gidermek için bol miktarda sıvı tüketilmeli (günde en az 3 litre), lifli-posalı besinler (meyve, sebze, baklagil, salata vb.) alınmalı. Özellikle kahvaltıda kepekli ekmek tercih etmek kabızlık sorununa karşı yardımcı olur. Hamilelik öncesinde de
kabızlık şikayeti olan anne adaylarında genellikle hamilelikle birlikte durum kötüleşir. Kabızlığın uzun süre süre devam etmesi ve büyüyen uterusun rektum toplar damarına baskı oluşturması sonucunda hemoroid (basur) sorunları da oluşabilir. Hemoroid makat bölgesinde ağrılı bir şişliğin oluşmasına neden olur. Kabızlık önlenmediği takdirde ıkınmalar nedeniyle karın içinde basıncın artması; hemoroidin ilerlemesine ve ağrının artmasına hatta kanamalara neden olabilir. Böyle bir durumda doktorunuza başvurmanız gerekir.

Dişeti şikayetleri:
Hamilelik süreci boyunca anne adaylarının dişetlerinde hiperplazi denen şişkinlik ve ağrıya sebep olan kabarmalar görülebilir. Bu durum dişlerin fırçalanması esnasında hassasiyet ve kanamaların oluşmasına neden olabilir. Bundan dolayı dişleri sık fırçalamak, diş etlerine masaj yapmak, yumuşak uygun diş fırçası kullanmak gerekir.

Düşük tansiyon ve çarpıntı:
Anne adaylarında görülen sıkça görülen bir diğer yakınma kalp-damar sisteminde olan fizyolojik değişikliklerdir. Hamilelik süresince kanı oluşturan sıvı kısım (plazma) ve kanın şekilli elementleri (alyuvar - akyuvarlar vb.) belirgin bir oranda artış gösterirler. Uterus ve gelişen fetusa besin ve oksijenin yeterince taşınabilmesi için bu değişim gereklidir. Ayrıca gebelik boyunca kalbe binen yük gebelik öncesi döneme göre yaklaşık %50 oranında artış gösterir. Bunun sonucunda hamilelik süresi boyunca kalp atış sayısında bir miktar yükselme olur. Kalbin atım hızındaki bu artış anne adayı tarafından çarpıntı olarak hissedilir.
Fizyolojik bir diğer durum ise özellikle hamileliğin ilk ve ikinci 3 aylık evresinde anne adaylarının hafif bir tansiyon düşüklüğü yaşaması. Anne adayının kalp atış hızı belirgin ve çarpıntı hissi yoğun ise; bunun nedeni anemi (kansızlık) olabilir. Bu durumda yakınmalarınızı doktorunuza paylaşmanız çok önemlidir. Yakınmanın hamilelik nedeniyle gelişip gelişmediğini anlamak için basit bir tam kan sayımı ve fizik muayene yapılması yeterlidir.

Varis sorunu:
Hamilelik süresince karın içindeki basınç artar. Bunun sonucunda toplardamarlardan kalbe dönen kanın akışında bir miktar güçlük başlar. Bu değişim özellikle bacaklarda bazen de vulva-vajen bölgelerinde varis denen damar genişlemelerine neden olabilir. Varisler genellikle hamileliğin son dönemlerinde daha sık görülür. Hamilelik öncesinde varisleri olan kişilerde hamilelikle birlikte varislerde belirginleşme, artma oluşabilir. Varislerin oluşmasını azaltmak ve yarattıkları ağrılara karşı çok uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmak, bacak kaslarını çalıştırıcı ritmik egzersizler (yürüyüş yapmak), yatarken dolaşımı kolaylaştırmak için bacakları yükseltmek gerekir.

Vücutta ödem:
Özellikle hamileliğin son aylarında vücutta oluşan plazma (sıvı) miktarının artışı kilo artışları ile birlikte ayak sırtı, ayak bileği, eller ve parmaklarda bir miktar 'ödem' adı verilen şişliklerin oluşmasına neden olur. Hamilelik süresince anne adayının aydığı kilonun dörtte biri sıvıdır. Anne adayının uzun süre ayakta kalması sonucunda bu şişlikler daha da belirginleşir. Bundan dolayı hamilelerin mümkün olduğunca el ve ayaklarını dinlendirmesi gerekir. Ödemin daha çabuk çözülmesi için faydalı olan bir diğer yöntem de ayakları yukarı kaldırarak (altına destek koyarak) yatmaktır. Ayrıca rahat, sıkı olmayan ayakkabıların giyilmesi de önem taşır. Hamilikte ayakkabı numarası artabilir. Oluşan ödem ayak sırtından daha farklı bölgelerde belirginleşiyorsa, bacak şişmesi halini alıyorsa Preeklampsi denen bir hastalığın belirtisi olabilir. Hastalığın varlığı yapılan fizik muayenelerde erken dönemde saptanabilir. Teşhis için tansiyon yükselmesi ve idrar tahlilindeki protein varlığına bakılır.

Baş ağrısı:
Hamileliği öncesinde baş ağrıları olan anne adaylarında genellikle gebelikte boyunca baş ağrıları ya azalabilir ya da artabilir. Bazı durumlarda baş ağrıları ilk defa gebelikte ortaya çıkabilir. Anne adayı bu durumda mümkün olduğu kadar ilaç kullanımından kaçınmalı. Zorunlu durumlarda doktor tavsiyesi ile ağrı kesici kullanılabilir.
Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan baş ağrılarına yüksek tansiyon neden olabilir ve bundan dolayı mutlaka incelenmeli.

Kansızlık (Anemi):
Anemi yani kansızlık, hemoglobin değerinin belli bir sınırın altına düşmesidir. Hamilelikte bir dereceye kadar hemoglobin düşüşü normal olarak kabul ediliyor. Anne adayında hafif dereceli kansızlık varsa genellikle herhangi bir belirti ortaya çıkmaz. Ancak ağır kansızlık (derin anemi) vakalarında, çarpıntı, bayılma, baş dönmesi, nefes darlığı oluşur. Diğer hamilelik yakınmaları ile kıyaslandığında, kansızlık, hem anne hem bebek için tehlikeli olabilir. Bundan dolayı anne adayı hamilelik boyunca demir ve folat takviyesi almalı ve aralıklı olarak kan sayımı yaptırmalı.

Kramplar:
Hamileliğin ikinci ve üçüncü 3 aylık evrelerinde sıkça görülen şikayetlerden biri kramplardır. Bunun nedeni bacaklara binen yükün artması, eskiye oranla fizik aktivitenizin azalması ve kas yorgunluğunun daha kolay oluşması. Bazı durumlarda kalsiyum, magnezyum elementlerinin yetersiz alımı sonrasında da kramplar görülebilir. Yakınmalara karşı en rahatlatıcı çözüm düzenli, doktorun önerdiği tür egzersizleri hamileliğin başından itibaren yapmaktır. Süt ve süt ürünleri tüketimi de krampların sıklığını azaltır. Bel - Sırt Ağrıları:
Hamileliğin ilerleyen aylarında artan beden ağırlığı, uterus ve fetusun ağırlığı, çoğalan sıvı oranları sonucunda yerçekimine karşı koymak isteyen omurgada bazı pozisyon (postür) değişiklikleri oluşur. Ağrılar özellikle sırt ve bel bölgesinde oluşur. Bunun nedeni bel - sırt omurlarına içe dönük bir eğim verilmesi. Ağrının başlıca sebebi omurga çevresindeki kasların bu duruşu sağlayabilmek için uzun süreli kasılı (spazm) kalmaları.
Anne adayları şikayetleri azaltmak amacıyla bazı önlemler alabilirler. Omuzlar dik olacak şekilde durmak ya da oturmak, otururken bel bölgelerinin arkasına uygun büyüklükte bir yastığı yerleştirmek, ortopedik ve yüksek topuklu olmayan uygun ayakkabı giymek ve yattıkları yatağın nispeten sert ve ortopedik olması ağrıları azaltır.

Hamileliğin son aylarında progesteron hormonu ile eklem yerlerindeki bağların yumuşaması sonucu özellikle pelvis kemikleri denen leğen kemikleri arasındaki ayrılma sırt, kalça, bacak üst kısımlarına yayılan yoğun ağrılara neden olabilir. Bu durum, vücudun doğal olarak kendini doğuma hazırlamasıdır.
Bazı vakalarda anne adaylarında omurilikten vücuda yayılan sinir kılıflarındaki ödem sonucu siyatik türü bacağa yayılan ağrılar görülür. Doktorunuzun masaj önerileri doğrultusunda birtakım egzersiz, gerekirse ilaçla tedavi, dinlenme ile bu soruna çare bulunabilir. Bu yakınmaların tamamı doğum sonrası azalır. Özellikle doğum sonrası yapılacak uygun egzersizlerle yakınmalar tamamen geçer.

Hamilelikte akıntı:
Hamilelik sırasında vajinal akıntının artmasına neden olan en önemli faktörlerden bir kaçı damar dışına çıkan sıvı miktarının artması ve hormonal değişimler. Vajinal akıntıdaki artış hamileliğin henüz ilk haftalarından itibaren başlar. Akıntı renksiz ve kokusuzdur. Doktorunuza başvurmanız gereken durumlar akıntının koyu sarı - yeşilimsi renk değişikliği göstermesi, kötü kokunun varlığı ya da kaşıntı gibi ek yakınmaların olması. Bakteriyel bir enfeksiyon bazı vakalarda, düşük, erken doğum, su kesesi açılması gibi önemli sorunlara neden olabilir. Bu durumun tanısı kolaylıkla yapılabilir ve uygun tedavinin seçimi ile risklerden uzak kalmak mümkün. Özellikle hamileliğin son aylarında olağan dışı her türlü akıntı artışında daha dikkatli olunmalı. Bunun nedeni bazen su kesenizin erken açılması (EMR) sonucu vajinal yolla amnion sıvısı sızması olabilir. Bundan dolayı en küçük bir şüphede doktoru bilgilendirmek gerekir.

Ciltte değişiklikler:
Ciltteki değişiklikler her hamile kadında farklı seviyelerde görülebilir. Vücudun belirli bölgelerinde cilde koyu rengini veren melanin pigmentlerinde bölgesel artış olur. Bazı anne adaylarında özellikle yüzde maske tarzında olabilen bu koyu renk görüntüye kloazma adı verilir.
Bu durum güneş ışınlarına direkt maruz kalma ile belirginleşebilir. Renk koyulaşmaları doğum sonrası ve loğusalık dönemi boyunca giderek azalıp tamamen kaybolur. Buna rağmen yinede direkt güneş ışığına maruz kalmamak ve bu durumu önlemek için uygun bir güneş kremi kullanılmak gerekir.
Hamilelik döneminde nevus denen benlerin boyutları artabilir veya renkleri koyulaşabilir. Ayrıca bazı hamilelerde, ciltte yağlanma sonucu akne artışı olabilir. Bunun tam tersine kimilerinde de ciltte kuruma meydana gelebilir. Anne adayları yakınmaları azaltabilmek için uygun temizleyici sabunlar ve nemlendiriciler kullanılabilir.
Özellikle hamileliğin ikinci yarısından itibaren anne adaylarında karın cildinde gerginliğe bağlı olarak çatlaklar (stria) görülür. Hızlı kilo artışı nedeniyle bu çatlaklar bacak, kalça bölgelerinde de ortaya çıkar. Cildin esnekliği kişiler arasında belirgin farklılık gösterdiğinden çatlak oluşumu herkeste farklı boyutta olur. Cilt esnekliğini bol sıvı alarak, uygun kremler kullanarak desteklemek mümkün. Başlangıçta koyu mavi-mor renkli bu cilt izleri, doğum sonrası renklerini kaybedip sedefi renkte izlere dönerler.
Sıkça karşılaşılan bir diğer yakınma kaşıntıdır. Kaşıntı çoğunlukla gerginleşen cilt bölgelerinde görülür. Ilık duş almak, bol rahat giysiler ve nemlendiriciler şikayeti azaltmaya yardımcı olur. Şiddetli kaşıntı varsa, safra yolları ile ilgili bir anormallik olabileceğinden doktora başvuralabilir.

Hamilelikte düşmeler:
Hamileliğin ilerleyen aylarında karın büyüdükçe denge merkezi değişir. Anne adayının ligamanlarının progesteron hormonunun etkisiyle gevşemesi burkulmalara daha yatkın bir durum yaratır. Hamileler özellikle merdiven inerken dikkat etmeli. Kısa topuklu (düz değil) ayakkabılar giymek tehlikeyi azaltır. Düz ayakkabı giymek, hamilelikte taban düşüklüğü riskini arttığı için önerilmez. Gece tuvalete kalktığınızda düşmekten korunmak için bir ışık açık bırakmak basit bir tedbirdir.

El ve parmaklarda uyuşma:
Hamileliğin ikinci 3 aylık evresinden itibaren anne adaylarında el ve parmaklarda uyuşma, karıncalanma görülebilir. Bazı durumlarda kollarda da ağrı hissedilir. Ağrılar özellikle sabah saatlerinde şiddetlidir ve gün içinde, hareket ettikçe, giderek azalır. Karpal tünel sendromu olarak adlandırılan bu durum bilekteki sinir kılıflarının ödem ve bası nedeniyle sıkışmasına bağlıdır.

Görme bozuklukları:
Bazı hamilelerde görme bozukluğu şikayetleri görülür. Hamilelik esnasında göz içi sıvı dengesi değişimi sonucu hafif lens şişmesi olabilir. Bu şikayet doğumdan sonra kaybolur. Ancak ani başlangıçlı görme bozukluğu, özellikle gebeliğin son aylarında gözlerde sinek uçuşmaları diye tanımlanan durumlarda en kısa zamanda doktora başvurmak gerekir. Bunun nedeni şikayetin, preeklampsi denen (gebelik zehirlenmesi) durumunun ağırlaşmasından kaynaklanabiliyor olması.

Psikolojik değişiğimler:
Hamileliğin başından itibaren duygusal değişimler çoğunlukla anne adaylarını etkiler. Çabuk hüzünlenme, yersiz alınganlıklar, ayrıntılarla çok ilgilenme, uyku düzeni bozuklukları, sinirlilik hamilelerin yakın çevrelerindeki kişilerin dikkatini çeker. Anne adaylarında görülen bu duruma stres hormonlarındaki değişimlerin sebep olduğu düşünülür. Anne adayına yakın kişilerin ilgisi ve anlayışlı davranması psikolojik değişimin daha kolay atlatılmasını sağlar. Özellikle bebek hareketlerinin hissedilmesinden sonra anne ile bebeğin arasında daha bu dönemde kurulan güçlü iletişim anne adayının bu dönemi keyifle sürdürmesini sağlar.alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 15-Mart-2012 Saat 12:34
lohusalar neden depresyona giriyor


Ortalama 9 ay süren hamileliğin getirdiği değişiklikler ve sıkıntılar, hayatın bir daha eskisi gibi olamayacağı hissi ile yeni bebek dünyaya getirmiş kadınların büyük bir kısmında depresif duygu durumları oluşmaktadır. Bazı kadınlar bu dönemi sorunsuz atlatırken, bazı kadınlarda ise depresyon oldukça yıpratıcı bir hal almaktadır.

Yeni anne olmuş kadınları depresyona sürükleyen pek çok neden vardır. Doğum öncesi dönemde ve doğumdan sonra bu nedenler izlenerek depresyonun oluşması engellenebilmekte ya da etkileri aza indirilebilmektedir. Burada görev lohusadan çok lohusanın eşi ve yakın çevresine düşmektedir.

Hamilelik esnasında duygusal bunalım yaşıyan kadında doğum sonrası depresyon görülme riski artmaktadır. Hamileliğin herhangi bir döneminde depresyon görülebilir. Bebeğin bakımının üstesinden gelemeyeceğini düşünen, sağlık sorunlu bebek doğurmuş, çocuğun beslenme ve uyku problemlerinin üstesinden gelememek bunalım için bir başka risk faktörüdür. Hamilelik ve doğum sonrası stresli durumlar yaşamak, boşanmak, iş değiştirmek, kaza, hırsızlık gibi sorunlar depresyona sebep olabilir.

Hamilelik ve doğum sonrasında kadın desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu destek hem duygusal hem de yardım gibi araç desteklerini kapsar. Kadın yardım alamaz ve duygusal paylaşımda bulunamazsa sosyalliği, kendine olan ve başkalarına olan güveni azalır. Yeni durumuna alışamayn, işlere yetişemeyen kadın kendini yetersiz hisseder.

Kadının doğum yapmaktan korkması ve tedirgin olması son derece normal olmasına karşın ileri derecede görüldüğünde doğum sonrası depresyon görülebilmektedir.

Doğum öncesi ve sonrasında yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi eşin desteği çok önemlidir. Eşi ile iletişim kuramayan, eşinden beklediği desteği göremeyen kadın hayal kırıklığına uğrar. Kadının çocuk sahibi olduğu eşinin resmen kocası olup olmaması, birlikte yaşayıp yaşamamaları bile kadının doğum sonrası depresyon yaşaması için yeterlidir. Bebeğin beklenen, istenen be planlanan bir bebek olup olmaması ayrıca önem taşımaktadır. Anne olmaya hazır olmayan bir kadın istemediği bir bebeğin gelişi ve artan rolleri nedeni ile çöküntü yaşayabilir.

Kadının kendine olan saygısının düşüklüğü, kendini değerli görmemesi ve kendinden memnuniyeti yetersizse olumsuz duygular yaşayabilirler.

Bebeğin huysuzluğu, tatmin edilememesi, sürekli ağlaması ve uyumaması, beslenmemesi gibi sorunlar anneyi son derece etkilemektedir.

9 ay gibi uzun bir sürede fiziksel ve duygusal açıdan bambaşka deneyim yaşayan, doğumun zorluklarına göğüs geren ve doğan bebek ile hayatı sonsuza kadar değişen kadının duygusal açıdan problemler yaşaması normaldir. Aile ve çevre desteği ile bu durumun üstesinden gelebilir. Depresyon durumu 1 yıla yakın bir zamana yayılırsa mutlaka uzman yardımı almalıdır.

alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
Svetlana Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 05-Mart-2009
Konum: Antalya
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 1342
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti Svetlana Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 19-Mart-2012 Saat 19:01
Ellerinize sağlık!!! Çok faydalı bilgiler!!!
Ben de dün böyle birşey buldum... Belki de biliyorsunuzdur bu siteyı! Ben çok şeyi öğrendım orada! Çok güzel yaw... Hafta hafta gebeliği anlatıyor... Bebekler hafta hafta nalıl değiştığını gösteriyor... Annedeki değişiklikler. Ben çok beğendım! Bir bakın siz de))) http://gebelik.org/dosyalar/haftalar/hafta1.html
HAMD OLSUN BİZİ YARADANA

Ve Annesinin güzeli Elif Nisam dünyaya gözlerini açtı


Allah'ım sen bebeğimi koru!
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 31-Mayis-2012 Saat 14:55
Yaz hamileliğinde beslenme:
Hava sıcaklığının artmasıyla beraber öncelikle günlük sıvı alımımıza dikkat etmemiz gerekir ve bu sıvıyı sağladığımız kaynaklara. Su, vücudun taşıma sisteminde görevlidir. Alınan besin öğelerinin vücut hücrelerine taşınmasında ve metabolik atıkların vücuttan uzaklaştırılmasında başroldedir. Bebeğin ve annenin artan kan hacmi için 8-10 bardak su tüketilmelidir. Aldığımız bu sıvının kafein, karbondioksit ve yüksek şeker içermemesi de önemli bir ayrıntı. Sıvı kaynağı olarak beslenmemizde öncelikle suya yer vermemiz gerektiğinin altını önemle çiziyoruz.
Yaz aylarında artan meyve ve sebze seçenekleri de sıvı ihtiyacımızı sağlamaya yardımcı olur. Meyve ve sebzeler vitamin, mineral, lif (POSA),su ve bebeğinizin sağlığı için çok iyi olan diğer besin öğeleriyle yüklüdür. Meyve ve sebzelerin sağladığı bu yararlardan faydalanabilmenin en kolay yolu çeşitliliği sağlamaktır. Her meyve ve sebzeye rengini veren pigmentler aynı zamanda farklı besin öğelerini de sağlar. Ve yaz bu konuda bize kışa nazaran daha cömert davranır. Sofranız ne kadar çok ve farklı renk içerirse besin öğelerini almanız o denli artacak ve çeşitlenecektir.
Yaz aylarının vazgeçilmez besinlerinden biri olan dondurmayı seçerken de dikkatli olmalısınız. Kremayla yapılan dondurmalar yerine taze sütle yapılan dondurmaları tercih etmek daha az katı yağ almanızı sağlar.
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 31-Mayis-2012 Saat 14:58
Hamilelerin yazın dikkat etmesi gereken konular
Sıcak yaz günlerinde hamilelerin işi pek de kolay değil. Hamilelerin sıkıntılarını minimuma indirmeleri için bol su tüketmeleri, pamuklu giysiler giymeleri, beslenmelerine dikkat etmeleri gibi bazı önemli detaylar var. Memorial Hastanesi’nden Op. Dr. Figen Taşer Güney, rahat bir yaz dönemi geçirmek için hamilelere birkaç tavsiye veriyor.

Sıcak yaz ayları özellikle son aylarındaki hamileleri zorluyor
Gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler, anne adaylarını çevre koşullarına daha duyarlı hale getirmektedir. Bu dönemde vücut ısısı artar. Özellikle hamileliğin ilk aylarında olan anne adaylarında halsizlik şikayeti, terleme ile oluşan sıvı kaybına bağlı olarak daha belirgin olabilir.

Gebeliğin son aylarındaki anne adayları için sıcak yaz ayları daha zorlu geçecektir. Vücutlarında oluşan değişime ve alınan kilolara bağlı olarak solunum sayısında artış, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma ve sıcağa tahammülsüzlük daha sık görülür. Bu durumda bol su (yaklaşık 2.5 lt/gün) tüketilmesi ve özellikle sıcak öğle saatlerinde dışarıya çıkılmaması önerilir. Bu aylarda günün sıcak saatlerinin klimalı ortamlarda geçirilmesi daha konforlu bir ortam yaratabilir. Sıvı alımındaki yetersizlik, tansiyon düşüklüğüne neden olabildiği gibi; kabızlık, idrar yolu sorunları ve bebeğin amniyotik sıvı miktarında azalmaya da yol açabilir.

İnce ve pamuklu giysiler tercih edilmeli
Giysi olarak mutlaka sentetik olmayan kumaşlardan yapılan ve ısıyı yansıtan açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Gebelikte vücut ısısının yükselmesi ve efor kapasitesinin azalması terlemeyi artırır. Pamuklu, cilde nefes aldıran kıyafet seçimi, anne adaylarını cilt mantarları ve genital mantardan koruyacaktır. Terlemeye bağlı ciltte oluşabilecek sorunları sık duş alma ve doktor önerisiyle kullanılan kremlerle gidermek mümkündür.

Gebeler seyahat edebilir mi?
Yaz aylarında en sık sorulan soruların başında gelmektedir. Gebelikte özellikle ilk on haftaya kadar düşük riski %10 civarındadır. Bu nedenle, gebeliğin ilk haftalarında ve 34. gebelik haftasından sonra uzun ve yorucu olabilecek seyahatler önerilmez. Bu süreler dışında sorunsuz takip edilen bir gebenin seyahatinde genellikle bir sakınca yoktur. Ancak uzun kara yolculuklarında mutlaka sık mola verilmelidir. Uzun süre hareketsiz kalınca bacaklarda ödem gelişebilir ve damarlarda pıhtı oluşumu riski artar. Uzun karayolu seyahatlerinde varis çorabı kullanımı riski azaltacaktır. Araba yolculuğunda gebelerin mutlaka emniyet kemeri takması gereklidir. Gebelikte 24. haftadan sonra araba kullanılması önerilmez.

Gebelerin uçak ile seyahatinde sakınca yoktur. Ancak özellikle gebelik takibini yapan doktordan onay alınması ve uçuş iznini ifade eden bir raporu anne adayının yanında bulundurması gerekir. 34. gebelik haftasından sonra uçuş izni olsa da bazı hava yolu şirketleri gebeleri uçağa kabul etmemektedir. Uzun uçuşlarda uçakta dolaşmalı ve mümkünse varis çorabı giyilmelidir.

Gebelik döneminde havuz ve denize girmekte bir sakınca yoktur
Gebelikte havuza girilebilir ancak havuzların mutlaka temiz ve bakımlı olmasına dikkat edilmelidir. Havuz temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler ciltten emilir. Bu nedenle havuzda kalış süresi uzun olmamalı ve çıkınca mutlaka duş alınmalıdır. Islak mayo ile durmak genital florada bulunan mantarların enfeksiyona yol açmasına neden olur ve akıntı, kaşıntı görülür. Bu, hamilelerde en sık görülen enfeksiyon çeşididir. Denizde hamile bir kadın yanlız yüzmemelidir. Gebelikte artan magnezyum ihtiyacı bacaklarda kramplara neden olabilir. Bu nedenle derinde özellikle yalnız yüzmek tehlikeli olabilir. Yüzmek için sıcak saatler tercih edilmemelidir.

Hamilelerde vücuttaki hormonal değişim nedeniyle ışığa duyarlılık artar. Cilt rengi koyulaşır, yeni benler oluşabilir. Özellikle yüzde çiller artar ve “gebelik maskesi” denilen lekeler olabilir. Bu nedenle güneş ışığından korunmalı, en az 25 faktörlü koruyucu kremler kullanılmalıdır.

Gıda zehirlenmesine dikkat!
Yaz aylarında dışarıda yenilen gıdalara bağlı olarak gıda zehirlenmeleri daha sık olabilir. Bu nedenle gebelikte daha dikkatli olunmalıdır. İshal, kusma, bulantı gibi şikayetlerde doktora başvurmalı ve özellikle sıvı açığı oluşmaması doktorların önerileri doğrultusunda tedavi olunmalıdır.           
 
 
alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
luna Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 27-Eylül-2011
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4412
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti luna Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 31-Mayis-2012 Saat 15:33
Cok tesekkurler bilgiler icin
01.11.2012'de varlığıma anlam ve ışık katan canım kızım Talya Nil'ime kavuştum. Şükürler olsun Rabbime!
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 31-Mayis-2012 Saat 16:16
rica ederim cnm
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 01-Haziran-2012 Saat 11:25
rıca ederım canım  konu oner kısmından merak ettıklerınızı sorabılırsınız
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 01-Haziran-2012 Saat 11:51
YENİDOĞAN TARAMA TESTLERİ

Belirtiler

Koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli parçasını taramalar oluşturur. Tarama testlerinin en yaygın bir şekilde uygulandığı dönem yenidoğan dönemidir Metabolik hastalığın bulgu vermeden ve geriye dönüşümsüz zararlar oluşturmadan teşhisini koymak temel amaçtır. Taramada kullanılan testler ile tanı amaçlı testler arasındaki farklılık vardır. Tarama testi sağlıkla ilgili bir sorun olabileceği konusunda uyarır. Tek başına kesin olarak hastalığın olduğunu söyleyemez. Şüphe edilen durumlarda kesin tanı koydurucu testler yapılmalıdır.
Günümüzde tarama programına alınması gerekli iki hastalık vardır. Birincisi fenilketonüri hastalığıdır. Yenidoğan bebeklerde görülen fenilketonüri hastalığı tedavi edilebilir zeka geriliklerinin en önemli nedeni olup erken konulan teşhiş ile önlenebilmektedir. Fenilketonüri, yenidoğan bebeklerin karaciğerindeki fenilalanin hidroksilaz enzim eksikliği sonucu ortaya çıkan doğumsal metabolik bir hastalıktır. Doğumda normal olan bebekte beslenmeyi takiben metabolize olamayan ve biriken fenilalanin ve artıkları giderek beyin dokusuna toksik etki gösterir. Zeka geriliği beş ve altıncı aylarından sonra belirgin hale gelir. Tedavisi fenilalaninden kısıtlı diyettir. Tedavi iyi ve yeterli sürede uygulandığı zaman çocuk beklenen zeka potansiyeline ulaşır. Bunu başarabilmek için erken tanı önemlidir.İkincisi tiroid bezinin yokluğu veya az çalışması sonucunda oluşan doğumsal hipotiroididir. Önlenebilir zeka geriliğinin önemli nedenlerinden bir diğeridir. Erken tanı ile hormon tedavisi verilerek zeka geriliği önlenebilir.
Sağlıklı zamanında doğmuş bebeklerde kan örneği ilk 7 gün içinde olmalıdır. Eğer ilk örnek ilk 24 saat içinde alındı ise, bebek 1-2 haftalık olunca yeni bir örnek alınarak metabolit birikimi ile giden metabolik hastalıklar için yeniden test edilmelidir.
Metabolik tarama amaçlı kan örneği alınması için en ideal zaman bebeğin proteinli besinler almaya başlamasından 24 saat sonrası, ilk 72 saatlik süredir. Metabolik tarama amaçlı kan örneği özel filte kağıtlarına alınır. Bu kağıtların üzerine hasta ile ilgili tüm bilgiler, adres ve telefon eksiksiz olarak yazılır. Sonuçlar iki veya üç hafta içinde belli olur. Kan örneği yetersiz ise veya şüpheli ise yeni örnek istenir.
İşitme taraması ve görme her yenidoğan bebeğe uygulanması gereken bir taramadır. Bebeğin gözlerinin ışık veya objeye fikse olup takip etmesi ile görme taraması yapılır. Prematür doğum öyküsü, ailede çocukluk çağı görme problemlerinin olması bebeğin ayrıntılı tetkiklerle taranmasını gerektirir.
Ayrıca yenidoğan döneminde gelişimsel kalça displazisi, konjenital kalp hastalıkları, hiposfadias, inmemiş testis, yarık damak, dudak gibi hastalıklar da fizik muayene ile taranabilir.
Doğuştan kalça çıkığında ise son zamanlarda ultrasonografi kullanılmaktadır ve 4-6 aya kadar kalça anormalliklerini tanımlamada duyarlıdır.
Hastanemizde her yenidoğan bebeğe ortalama beşinci gününde fenilketonüri ve TSH taraması yapılmaktadır. İşitme testi 2001 yılından itibaren hastanemizin yenidoğan rutin taramaları içine girmiştir. Doğuştan kalça çıkığı için yenidoğanlar taburcu olmadan önce muayene edilip birinci ayda kalça USG ile taranmaktadır.
 
 
 
alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
BUSEM Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 20-Haziran-2008
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 20397
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti BUSEM Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 08-Haziran-2012 Saat 14:27
ÇOK TEŞEKKÜRLER GÜLBİNİM ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLER BUNLAR
Hoşgeldin meleğim,canım oğlum zekeriya Buğra'm
22 ocak 2013 saat 17:35 dünyamızı aydınlattın oğlum şükürler olsun
Can kizim Buse hira'm sende hoşgeldin aramiza hamd olsun seni verene)26 aralik 12.15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 10-Haziran-2012 Saat 12:37
rıca ederım cnmımcım
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
yaprakkk Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 15-Mayis-2007
Konum: Ankara
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 7946
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti yaprakkk Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 10-Haziran-2012 Saat 13:36
ellerine sağlık gülbin çok güzel ve yaralı bilgiler
Hatice ceylin 14/05/2008

Zeynep nisa 15/06/2013

Rabbim meleklerime saglik mutluluk iman nasipetsin insallah

Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Haziran-2012 Saat 12:42
rıcaederım cnm
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
arzu_nur Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Temmuz-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 37782
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti arzu_nur Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Haziran-2012 Saat 17:25
malesef bendede hamilelikten gebelik maskesi adı verilen o berbat şey kaldı :(((şimdi güneşte daha çok belli oluoo..
19.02.2008///Emrem dünya güzeli oğlum..
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Haziran-2012 Saat 19:23
bendede azıcıkta olsa var leke
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
arzu_nur Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Temmuz-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 37782
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti arzu_nur Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 13:11
bende çok yaaa..alın bölgem ve yanaklarımm..sıcaklarda dahada çoğalıoo:(((
19.02.2008///Emrem dünya güzeli oğlum..
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 13:28
 yuksek faktorlu koruma kramsız cıkma dısarı
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
arzu_nur Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Temmuz-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 37782
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti arzu_nur Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 13:46
öyle yapıcam cnm bide izinde dr.a gidicem krem kullanmak için :((
19.02.2008///Emrem dünya güzeli oğlum..
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 14:48
en ıyısını yaparsın canım ınsan ıstemıyor aynaya bakınca  gecer ınsallah krem kullanınca
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 14:52

Gebelikte Sindirim Sorunları

Gebeliğin ilk üç ayında uyum problemleri nedeniyle bulantı ve kusmalar görülebilir. Yiyecekleri tüketmede zorluklar olur.Sözü edilen uyum problemleri her annede olacak değildir.Bu ilk dönemde kusma ve bulantıyı tetikleyen şartları mümkün olduğunca ortadan kaldırmaya,biraz sakinleştikten sonra başka yiyecekler tüketmeyi denemeye çalışmalıdır.

Çok yağlı yiyeceklerden,fazla sulu yemekler,ağır kokulu baharatlar,lahana,karnı bahar,et,kavrulmuş soğan kokuları bulantı ve kusmayı tetikler.Pişerken kokusu ile zaten hassas olan anneyi uyaran yiyecekler ya başka yerde pişmeli ya da bu gıdaların yerine uygun değişimler kullanılmalıdır.Örneğin et yerine balık,tavuk,hindi eti tüketilebilir.Limon,yoğurt yemeklerde tüketimi kolaylaştırır.Limon hem C vitamini olarak hem de rahatlatıcı olarak kullanılabilir.Genelde sabahları başlayan bulantılarda yataktan kalkmadan alınan bir dilim peynir,1-2 adet galeta rahatlık sağlar.

Sıvı yiyecekleri az tüketmeye ve yemek sonrası bir süre dinlenmeye özen gösterin.Az ve sık beslenmek de yararlıdır.

 alıntıdır

aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
gülbin Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 27-Mart-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 22055
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülbin Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Haziran-2012 Saat 14:53

Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besin Ölçüleri

Sağlıklı yaşamın temeli olan yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz.

Et,yumurta,kuru baklagiller:Beyin,kas,kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir.Protein ve demir gereksinimini karşılar.

Günlük olarak:1 yumurta,4 köfte kadar et (120 gr.)veya balık(240 gr.) veya  tavuk-hindi eti(160 gr.) veya 2 su bardağı kadar pişmiş kuru baklagil alınmalıdır.

 

Süt ve süt ürünleri:Kemik ve diş gelişimi ve büyüme ile görevlidir.Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Günde 4 su bardağı süt veya yoğurt,2 dilim peynir veya 1 çay bardağı çökelek alınmalıdır.

 

Tahıllar:Kalori ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişme için önemlidir.

6-8 ince dilim lifli ekmek tüketilmesi gerekmektedir.Ekmek yerine geçen bulgur pilavı,makarna da 6 çorba kaşığı kadar alınabilir.

 

Yağlar:Yüksek enerji içerirler.Doygunluk sağlarlar ve bazı vitaminlerin emiliminde gereklidir.

3-4 tatlı kaşığı sıvı yağ,5 adet zeytin veya 5-6 adet fındık,badem alınabilir.

 

 Sebze ve meyveler:Büyüme ve gelişme için gerekli vitamin ve mineralleri sağlarlar.

Günlük 2 porsiyon pişmiş sebze yemeği(8 yemek kaşığı kadar), 3 porsiyon çiğ taze sebze,2-3 adet orta boy meyve veya taze sıkılmış meyve suyu tüketilmelidir.

 

Şekerler:Günlük enerji ihtiyacını karşılarlar.1-2 tatlı kaşığı bal,reçel veya pekmez

alıntıdır
aşkım + oğlum = ben

22 hazıran 2007 15:15
Basa don
 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  12>
  Konuyu Paylas   

Foruma Atla Forum Izinleri Drop Down Menu

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.



GebelikveAnnelik.net uyelerimizin yapmis olduklari paylasimda ucuncu kisilerin telif hakki sahibi bulundugu her turlu paylasim (yazi, resim vb) materyallerinin kullanilmasi durumunda dogacak hukuki ve cezai sorumluluk paylasimi yapan uyeye ait olacaktir. Sozkonusu haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.net'in hicbir hukuki sorumlulugu bulunmamakta olup haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.net'in ucuncu kisilere odemek zorunda kalabilecegi her turlu tazminat ve idari/adli para cezalari GebelikveAnnelik.net kullanicilarina rucu edilecektir. Forumumuza uyelerimiz tarafindan eklenen tum paylasimin ticari kaydi gudulen, telif hakki ihlaline neden olabilecek materyaller olup olmadiklari en ust duzeyde incelenmektedir. Ancak her yazinin veya resim dosyasinin orijinal kaynagi tespit edilemediginden, bu iceriklerle ilgili gerekli duzenlemeleri bize ulasmaniz durumunda derhal gerceklestirebiliriz.

Gizlilik Sözleşmesi - Facebook - Twitter - Instagram - Pinterest - Google +