SSS SSS  Forumda Ara   Uye Ol Uye Ol  Giris Giris


Gebelik (Hamilelik) Faydali Yazilar

 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  <1 45678 16>
Yazar
  Baslik Ara Baslik Ara  Topic Options Topic Options
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Kasim-2007 Saat 15:29

Mutlu annenin sütü çok oluyor..


 
Huzurlu ve mutlu bir ortamda yaşayan annelerin sütleri de artıyor.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Acil Tıp Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayri Levent Yılmaz, yaptığı açıklamada, bebeklerin sağlıklı gelişmesi, büyümesi ve hastalıklardan en iyi şekilde korunması için mutlaka anne sütü verilmesi gerektiği bildirdi.

Yılmaz, geceleri emmek isteyen bebeği biberonla beslemek yerine annenin emzirmesi gerektiğini vurgulayarak, bu durumun hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemli olduğunu söyledi.

Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesinin sütünü de artırdığını vurgulayan Yılmaz, annelere sütlerini artırmak için şu önerilerde bulundu:

“Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz. Bebek dünyaya geldiği andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yeni doğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve ağrı duyulmasını da önler. Emzirmeden önce veya sonra mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır.”

Yılmaz, annenin bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de önem göstermesi gerektiğini belirterek, ''Süt veren anneler bol sıvı tüketmeli. Günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içilmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri mutlaka yenmeli'' dedi.

Yılmaz, bebeğe ek besinlere 4-6 aydan önce kesinlikle başlanmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Kasim-2007 Saat 15:42
EMZİRMENİN ANNELERE FAYDALARI
 
*Memeler emzirme görevini yerine getirmek icin yaratilmistir.
 
*Emzirme bebek ile anne arasindaki bagi guclendirir.
 
*Emziren annelerin kendilerine guvenleri ve annelikden aldiklari haz daha fazladir.
 
*Anne sutu hem kullanilmaya hazirdir.
 
*Emzirme annenin uterusunun eski haine donmesini saglar.
 
*Emziren annelerin dogum sonra kanama riski önemli ölcude azalir.
 
*Emziren anneler kilo verir. emzirme dogal bir gebelikden korunma yöntemidir.
 
*Anne sutu bedavadir mamalar pahalidir.
 
*Mama kullanimi ulke butcesine cidi bir yuk getirmekdedir.
 
*Emzirmek biberondan kolaydir.
 
*Emzirmek anne icin dogal bir sakinlestiricidir.
 
*Emziren anneler coocuk doktorlarina para vermezler.
 
*Emzirmek doga dostudur.
 
*Emziren annelerin ve eslerinin uykuya ayiracak daha cok zamanlari vardir.
 
*Emziren anneelrin biberon v.s ugrasma derdi yoktur.
 
*Emziren annenin temiz su bulmasina ihtiyaci yoktur.
 
*Emziren annelerde demir eksikligi fazla görulmez.
 
*Kansere yakalanma ihtimali cok düsüktur.
 
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Kasim-2007 Saat 16:04

Bebek Odası Hazırlamak İçin Püf Noktaları
  



İçimizde büyüyen bizden parçanın o bitmek bilmeyen  9 aylık mücizevi maratonunda zaman nasılda hızlıca akıp gidiyor.
ultrasonda gördüğümüz kalp atışlarıyla ya da karnımızdaki ufacık hareketleriyle aslında sadece varlığını duyduğumuz andan itibaren bile mutluluk hormonlarımızı coşturan, geçmek bilmeyen zamanlardaki özlem dolu günlerin sonunu sabırsızlıkla beklerken, içimizden o melek için herşeyin en güzelini, en iyisini isteriz. Anneyiz nede olsa .Yuvayı yapan dişi kuştur ya biz de hem evlenirken bu telaşları yaşarız hem de yuvamıza yeni canımızı dahil ederken. Sanırım bu dişi kuş yanımız nedeniyle mini minnacık ellerini tutmayı hasretle beklediğimiz bebeğimiz gelmeden evimiz güzelleşsin, odası hazır olsun isteriz dişi kuşlar gibi.
İlk olarak bu yazımızda minik bebeğimizin odasını hazırlarken dikkat etmemiz gereken birkaç noktayı sizinle paylaşacağız. 




Karyola Ve Yatak Seçimi

Karyolasının korkulukları yuvarlak hatlı olmalı ve keskin olmamalıdır. Korkuluklarının boyunun bebeğin ayağa kalktığında düşmesini engelleyecek boyda olmasına ve indirilip-yükseltilebilir olmasına dikkat ediniz. Ayrıca karyoladaki mekanizmaların bebeğiniz tarafından kolayca sökülmeyecek olduğunu kontrol ediniz. Bunun dışında karyola içine özellikle anti-bakteriyel ve doğal kauçuktan imal edilmiş lateks yataklar ya da orta sertlikte yarı ortopedik bir yatak tercih edilmelidir.




Boya & Renkler

Oda duvarlarının hava alır olmasına özen gösterin.ister duvar kağıdı kullanın isterse duvar boyası, duvarlardan en azından birinin hava alır olmasını sağlayın.Yani duvar kağıdı kullanırsanız bile en azından bir duvarın boya olmasını tercih ediniz. Ayrıca kolay silinebilir ve temizlenebilir su bazlı boyaları tercih etmelisiniz.Bunun dışında odanın duvar renklerinin keskin renkler olmamasına özen gösterin.Bebeğinizin rahat ve huzurlu hissetmesi için sadece duvarlar için değil mobilya ve hatta tekstiller için de soft renkleri seçmek faydalı olur.İlle de alışılagelmiş renkler seçmek zorunda da değilsiniz. Belli tabuları  neden yıkmayalım ?Erkekler için neden hep mavi tonlar ya da kızlar için nede ille de pembe? Farklı renkleri  yumuşatarak klasiklikten kurtulup farklılık yaratabilirsiniz.




Çok Fonksiyonlu Ürünler

Her ne kadar odanız geniş olsa da bebeğinizin büyümesiyle daha geniş alanlara ve yeni eşyalara ihtiyacınız olabilecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok fonksiyonlu mobilyalar veya ürünler seçin.Örneğin misafir yataklı ya da çekmeceli karyola,hem saklama ünitesi olarak hem de koltuk gibi  kullanılabilecek sandıklar gibi…Böylece bebeğinizin ortalıkta görünmesini istemediğiniz eşyalarını görünmeden saklayabilir hem de alan kazanmış olursunuz.

Halı Seçimi

Mümkün olduğunca duvardan duvara halıdan kaçınınız. Özellikle ahşap kaplama üzerind ekullanabileceğiniz ve ara ara kolayca temizlenebilecek anti-allerjik halıları tercih ediniz.




Işıklandırma

Bebeğinizin odasına mümkün olduğunca bol güneş ışığı girdiğinden emin olunuz. Elbette bebeğinizin uykusunun etkilenmemesi için direkt ışık almasını engelleyici uygun güneş ışığını engelleyici perdeler kullanabilirsiniz ama özellikle güneş ışıklarından bol bol faydalanınız.Bunun dışında odanın ışıklandırmasında direkt bebeğinizin gözünü rahatsız edebilecek ışıklandırma sistemleri kullanmayınız.Bunun yerine soft ışıklar ve lambaderler kullanınız.




Kendiniz İçin De Ufak Bir Alan Yaratın

Özellikle bebeğinizle hem keyif aldığınız için hem de beslemek ya da kitap okumak için bebeğinizin odasında vakit geçireceğiniz zamanlar çok olacaktır. Özellikle bebeğinizi emziriyorsanız hem onun güvenliği hem de sizin rahatınız için odasına kendiniz için bir emzirme koltuğu koymayı unutmayınız. Bizler de biraz konforu hak ediyoruz değil mi? Bizim önerimiz sallanan koltuklar



Güvenlik

Duvara monte edilen aksesuarların yataktan olabildiğince uzak olan bölümlere yerleştirilmesinde fayda vardır. Elektrik tesisanızın bebeğinizin/çocuğunuzun kolayca ulaşamayacağı  yerlerden geçecek şekilde olduğunda emin olun.özellikle evde o oda bile olsa priz yüksekliklerinin anahtarlara da aynı yüksekliğe getirilmesi gerekebilir.Bu da ama aman korkulacak bir maliyet değildir.Ama eğer bunu yaptıramıyorsanız da kapaklı prizler seçilmeli. Ayrıca kablolu elektrik aksamlarını da bebeğinizin kolayca çekip ,tehlike yaratmayacak şekilde kablolarının saklanmasına özen gösterin.Mobilyaların tırmanılarak çocuğunuzun düşebileceği ortamlar yaratmadığından emin olunuz ve ona göre yerleştiriniz. Örneğin dolap çekmeceleri bu konuda tehlike olabilir. Aman dikkat!!!






Duzenleyen mystical - 06-Kasim-2007 Saat 18:17
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Kasim-2007 Saat 16:07
Sezaryen sonrası normal doğum!

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Mete İtil, belirli şartların oluşması halinde, ilk bebeğini sezaryenle dünyaya getiren kadınların vajinal (normal) doğum yapmasının mümkün olabildiğini söyledi.

Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye’de son zamanlarda gelişmiş merkezlerde ve seçilmiş vakalarda sezaryen sonrası vajinal doğum yapılabildiğini söyledi. Bunun rutin bir uygulama olmadığını ifade eden İtil, ilk sezaryenin rahim darlığı gibi, diğer doğumların da bu yolla yapılmasını gerektirecek bir nedenden dolayı gerçekleştirilmesi halinde, normal doğumun mümkün olamayacağını bildirdi.

İtil’in verdiği bilgiye göre, sezaryen sonrası vajinal doğum gerçekleştirilebilmesi için hem bebeğin hem de doğumun çok iyi takip edilmesi, kan kaybından ölümlerin engellenmesi, kanama halinde hemen kan verilmesi ve hastanın hemen ameliyata alınması gerekiyor. İtil, bu şartların sağlanamaması halinde sezaryen sonrası normal doğumun riskli olduğunu bildirdi.

Risk büyük

Anne adayının sezaryen sonrası vajinal doğum yapmak istemesi halinde, doktorunun durum değerlendirmesi yaparak bunun risklerini hastasına iyi anlatması gerektiğini vurgulayan İtil, şunları söyledi:

“Sezaryen sonrası vajinal doğumda hem anne hem de bebeğin yaşamı tehlikeye girebilir. Çünkü rahimde daha önce yapılmış ameliyata bağlı nedbe dokusu (eski yara) vardır. Burası doğum ağrıları sırasında yırtılabilir. Böyle bir yırtık oluşursa anne ve bebeğin yaşamı tehlikeye girer. Bu riskle karşılaşmamak için, olanaklar da yeterli değilse, sezaryenle gerçekleştirilen ilk doğumdan sonraki doğumların da aynı yöntemle yapılmasında yarar vardır.”

İtil, teknik olanaklar geliştikçe ve hasta yoğunluğu azaldıkça sezaryen sonrası vajinal doğum oranlarının artabileceğini söyledi.

Sezaryen çok yaygın

Türkiye’de sezaryenle doğum oranının arttığına işaret eden İtil, Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği oranının yüzde 15-25 olmasına rağmen, ülkedeki bazı hastanelerde bu oranın yüzde 60-70’lere kadar çıkabildiğini belirtti.

Sezaryen yapılmasını gerektirecek şartların belli olduğunu anlatan İtil, bunların dışında, hastanın kendi isteği gibi durumların iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

İtil, “Normal doğumun avantajları ve sezaryenin dezavantajları hastalara ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Bugünkü veriler ışığında, herhangi bir endikasyonu olmayan olguda sezaryenin normal doğuma üstün olduğunu savunmak mümkün değildir” diye konuştu.
__________________
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Kasim-2007 Saat 16:19
Gebelikte Kilo Alımı ve Beslenme!!!

Normal bir kişi gebeliği boyunca toplam 11 kg.civarında kilo artışı göstermelidir (9-15 kg.lık artışlar normal kabul edilir).
 
Gebelik 3er aylık 3 bölüme ayrıldığında; ilk 3 ay içinde 1 kg.lık artış olmalıdır. Bu dönemde bazen aşırı bulantı ve kusmalar nedeniyle bu artış olmayabileceği gibi, kilo verebilirsiniz de. Sonraki her 3 aylık dilimde 5er kilo alınmalıdır. Ortalama aylık kilo artışı 1.5 kg.ı geçmemelidir.
 
Bu ağırlık artışının nasıl olduğunu birlikte görelim:
 
Bebeğin ortalama kilosu                                   3.000 gr 
Plasenta (eş)                                                    500 gr 
Amnion (Bebeğin içinde bulunduğu su)              1.000 gr 
Rahim ağırlığı                                                  1.000 gr 
Meme dokusundaki artış                                  1.000 gr 
Kan hacmindeki artış                                       1.500 gr 
Yağ dokusu ve su miktarındaki artış                   3.000 gr
 
TOPLAM                                                     11.000 gr
 

Gebelikte beslenmede esas olan çok yemek değil, dengeli ve çeşitli beslenmedir. Önemli olan sizin ve bebeğinizin ihtiyacını, ihtiyaç ölçüsünde almaktır. Yukarıda izlendiği üzere, alınan her kilonun nereye gideceği bellidir. Çok yemeniz daha iri bebek doğuracağınız anlamına gelmez, sadece doğumdan sonra daha şişman olarak kalacağınız anlamına gelir.

*Hamile bir kadının günde 2200-2600 kalorilik enerjiye ihtiyacı vardır.
 
*Günlük aldığınız gıdaların %50sini proteinler, %35ini karbohidratlar ve %15ini yağlar oluşturmalıdır.
 
*Ayrıca alınan gıdaların kalsiyum ve demirden zengin olmasına dikkat edilmeli ve lifli (posalı) yiyecekler bolca tüketilmelidir.
 
O halde bunlar hangi gıdalarda bulunmakta, bir bakalım: 

Proteinler: Et (tavuk, balık veya yağsız kırmızı et), süt (her zaman için kaymağı alınmış, pastörize veya iyi pişirilmiş), yumurta, baklagiller (kuru fasulye, nohut, bezelye, barbunya, mercimek) ve peynir. 

Karbohidrat: Aşırı alımından kaçınılmalıdır. Ekmek (tercihen kepekli ekmek), makarna, patates, erişte, pilav, mısır. 

Yağlar: Yemeklerle birlikte alınan yağ miktarı yeterlidir. İlave yağa gerek yoktur. Bitkisel kaynaklı sıvı yağlar, hayvansal yağlara tercih edilmelidir. 

Kalsiyum: Özellikle bebeğinizin kemik gelişimi için gereklidir. Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler. 

Demir: Bir gebe günlük demir ihtiyacını sadece yiyeceklerle karşılayamaz. O nedenle demir içeren ilaçları almalıdır. Kırmızı et, karaciğer ve balık. 

Lifli (posalı) Gıdalar: Gebelikte açığa çıkan kabızlığı önler. Kepekli ekmek, baklagiller, kuru kayısı, kuru üzüm, pırasa, portakal,kabuğu yenebilen meyveler,incir.


Bir gebenin günlük dietinde;
 
6 köfte büyüklüğünde et (Tavuk, balık ya da yağsız kırmızı et),
1 adet yumurta,
2 bardak süt,
1 kase yoğurt,
1 kibrit kutusu kadar peynir,
en az bir porsiyon sebze yemeği,
bol çiğ sebze (salata),
2-3 porsiyon meyve,
3 ince dilim (tercihen kepekli) ekmek,
4 kaşık kadar baklagiller ve 8-10 bardak su mutlaka bulunmalıdır.


Örnek bir günlük yemek listesi aşağıda verilmiştir:

Sabah: 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 1 bardak süt,

2 ince dilim ekmek, istenirse 1 bardak açık çay,

Kuşluk: 1 pors. meyve

Öğle: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 2 yemek kaşığı pirinç pilavı,

1 kase yoğurt, 1 ince dilim ekmek

İkindi: 2 porsiyon meyve

Akşam: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 1 tabak çorba, salata


Bu listeye sıkı sıkıya bağlanmak zorunda değilsiniz,hatta bazen, küçük kaçamaklar da yapabilirsiniz (alışkanlık haline getirmemek kaydıyla). Önemli olan ihtiyaçlarınızı mutlaka almak ve aşırı tüketimden de kaçınmaktır.

 
Ayrıca aşağıdaki hususları da aklınızda bulundurun: 

*Günde 3 dilim ekmeği aşmayın. Pilav, makarna gibi gıdaları 2-3 kaşıktan fazla tüketmeyin. 

*Mutlaka 8-10 bardak su için.
 
*Kola, gazoz ve şekerli içeceklerden uzak durun.
 
*Fazla maden suyu içmeyin. Sıcak günlerde, aldığınız sıvı miktarını artırın. 

*Kızartmanın her türlüsünden kaçının.Son zamanlarda, özellikle patates kızartmasının ve cipsin,fetus üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmıştır. 

*Çikolata, dondurma, bisküvi, kek sizin için hiç uygun olmayan gıdalardır. 

*Alkol almayın.
 
*Mümkün olduğunca az ve açık çay için. Tercihen kahve içmeyin, ama canınız çok çekerse az miktarda içmenizde de sakınca yoktur. 

*Konserve, tatlandırıcı ve hazır gıdaları tercih etmeyin. 

*Kendi kendinize tuz kısıtlaması yapmayın. Ama turşu gibi aşırı tuzlu gıdalardan da kaçının!


Duzenleyen mystical - 02-Ocak-2008 Saat 06:42
Basa don
belma Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 03-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 12470
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti belma Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 08-Kasim-2007 Saat 21:11

GEBELİK VE DOĞUMDA BAKIM

Günümüzde artık gebelik bakımı daha gebe kalınmadan başlamaktadır. Gebe kadın, düzenli ve dengeli beslenmeli, çay kahve ve kolalı içeceklerden, alkol ve diğer zararlı maddelerden, katkı maddeleri içeren gıdalardan özellikle uzak durmalı, gündelik etkinliklerini sürdürmeli, ama ağır işlerden ve aşırı yorgunluktan kaçınmalı, uykusuna ve dinlenmesine dikkat etmeli, doğuma yardımcı olacak egzersizler yapmalı, herhangi bir ilaç almadan doktoruna danışmalı ve en önemlisi, gebeliğini öğrendiği günden itibaren, kendisinin ve bebeğinin iyiliğini gözeterek düzenli sağlık kontroluna gitmelidir.
Anne ve baba adayının doğuma ve bebek büyütmeye hazırlanması, çeşitli muayene ve laboratuvar yöntemleriyle bebeğin gelişiminin izlenmesi, anne ve bebeğin karşılaşabileceği risklere karşı korunması, görülebilecek sorunların erken tanısı ve tedavisi bu kontrollerle sağlanır. Annenin sağlıklı beslenmesi, varsa kansızlığın ve kan uyuşmazlığının belirlenerek önlem alınması ve annenin tetanoz hastalığına karşı bağışık olmasının sağlanması gebelik kontrollerinde alınan en önemli sağlık önlemlerindendir.

Düzenli doktor ya da ebe-hemşire tarafından yapılan kontroller sırasında anne adayının gebelik öyküsü alınır. Anne adaylarının en son gördükleri adet kanamasının ilk gününün tarihini (son adet tarihi) bilmeleri hem bebeğin gelişiminin doğru izlenmesi ve değerlendirilmesi hem de bebeğin yaklaşık ne zaman dünyaya geleceğinin (= beklenen doğum tarihi) belirlenebilmesi açısından çok önemlidir. İzlemlerde annenin ağırlığı, kan basıncı ölçülür, bebeğin büyümesi, duruşu ve kalp atışları izlenir. Kan testleri yoluyla annenin kan grubu tespit edilir. Kan uyuşmazlığı, kansızlık, kızamıkçık geçirme ve Hepatit B varlığı araştırılır.

Eğer bu özelliklerden biri soruna yol açabilecek gibiyse bunu önlemek için tedbir alınır. İdrar testleri yoluyla şeker, protein düzeylerine ve belirti vermeyen idrar yolu iltihabı olup olmadığına bakılır.




Anne adayı 35 yaşın üzerindeyse ve/veya ailede doğumsal bozukluğu olan başka çocuk varsa ya da başka genetik testlerde alınan sonuçlar normal değilse genetik testlerin de yapılması gerekmektedir.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler, tahıllar, yağlı tohumlar, yumurta ve süt ürünleri, mayalanmış, yiyecekler (mayalı ekmek, yoğurt) portakal suyu gibi yiyecekler yoluyla alınabilen folik asit kan ve vücut proteinlerinin oluşmasına yardımcı olan bir B vitaminidir. Gebelikte bu yiyeceklerden bolca tüketilmesi gerekir. Eğer anne adayının yiyeceklerden yeterli miktarda folik asit alamadığı düşünülüyorsa, vitamin haplarından da alınabilir. Özellikle gebelik öncesinde olduğu gibi, gebeliğin erken dönemlerinde de folik asit alınması bebekte görülebilecek bazı doğumsal beyin ve omurilik hastalıklarının (Nöral Tüp Bozuklukları) oluşma riskini önemli ölçüde azaltır.




Doğum, mutlu bir olaydır. Bu mutluluğun korunabilmesi için, ailelerin koşulları uygun olduğunda ve anne ile bebeğin sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde çocuk sahibi olmaları gerekir. Eşler önce bir çocuğun sorumluluğunu taşıyabileceklerinden ve ihtiyaçlarını karşılayabileceklerinden emin olmalıdırlar. Annenin de gebelik için uygun yaşta ve sağlıklı yapıda olması gerekir.

İyiki varsın canım oğlum.Çınar'ımm
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 15-Kasim-2007 Saat 22:35
Hamileliğinizin Seyri: 1. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler    
Bu hafta içinde , yumurtlama ile birlikte sağ veya sol Fallop tüpünüze atılacak yumurta hücresi olgunlaşmaya başlar.Yumurtlama adı verilen süreç adet döngünüzün yaklaşık 14. gününde gerçekleşir.Fallop tüpleri rahmin sağ ve solunda yer alır. Bu kanallarda yumurta hücresinin rahme aktarımı için gerekli tüycükler yer alır.Yumurtalıklarda oluşan yumurta hücresini bu tüycükler yakalayarak Fallop tüplerine atar ve döllenme burada gerçekleşecektir.Gebelik planladığınıza göre bu adet döngünüzde korunmayacaksınız demektir.Bu hafta içinde kendinizi anne olmaya hazırlamaya başlamalısınız. Alkol sigara gibi alışkanlıklarınız varsa bunları bırakmalısınız.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta bebeğiniz henüz daha oluşmadı.

 
Hamileliğinizin Seyri: 2. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Son görülen adet kanamasının belirtileri bu hafta kaybolur. Sperm tarafından döllenecek yumurta hücresi bu hafta içinde sağ veya sol yumurtalığında olgunlaşmakta.Yumurta folikül adı verilen içi sıvı dolu bir yapı içinde olgunlaşır. En başta 0.15 milimetre çapında olan folikül en olgun haliye 18-20 milimetre çapına kadar ulaşır.Folikül bu çapa ulaştığında hormanların etkisiyle çatlar ve yumurta hücresi salınır.Bu arada rahim tabakası da bebeğin gelişimine uygun olarak hazırlanmakta.Yumurtlama 28 günlük adet döngünüzün muhtemelen 14. gününde gerçekleşecek. Adet döngünüz adet kanamanızın ilk günü ile bir sonraki adet kanamanızın ilk günü arasında geçen süredir.Rahim içi her ay bebeğin gelişimine tekrar hazırlanır. Fakat bebeğin gelişimi için tam olarak hazırlanması yumurtanın döllenmesinden sonra progesteron hormonunun salgılanması ile gerçekleşir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta yumurtalıklardan sperm tarafından döllenmeye hazır yumurta hücresi salgılanır.


Hamileliğinizin Seyri: 3. Hafa

Vücudunuzdaki Değişimler

Yumurtalıklardan salgılanan yumurta hücresi Fallop tüplerinde ilerlemeye başlar.Gebeliğin gerçekleşmesi için Fallop tüplerinde yol alan yumurta hücresinin salgılandığı ilk saatlerde spermle karşılaşması gerekir.Fallop tüpünde yer alan tüycükler sayesinde yumurta rahme doğru ilerler ve burada sperm hücreleri topluluğu ile karşılaşır.Yumurta en güçlü sperm hücresini kabul eder ve diğer spermlerin yumurtaya girişi engellenmiş olur. Bazı kadınlarda yumurta hücresinin salınımıyla birlikte kanama gerçekleşir.Bu haftada vücudunuz aynı zamanda Erken Hamilelik Faktörü(EPF) adı verilen bir hormon da salgılar.Bu hormon vücudunuzu bebeğin vücuda uyumunu ve yabancı madde olarak görülmesini engellemek içindir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Spermin yumurta içine girişinden sonra yumurtanın rahime ulaşacağı 7-10 gün sürecek bir yolculuk başlar. Bu süreçte sperm kromozomlarını yumurta içine bırakır. Yeni canlı oluşmuştur.Ve hücre bölünmesi başlar. Bu hücre bölünmesi ile ortaya çıkan canlıya' morula' adı verilir. Morula oluştuğunda neredeyse rahme ulaşmıştır.Ayrıca spermin kromozom yapısından bebeğinizin cinsiyeti artık bellidir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 4. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler
Bu hafta normalde adet görmeniz gerekirken, görmeyeceğiniz için hamilelik ihtimalinizi değerlendirirsiniz.Gebelik testi HCG hormonunun ölçümü ile gerçekleşir.Bu hafta adet görmeseniz bile adet öncesi belirtileri görebilirsiniz.Bunların arasında yorgunluk,ani ruh hali değişimleri, göğüslerde dolgunluk,uykuya eğilim ve bel ağrısı yer alabilir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftada artık anne ve babanın genetik yapılarına benzer ama apayrı bir genetik yapıya sahip olan bebeğinizin ilk hücresi oluştu.Zigot adı verilen hücre hızla bölünmeye başlar.Morula aşamasındayken rahme ulaşan canlıya artık blastosist adı verilir.Blasosistin çapı 0.1 mm-0.2 mm arasındadır.Blasosist rahim içinde beslenme açısından kendine en uygun yere yerleşir.Bu da damarların bol olduğu rahim arka duvarının üst kısımlarıdır.Bu haftada bebeğin implantasyon adı verilen rahim içine yerleşme dönemi başlar.Rahim içine yerleşen bebek HCG hormonunu göndererek illemin tamamlandığını anneye haber verir.Bebeği oluşturacak hücrelere embryoblast denir.Bu hücreler hem bebeğin içinde bulunacağı plezenta oluşana kadar bebeği taşıyacak yolk kesesini hem de bebeğin oluşumu için gerekli diğer tabakaları oluştururlar.Bu yapı disk şeklinde olduğunda embriyonik disk adı verilir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 5. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta uykululuk hali çok artar.Belirtilerinizn çoğu geçen hafta gibi olacaktır.Bazı kadınlar hormon değişimlerinden dolayı başağrıları yaşayabilirler.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz bu dönemde 0.2-0.4 mm uzunluğunda oval bir disk şeklindedir. Bebeğinizin organları oluşmaya başlar.Ektoderm adı verilen yapı şunları oluşturur:Beyin-omurilik, duyu organları,sinir sisteminin tüm parçaları, cilt,saç,tırnak,dişler,dış dünyaya açık tüm boşluklar,ter,meme ve gözyaşı salgı bezleri.Endoderm adı verilen yapı şunları oluşturur:Sindirim sistemi ve aksesuarları,solunum sistemi,idrar torbası ve tiroid bezini.Mezoderm adı verilen yapı şunları oluşturur:Kaslar,kemikler,lenf sistemi,dalak,kalp ve dolşaım sistemi,böbrekler ve üreme organları.Bebeğinizin boyu bu haftanın sonuna doğru 1.5-2 mm olacak. Bu haftanın ortalarında bebeğinizin kalbi atmaya başlayacak.Bebeğiniz bu hafta embryo.

 
Hamileliğinizin Seyri: 6. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta gebelikte salgılanan hormonlar arttıkça gün boyunca da sürebilecek sabah bulantısı şikayetleriniz artar.Bazı gıdaları canınız çok çekerken bazılarının kokusuna bile dayanamayabilirsiniz.Bazı anne adayları bu dönemde parfüm kokularına, hatta kendi eşlerinin kokularına kadar duyarlı olabilirler.Bu belirtiler normal ve geçicidir.Bulantılar gebeliğin sağlıklı devam edişinin göstergesi olduğu gibi bulantı şikayeti yaşamadan sağlıklı bebekleri olan anneler de vardır.Bu dönemde bulantı dışında sık sık idrara çıkma,yorgunluk,uykuya eğilim,baş ağrıları gibi belitiler de ortaya çıkabilir.Yorgunluk ve uykuya eğilim vücüdunuzun gebelik öncesi dönemdeki açığını kapatmak içindir. Fırsat buldukça uyumak bu beli,rtilerin yokolmasını hızlandırır.Meme uçlarınızda koyulaşma,memelerinizde dolgunluk ve büyüme, beraberinde ağrı da görülür.Sık sık acıkma da gözükür.Doktorunuzun özel uyarıları dışında cinsel ilişkiye girmenizde gebeliğinizin son dönemlerine kadar sakınca yoktur.Saç boyama,manikür gibi şeylerden çok gerekmedikçe kaçınmalısınız.Alkol,uyuşturucu,sigara gibi maddelerden uzak durmalısınız. Hamilelik döneminde salgılanan bazı hormonlar annenin sigaradan soğumasını sağlayabilir. Bu haftadan itibaren düşük belirtilerine karşı dikkatli olmaya başlamalısınız.Kanama ve ağrı düşük tehdidinin en önemli belirtileridir. Fakat her kanama ve ağrı düşük belirtisi değildir. Yine de böyle bir durumda doktor mayenesi zorunludur.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta sizden bebeğinize oksijen ve besin maddesi götürecek, bebeğinizden de size karbondioksit ve artık maddeleri getirecek plezenta işlevine başlar.Bebeğinizin boyu bu haftanın sonunda 4-6 mm ye ulaşacak.Bu hafta iç kulak ve gırtlak oluşmaya başlar.Kalp damarlara kan pompalamaya devam eder.Üst ve alt kaburga tomurcukları bu hafta ortaya çıkar.Karaciğer, pankreas, akciğerler ve mide artık çok hafif olarak bellidir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 7. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bulantı ve kusmalarınız şiddetliyse biraz kilo kaybetmiş olabilirsiniz.Hormonlara bağlı olarak bir bunalım yaşayabilirsiniz.Bu dönemde gebelik derslerine partnerinizle birlikte gitmek sizi rahatlatmaya yardımcı olur.Ayrıca gebeliğin ilk dönemlerinde çeşitli şikayetlerden dolayı istirahat etme gereksinimi duyacağınızdan günlük hayatınızı buna uygun olarak düzenlemeniz gerekebilir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz bu hafta sonunda 10-12 mm ye ulaşır. Göbek kordonu, gözler, göz kapakları,kulaklar,ağız,burun kökü ve burun delikleri taslaklar halinde ortaya çıkmaya başlar.Bebeğinizin kol,bacak,diz,dirsekelve ayak parmakları ve tırnakların taslakları ortaya çıkmış durumdadır.Bebeğiniz amniyos kessi adı verilen bir koruyucu sıvının içinde koruma altındadır.Bu sıvı onu ısı değişiklikleri, darbelerden korur ve rahimde rahatça gelişebilmesi için uygun ortamı hazırlar.Bebeğiniz gebeliğiniz boyunca 3 set böbrek değiştirecek. Bu hafta bu setlerin ikincisi oluşur.

 
Hamileliğinizin Seyri: 8. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler
Bu hafta rahminiz artık prtakal büyüklüğüne erişir.Rahminiz büyüyerek mesaneniz üzerine baskı yaptığından sık sık idrara çıkma yşanabilir. İlerleyen haftalarda yer çekiminin etkisiyle rahim büyüyerek mesanenin üzerinden kalksa da daha da büyüdüğünde tekrar mesaneye baskı yapacaktır.Hormonların etkisiyle bu dönemde cilt problemleri yaşanabilir.Gebelikte cildin yağ salgısı arttığı için cilt sivilceye elverişli duruma gelebilir.Bu sivilce dönemi genellikle ilk trimester denilen ilk 13 haftalık dönemden sonra kaybolur. Bazı gebeliklerde gebeliğin sonuna kadar devam edebilir.Bu haftada 2 adet döngüsü dönemi geçirildiğinden,yalancı hamilelik ihtimali de ortadan kalktığından, ilk detaylı check up için uygun bir zamandır.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin boyu bu hafta yaklaşık 15 mm.İlk vücut hareketleri de geçen haftanın ortalarından itibaren başlamış durumdadır.bu hafta bebeğinizin dil ve dudaklarının oluşumu da tamamlanır.Diş ve damak yapısı bu haftanın sonunda belirginleşir.Lens, bağırsaklar, pankreas bu hafta iyice belirginleşmeye başlarken, akciğerlerin oluşumu hızlanır.Bebeğinizin taslak iskelet dokusu oluşmakla birlikte şu anda kıkırdak yapısında ve kemikleşmeye başlıyor.El ve ayak parmakları tam olarak belirgin olmasına rağmen perdelerle birbirlerine yapışıklar.Bebeğiniz bu hafta geçen haftaki ağırlığının iki katına ulaşmıuş durumda ve yaklaşık 2 gram ağırlığa sahip.Bebeğinizin yumurtalık ya testisleri bu hafta oluşmaya başlayacak.

 
Hamileliğinizin Seyri: 9. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bilgisayar ve monitörlerdeki ışınların bebeğinize zarar vereceğinden korkmayın.Göğüslerinizdeki dolgunluk ve hassasiyet biraz daha artmış olabilir. Bu dönemde alttan destekli sütyenler kullanmalısınız.ratan hormonların etkisiyle mide yanması ve hazımsızlık gibi şikayetler yaşayabilirsiniz.Ayrıca mideniz hiçbirzaman aşırı dolu olmamalıdır. Kişiden kişiye değişen ve mide yanması yapan yiyeceklerden uzak durmalısınız.Ayrıca dolu bir burun ve burun kanamaları hamilelikte sık sık görülür.Kendinizi yorgun ve uykulu hissetmeye devam edeceksiniz.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin boyu bu haftada 25 mm ye kadar ulaşır. Bu haftada bebeğinizin yüzünde önemli değişiklikler meydana gelir.Dudak ve gözler gelişimini sürdürürken, ağız açma kapama hareketleri de başlar.Gözleri bu hafta yüzün iki tarafında yer alırken yüzün ortasına doğru hareketleri de başlar.Bağırsaklar ise önceleri kordonun içinde yer alırken yavaş yavaş katın içinde kendileri için oluşan boşluğa doğru hareket etmeye başlarlar.Bebeğinizin bu hafta sonundaki boyu 4 cm ye ulaşırken , ağırlığı 4 gr civarındadır.Bebeğiniz ani hareketler yapabilir.Kemiklerin sertleşmesi devam etmektedir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 10. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Uzun süreli oturmak ya da uzun süreli ayakta durmak dolaşım sisteminizi yavaşlatır. Bu da varis, basur ve ayakların şişmesi gibi şikayetlerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır.İki saatte bir en az 10 dakika dolaşmalısınız.Dolaşmak bacak kasları arasında yer alan toplardamarları harekete geçirir.Otururken sandalyenin dizinizin arka kısmını kememesine diikkat etmelisiniz.Bu bölgeye en ufak bir basınç, bacağpın alt kısmından kalbe dönen toplardamarların yolunu engeller.Bu hafta genelde bulantı şikayeti azalır. Bazzı anne adaylarında bu şikayet şiddetli olarak birkaç hafta daha devam edebilir.Bazı anne adaylarında, huzursuzluk, keyifsizlik, ani sinirlenme gibi belirtiler gebelik hormonlarının etkisiyle ortaya çıkabilir fakat bunlar geçici belirtilerdir.Gebelikte kan hacmi %40-50 oranında arttığından özellikle meme ve bacak bölgelerinde toplar damar belirginleşmesi yaşanabilir. Bu varis olacağı anlamına gelmese de önlem alınması gereklidir.Kilo alımı gebelikten gebeliğe ve anne adayına göre değişir. Eğer gereğinden fazla kilo alıyorsanız bu çok su tutulumuna bağlıdır.Bu kilolar doğumdan sonra rahatça verilebilir. Daha kilo almamış, hatta vermiş olsanız bile daha sonraki haftadan itibaren yaklaşık 450 gr lık bir kilo alımı bekleyebilirsiniz.Gebelikte asla diyet yapmamalısınız.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftaki en önemli değişiklik bebeklerinizin böbreklerinin idrar üretmeye başlamış olmasıdır.Üretilen idrar bebeğiniz tarafından amniyos kesesine boşlatılır. Bebeğiniz bu sıvıyı yutar ve bu hafta çalışmaya başlayan bağırsaklar bu sıvıyı emerler.Bağrsaklardan kana ve buradan da tekrar böbreklere giden sıvı bebeğinizin idrar yapmasıyla tekrar ortama bırakılır. Bebeğinizin gelişimi açısından çok önemli olan amniyos sıvısının devamlılığı bu şekilde sağlanır.İdrar normalde zehirli atık maddeleri içermesine rağmen, bebeğinizin böbrekleri henüz atıkları vücuttan uzaklaştırma görevini üstlenmediklerinden bebeğinizin idrarı zararsızdır, bakteri içermez.Karaciğer bu haftada çalışmaya başlar ve kan üretimi görevini üstlenir.Zehirli maddeleri vücuttan uzaklaştırmakla görevli karaciğer ve böbreklerin bu işlevini plesenta gerçekleştirir.Bebeğinizin genital organları bu hafta belirginleşmeye başlasa da gelecek haftanın sonuna kadar seçilemezler.Bebeğinizin göz rengini belirleyen iris tabakası bu hafta oluşur. Göz kapakları bu hafta oluşurken ileri gebelik haftalarına kadar kapalı kalırlar.Bu hafta bebeğinizin embriyonik kuyruğu kaybolur.

 
Hamileliğinizin Seyri: 11. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada bel ağrısı şikayetleriniz artabilir. Bunun sebebei belinizi yanlış kullanmanızdır. Rahim büyüdükçe ağırlık merkezi öne doğru gelir. Eğer gerekli önlemler alınmazsa bu da bel ağrılarına sebep olur.Gebelikte bel ağrıları genellikle 20. haftadan sonra ortaya çıksalar da daha önceden önlem almak önemlidir. Alınabilecek önlemler:Belinizin arkası ve koltuk arasında hiç boşluk olmamalıdır.Yerden birşey alırken belinizden değil, dizlerinizi bükerek eğilmelisiniz.ortopedik özellikli yatak edinmelisiniz.Karnınızın büyümesine direnmeyin.Hormonlarınızın yarattığı değişikliklerden dolayı tırnaklarınız ve saçlarınız daha hzılı uzamaya başlar.Anne adaylarının çoğu bu dönemde 450 gr civarında kilo alırlar fakat bu annenin kilo yapısına çok bağlıdır.Besleyiciliği yüksek ve kalorisi düşük gıdalarla beslendiğiniz sürece yağ depolanmasından korkmayın. Vücudun su tutulumu anneden anneye değişir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz en hızlı bu haftada gelişir ve organ gelişimi neredeyse tamamlanır.Bu hafta bebeğinizin baş-vücut oranı normalleşmeye başlar.Dış kulak yolu ve kulak zarının bu hafta oluşması ile birlikte bebeğinizin dış dünyayla bağlantıya geçtiğini söyleyebilirsiniz.İşitme duyusunun tamamlanması 24. haftadan sonra gerçekleşecek olsa da bebeğiniz rahim içine ve kendi bedenine dokunarak tanımaya başlar.Buna gelecek hafta tat alma duyusu eklenir. Bebeğiniz öğrenmeye başlar. Bebeğinizin hafızası kayıt yapmaya başlamıştır.Ayak ve el parmakları arasındaki perdeler kalkarken, bebeğiniz ellerini açıp kapamaya başlayabilir.Siz daha hişssetmeseniz ile attığı tekmeler bu hafta sıklaşmaya başlar.Bebeğinizin Down Sendromu kontrolü bu hafta ve bu haftayı takip eden 2 hafta içinde gerçekleştirilecek testlerle gerçekleştirilir.Bebeğinizin bu hafta boyu 7 cm civarında, ağırlığı ise 8 gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 12. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada rahminiz büyüdüğü için mesaneniz üzerindeki baskı kalkar ve sık sık tuvalete gitme itiyacınız ortadan kalkar.Bulantılar ortadan kalkamaya başlarken yorgunluk ziyaretleri de azalır.Bu haftalarda kan hacmi artışından dolayı bağağrısı şikayetleri artar. Bu şikayetler gebeliğin ilerki dönemlerinde azalır.Hormonlardan dolayı cildinizde değişiklikler meydana gelir. Fakat değişikliğin çeşidi anneye göre değişir. Bazı annelerde ciltler gerginleşip güzelleşirken, bazılarında sivilcelenme yaşanır. halk arasında bu durum 'kız çocuğun annesinden güzelliğini ödünç alması' olarak anılır.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta bebeğinizin tüm organları oluşmuştur. İşlevi ve yapısı belirlenen organlar yavaş yavaş büyümeye başlar.Parmaklarda tırnaklar ortaya çıkar ve saçlar uzamaya başlar. Bağırsaklarda peristaltik sindirim hareketleri başlamıştır.Bebeğiniz sık sık ağız açma kapama hareketleri yapar.bebeğiniz bu dönemde yutmayı öğrenmiştir fakat daha tam öğrenemediğinden hıçkırık tutar.Bebeğiniz bu haftadan itibaren parmağını emmeye başlar.Amuda kalkma, başının üzerinde dönme,takla atma, köprü kurma, rahim içinde yukarı tırmanma bebeiğinizin bu haftada rahatlıkla yapabildiği hareketlerdir.Rahim içindeki bebeğinizin kalbi dakikada 120-160 atar.Bunun nedeni rahim içinde oksijen miktarının az olmasıdır. Bebeğinizin kalbi gerekli maddeleri sağlamak için daha hızlı atar.İkizlerin bu haftalarında birbirlerine dokunma çabaları görülür.Bu haftada bebeğiniziz boyu 7 cm ve ağırlığı 14 gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 13. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu dönemde karnınızda ve sağ kasığınızda ağrılar ortaya çıkar. Bunun sebebi rahmin rahmi tutan bağlara göre daha çabuk büyümesidir. Bağların gevşemesiyle bu ağrılar ortadan kalkar.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
haftada bebeğinizin ses telleri hızla gelişir. Gözler yüzün iki tarafından ortaya doğru yaklaşırken kulaklarda dudak seviyesinden normal yerlerine doğru gelirler.Bebeğinizin yüzü insan yüzü şeklini almaya başlar.Bu haftadan itibaren bebeğinizin karaciğeri safra üretimine başlar.Kan şekerini düzenleyen insülin hormonu da bebeğinizin pankresında üretilmeye başlar.Bebğinizin akciğerleri henüz sıvı dolu olmasına rağmen, bebeğiniz solunum hareketleri yaparak solunum kaslarını çalıştırmaya başlar.Bu haftada bebeğinizin boyu 9 cm ye ulaşırken ağırlığı 26 gr.

 
Hamileliğinizin Seyri: 14. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

İkinci trimester(İkinci 3 aylık dönem) başladı. Bu dönem hamileliğinizin en rahat dönemidir.Bu dönemde vücut hamileliğe uyum sağlamıştır. Yorgunluğunuz devam ediyorsa dinlenmeye devam etmelisiniz.Bu dönemde gebelik hormonları en üst seviyeye çıktığından bulantı ve yorgunluk hissi azalır.Progesteron hormonunun etkisiyle tüm düz kaslarda oluşan gevşeme, bağırsak kaslarında da gerçekleşir. Bu da kabızlığa yol açar. Rahmin kalın bağırsağa yaptığı baskı da kabızlık şikayetini güçlendirir. Çözüm için lifi zengin besinler yemeli, tuvalet ihtiyacınızı ertelememelisiniz.Bu dönemde göğüs ve karnınızdaki toplardamarlar genişler. Meme uçlarınız büyür ve koyulaşır. emzirmeye uygun yapı için hazırlık hızlanır.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin solunum hareketleri artar.Gözler ve kulaklar gelişimini sürdürürken boyun uzar. Bebeğin başı harektlenir ve çeneye sabit pozisyondan kurtulur.El ve ayaklarını kendi isteğine göre hareket ettirebilir.Bu hafta bebeğinizin kalp atışları Doppler cihazı(ultrasonagrofide kullanılan Doppler cihazı değil, kalp atışlarını duymaya yarayan ufak bir el aletidir) ile dinlenebilir.Daha önce doğum yapmış anneler bebeklerinin hareketini bu hafta hissedebilirler. Bu haftada bebeğinizin boyu 10 cm, ağırlığı45 gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 15. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta rahminizi dışarıdan hissedebilirsiniz.Elinize top gibi yumuşak bir kitle gelecektir. Bebeğiniz burada.Kalbiniz hamilelik öncesine göre %20 daha fazla kan pompalamakta.Bu oran hamileliğiniz boyunca artacak ve %30-50 lere kadar yükselecek.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin kemik ve kas dokusu daha hızlı gelişmeye başlar. Bebeğinizin derisi çok ince ve şeffaf olduğundan damarlar seçilebilir.Lanugo adı verilen ipeksi cilt tüyleri de bu haftadan itibaren çıkmaya başlar.Bu haftada bebeğinizin cinsiyeti belirlenebilir.Bu haftada bebeğinizin boyu 12 cm ağırlığı 74 gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 16. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada cildinizde güneşten dolayı lekeler oluşmaya başlayabilir. Bu lekelerin sebebi kanda artan östrojen hormonunun cildin rengini sağlayan pigment üretici hücreler üzerindeki etkisidir. Bu lekeler kalıcı değildir.Bu lekeleri makyajla kapatabileceğiniz gibi, güneşe karşı koruyucu kremler kullanmanız da gerekir.Vücuttaki kan miktarı %40-50 oranında arttığından dolayı bu dönemde buun tıkanıklığı ve burun kanamaları görülebilir.Allerjik bünyesi olan annelerde bu dönemde allerjilerde azalma olmasına rağmen bazılarında belirtiler artabilir, ya da yeni bir allerji çıkabilir.Bacaklarınızın arka kısmındaki kılcal damarlarda belirginleşme görebilirsiniz. Varis tehlikesini önlemek gerekir.Eğer bebeğinizin Down Sendromunu belirleyici 11. hafta-14. hafta testleri yapılmamışsa, 16. hafta-18. hafta testleri yapılmalıdır.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftada bebeğin bacakları kollarından daha uzundur. Rahim içindeki yer genişliğinden rahat hareket edebilirler.Bebeğin tırnakları uzamaya devam edebilir.Bu haftadan sonra anneler bebek hareketlerini hissetmeye başlar. Bebeğin kas ve kemikleri geliştikçe bu hareketler daha çok hissedilir.Bu haftada bebeğin cinsiyeti ultrason ile rahatça görülebilir.Bebğin kulakları tam olarak boyundan kafaya hareket eder.Bebeğiniz her 40-45 dakikada bir sidik torbasını boşaltmaya başlamıştır.Bebeğinizin boyu 17 cm ye ulaşırken ağırlığı da 110 grama ulaşır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 17. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Rahminiz bu haftada göbek deliğinize ulaşır.Bebeğiniz bu haftada daha fazla kilo almaya başlar. Bu yüzden siz de daha fazla kilo almaya başlarsınız.Bu haftada 2-2.5 kilo kadar alabilirsiniz. Annelerin karın büyüklüğü birbirinden farklı olabilir. Bu farkın sebebi bağırsaklardaki gazın karnı daha şişirmesi olabileceği gibi, daha küçük karınlarda karın çevresindeki derinin gergin olmasıdır.11-14 testini yaptırmayan annelere en geç bu hafta içinde 16-18 testlerini yapmaları önerilir. Bazı durumlarda annelere amniyosentez önerilir. Amniyosentezde bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan enjektör yardımı ile bir miktar alınarak Down Sendromu ihtimali kesin olarak belirlenir.Bu dönemde terleme ve vajinal akıntıda da artış olabilir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftada bebeğin cilt altı yağı hızla artar. Plezenta ve bebek aynı boyutlardadır.Bebğinizin kalbi günde 30 litre kan pompalar.Bebğin emme,yutma, göz kırpma refleksleri bu dönemde gelişir.Bebeğinizin bu dönemde kemiklerinde kalsiyum depolanması hızlandığından kalsiyum almanız çok önemlidir.Bebeğiniz asla kalsiyumsuz kalmaz ama sizin kemiklerinizdeki kalsiyum miktarınız azalabilir.Kalsiyum almanızın en iyi yolu kalsiyum takviyeli ilaçlar değil doğal beslenmedir.Bebeğiniz boyu bu haftada 18 cm e ağırlığı 150 grama ulaşır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 18. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada bebeğinize giden kan miktarının artması ve kan damarlarındaki gevşeme sebebiyle tansiyonunuz çok düşük değerlerde olabilir.Kalbinizin ani pozisyon değişikliklerine cevabı yavaşlar.Bu da aniden ayağa kalkınca tansiyonun düşmesi gibi sonuçlar doğurabilir.Baş dönmesi ve bayılma hissi gebelikte normal kabul edilir.Eğer bu şikayetler sık sık yaşanıp bilinç kaybı gibi ciddi şekilde sonuçlanıyorsa doktorunuzla görüşün.Tansiyonunuz düştüğünde bacaklarınızı kaldırarak, duvara dayamanız ve bu şekilde birkaç dakika yatmanız tansiyonunuzu yerine getirecektir.Evde sık sık kullanılan dijital tansiyon aletleri anne tansiyonunu doğru ölçmez bu yüzden tansiyon ölçümünün mutlaka konu hakkında eğitim almış bir doktor ya da hemşire tarafından yapılması gerekir.Artık geceleri uyumak çok zor olabilir çünkü bebeğiniz büyüyor. Gece yatarken destekleyici yastıklar koymayı deneyebilirsiniz.Ayrıca yatmadan önce tuvalete gitmeyi ihmal etmeyin.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Erkek bebeklerde bu haftadan itibaren prostat oluşmaya başlar.Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen dışkı da bu haftadan itibaren oluşmaya başlar. Bebeğiniz bu haftada sık sık el ve ayak parmaklarını açıp kapar.Bu haftada bebeğinizin gözleri oldukça büyüktür, yavaş yavaş normale dönmeye başlar.Daha önce doğum yapmış anne adayları bebek hareketlerini 16. haftada hissetmeye başlayabilirken,ilk defa anne olacaklar bu hareketleri 22. haftaya kadar hissedemeyebilirler.Bebeğinizin hareketlerini ilk olarak, karnınızda bir kelebeğin kanat çırpması gibi hissedebilirsiniz.Daha sonra bebeğin büyümesine paralel olarak hareketler de güçlenecektir.Hissedilen hareketler 'tekmeleme','kol ve bacakların gerilmesi' ve 'vücudun dönmesi' olabilir.Bebek uyku ve uyanıklık durumuna göre saatte 8 ile 40 arasında hareket yapar. Anneler bu hareketlerden yalnızca 1 saniyeden uzun ve güçlü olanları hissederler.Her bebeğin baştan itibaren kendine özgü bir hareket alışkanlığı vardır.Bebeğin uyuması 20 dakika kadar kısa olabileceği gibi 2 saate kadar da uzun olabilir ve bu dönemde hareketler oldukça azalır. Ancak önceden çok hareket eden bir bebeğin bir saat boyunca hiç hareket etmemesi anormal kabul edilmelidir.Anne adayı böyle bir durumda bebeğinin hareketlerini iyice dinlemeli, gerekli durumda doktora başvurmalıdır.Özellikle hareketlerin ilk hissedilmeye başlandığı zamanlarda, anne adayları bebeklerinin hareket etmediği endişesine kapılabilirler. Fakat bu zamanlarda yalnızca en güçlü hareketler hissedilir.Bebeğinizin bu haftada boyu 20 cm, ağırlığı 210 gram civarındadır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 19. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu gebelik haftasından itibaren cildinizdeki değişiklikler belirginleşir. Bunun sebebi gebelik hormonları ve gebeliğin mekanik etkileri(rahmin büyümesi)dir.Kloazma(gebelik maskesi)adı verilen yanak, burun ve çenede yanma ve kızarıklıklar ortaya çıkar. Bunlar güneşle daha da belirgin hale gelir. Bu lekeler genelde kalıcı olmasa da giderilmeleri zor olabilir.Bazı anne adaylarında büyümenin sonucu olarak karın,kalça ve memede çatlaklar ortaya çıkabilir.Bu çatlaklar kaşıntıya yol açabilir.Nemlendirici kremler ve badem yağı bu çatlakların kaşıntısını azaltmaya yardımcı olabilir.Bol sıvı almak ve sağlıklı beslenmek çatlakların şiddetini azaltabilir.Ancak çatlak oluşumuna eğiliminiz varsa hiçbir ilaç bunu önleyemez. Çatlaklar kalıcıdır ve kısa zamanda gümüş rengine dönerler.Çatlaklar genetik yapıya bağlı olarak anne adaylarının %50sinde oluşur.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Kalıcı dişler ilk süt dişlerinin arkasında oluşmaya başlar.Bebeğin her tarafında lanugo(vücut tüyleri) çıkar.Doğuma kadar da kalır.Bu haftadan itibaren vernix caseosa adlı madde üretilmeye başlanır. Bu madde krem kıvamında,beyaz, bebeğinizin cildini kaplayan ve koruyan bir maddedir.Bu maddenin işlevi bebeğinizi sürekli sıvı içinde kalmaktan korumaktır.Bebekler genellikle 34. haftada başaşağı pozisyon alırlar. Eğer bebeğiniz daha erken bir tarihte başaşağı pozisyon aldıysa, bu erken doğumun göstergesi değil, bebeğinizin hareket tercihidir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 20. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada rahminiz tam göbek deliğinizin seviyesinde.Bundan sonra da her hafta 1 cm yukarı çıkmaya devam edecek.Bu haftada çok ilginç olan bir bulgu göbek deliğiniz ile kasıklarınız arasındaki pubis kemiği arasındaki mesafenin cm cinsinden yaklaşık olarak gebelik haftanıza tekabül etmesidir.Bu haftada aynı zamanda göbek deliği ile pubis arasında kalan çizgi koyulaşmaya başlayabilr. Bu çizgi doğumdan bir kaç ay sonraya kadar tamamen kaybolur.Doktorunuzun size önerdiği demir) vitamin ilacını almayı unutmayın. Özellikle kansızlığınız varsa, bebeğinizin ihtiyacı olan demiri hiçbir gıdayla sağlayamazsınız.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Eğer kızınız olacaksa bu haftada ilkel yumurta hücreleri oluşmaya başlamıştır.Bebeğiniz bu haftada yeni doğmuş bir bebek gibi uyku ve uyanıklık dönemlerinden geçer. Bebeğinizin boyu bu hafta yaklaşık 25 cm, ve ağırlığı yaklaşık 320 gram.

 
Hamileliğinizin Seyri: 21. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftadan itibaren bebeğinizin oynama sıklığı ve hareketlerin hissedilebilirliği artacacak. Siz de bebeğinizin hareketlerini daha çok hissetmeye başlayacaksınız. Yalnız bu hareketler istikrarlı olmazsa korkmayın.Hareketler bebeğinizin beyin dokusu geliştikçe daha istikrarlı ve anlamlı olacaktır.İleri ki haftalarda bebeğinizin seslere, yediklerinize ve hatta sizin konuşmanıza tepki verdiğini göreceksiniz.Bazı anne adaylarında bu ve ileri ki haftalarda burun kanamaları yaşanabilir. Bu burun kanamalarının sebebei vücuttaki kan miktarının artması ile dışarıya yakın olan burun içindeki kılcal damarların daha kolay çatlamasıdır.Bu kanamalr normal kabul edilse de her burun kanaması bu duruma bağlanamaz. Bu yüzden mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta bebeğinizin kalbi daha fazla kan pompalamaya başlar. Bebeğinizin içinde bulunduğu ortam az oksijene sahip olduğu için kalp kası daha hızlı çalışmak durumundadır ve kan vücudu daha hızlı dolşır. Bu yüzden bebeğinizin kalp atışları dakikada 120-160 a kadar çıkabilir.Bazı anne adaylarında plesenta doğum kanalı girişine yakın duruma gelebilir(buna 'eş aşağıda'da denilir)Bu plesenta previa(önde gelen plesenta) durumunda kanamalar yaşanabilir. Fakat plesenta zamanla normal yerine döneceğinden bu kanamalar da kesilecektir.Bu haftada bebeğinizin boyu 28 cm, ağırlığı da 400 gram civarındadır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 22. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Rahminizi göbeğinizin iki parmak üstünde hissedebilirsiniz.gebelik süresince vücudunuzun ağırlık merkezi sürekli değiştiğinden, kemikleriniz zorlanır. Bu da size ağrı olarak dönebilir. Ayrıca çatınızı oluşturan kemikler bu haftadan itibaren doğuma hazırlanmaya başlarlar.Bu çalışmalar da size ağrı olak dönebilir. Bel ağrısı konusunda 11. haftadakai önlemlere ek olarak şu önlemleri alabilirsiniz:1) Alçak topuklu ayakkabıları tercih edin. Çok topuklu ayakkabılar kadar , hiç topuğu olmayan ayakkabılar da belinizi zorlayabilir.2)Günlük yürüyüşler yapın.3)Oturduğunuzda dizlerinizin kalça seviyesinden yüksek olması için bir tabure kullanın.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz bu haftada gerçek bir insanın küçültülmüş hali gibidir. Ağırlığı yaklaşık 500 gramdır.Bebeğinizin göz kapakları da gelişmiş, ve bunları hareket ettirmeye başlamıştır.bebeğinizin kaşları çıkmıştır ancak çok belirsizdir. Zatn genellikle bebeklerde kaşlar doğumdan sonra 6. ayda belirginleşir.Bu haftadan itibaren bebeğinizin beyin gelişmesi hızlanır.Erkek bebeklerde testisler karın için boşluktan skrotuma(testisleri taşıyan torbamsı genital gölge) inmeye başlar.Bebğinizin omurgası oluşmuştur ve neredeyse tüm kemikleri teker teker sayılabilir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 23. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftalarda bebeğinizin tekmeleme, omuz atama ve ve yumruklama gibi hareketlerinin değişikliklerini hissedebilirsiniz.Bebeğinizin alanı boldur.Bu dönemde ruhsal dalagalanmalar yaşıyorsanız bu da normaldir. Üzerinde fazla durmamaya çalışın.Bu haftada sebepsiz karın ağrılarına rastlanabilir.Bu ağrılar genelde kısa süreli sancılar halinde gelirler. Bunlar, rahim bağlarının rahimden daha yavaş büyümesine bağlanırlar.Yine de doktorunuza danışmalı ve ağrının başka bir sebepten dolayı gelişmediğine emin olmalısınız.Bu haftada karnınızda bir gerilme hissedebilirsiniz. Bunun sebebi döl yatağı kasınızın doğuma hazırlanmaya başlamasıdır.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftada bebeğin vücudundaki oranlar normale dönüyor fakat başı hala vücuduna göre biraz büyük.Bebeğinizin bu hafta orta kulak kemikleri gelişimi devam ediyor. Sesleri işitmeye başlayacak. Bebeğinizle konuşun.Bu haftada lanugo koyulaşmaya başlar.Bu hafta bebeğinizin boyu yaklaşık 31 cm, ağırlığı yaklaşık 550 gram.

 
Hamileliğinizin Seyri: 24. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Doktorunuz bu haftada size 'şeker yükleme' ya da 'şeker tarama' şeklinde bir test önerebilir.Getasyonel diyabet(gebelikte dörülen şeker hastalığı) hiçbir belirti göstermeden ortaya çıkabilir.Testin yapılması için doktorunuza başvurmalısınız.Bu hafta içeirisinde erken doğumun belirtilerine dikkat etmelisiniz.Erken doğumlar, özellikle yaz aylarında daha çok yaşanır.Bunun sebebi kadınlardaki su kaybına bağlanır. Bu yüzden bol su içmeye devam edin. Aşağıdaki belirtilerden birinin varlığı durumunda doktorunuza başvurun:1)1 saatte 5 kezden fazla kramp ve kasılma 2)Vajinanızdan gelen parlak kırmızı kan 3)Yüz ve ellerde şişme ve kabarma(pre-eklampsi belirtisi)4) İdrar yaparken ağrı,idrar yolları,böbrek ya da sidik torbası enfeksiyonu 5)Keskin veya uzun karın ağrısı(pre-eklempsi belirtisi) 6)Akut ya da devamlı kusma(pre-eklempsi belirtisi) 7)Vajinadan ani sulu ve berrak sıvı glmesi 8)Sırtağrısı9)Şiddetli pelvik basınç

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftada bebeğiniz kas v ekemik dokusu güçlenmektedir. Bu da bebeğinizin hareketlerinin daha belirgin olacağı anlamına gelir.Sizin aldığınız kalsiyum bu haftadan itibaren çok önemlidir. Bebeğiniz asla kalsiyumsuz kalmaz ama sizin kemiklerinizdeki kalsiyum azalabilir.24. hafta hamilelikte bir dönüm noktası kabul edilir. bunun sbeebi bu haftadan itibaren bebeğin algılarının önemli bir kısmı gelişir. bebk uyarılara karşı bilinçli cevap vermeye başlar, tepkileri refleks değildir.Bebek öğrenmeye, bilgileri hafızasında toplamaya, düşünerek cevap vermeye başlar. Amerika, kanunen bu haftadan itibaren bebeği kendi hak ve özgürlüklerine sahip bir birey olarak görür. Türkiye'de bu tarih 26. haftadan sonradır.Bebğiniz bu haftada yaklaşık 32 cm boyunda, 640 gram ağırlığındadır.Bebeğiniz bu hafta kahverengi yağ depolamaya başlar. Bunun sebebi ısı dengesini korumak istemesidir.Isı dengesinin bozulması erken doğan bebekler için çok önemlidir.Bu aşamada doğan bebek, yoğun bakım ünitesine kaldırılı ve burada asıl doğum tarihine kadar kalabilirler. bu zamanda doğan bebekler için başka bir tehlike de akciğer gelişimidir.Eğer erken doğum önceden farkedilirse bebeğin akciğer gelişimini sağlamak için bazı ilaçlar verilebilir.

 
Hamileliğinizin Seyri: 25. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Rahminiz bu hafta futbol topu biyüklüğüne erişmiştir. Bu ağırlık beldeki sinirlere baskı yapar. Bu baskıda belde ve bacaklarda zonklama tarzında ağrılara yol açar.Bu ağrılara çare olarak sık sık pozisyon değiştirmek, ılık duş almak ve ağrıyan yerlere buz tatbik etmek işe yarayabilir. Eğer ağrılarınız çok şiddetli olursa doktorunuzun önerdiği ağrı kesicilerden kullanabilirsiniz.Karnınızın tam olarak dışarıya çıkmasına izin verin.

       
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta da kemikler gelişmeye devam ediyor, sertleşiyorlar. Bebeğiniz bu hafta yaklaşık 33 cm ve 800 gram.

 
Hamileliğinizin Seyri: 26. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta içinde rahminizde zaman zaman ortaya çıkan, ani kasılma ve gevşemeler olabilir. Bunlara Braxton-Hicks kasılmaları denir.Bunlar ağrısız, adet krampları gibi, düzensiz aralıklarla gelen kasılmalardır.Bu kasılmalar rahmin doğum sancıları için antreman yapmasıdır. Bu kasılmalar çoğu annede 30. haftadan sonra başlasa da bu haftalarda da görülebilirler.Bu kasılmalar günlük yaşamınızı etkileyecek kadar sık oluyorsa erken doğum belirtisi olabilirler. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız.Erken doğumun en önemli belirtisi rahimde çıkan ağrısız düzenli kasılmalardır.Kasılmaları anlamak için avuçiçinizi karnınıza hafifçe dokundurun. Avucunuz altında rahminiz toplanıyor hissi varsa bu kasılma belirtisidir. Bu kasılmalar ağrısız olabilir.Saatte dör kez ya da daha çok ortaya çıkan kasılmalar erken doğum belirtisi olabilir.Erken doğum belirtilerini bir önceki haftada anlatmıştık.Bu hafta dışarıdan da bebeğin hareketleri hissedilmeye başlanır.Yani çevrenizdekilerle bu deneyimi paylaşabilirsiniz. Rahat bir uyku pozisyonu almalı ve uyumak için fırsatları değerlendirmelisiniz. Birkaç yastıktan destek almak yararlı olabilir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizn akciğerlerinde hava kesecikleri ve damarlar oluşmaya başladı.Bu hava keseciklerini döşeyen surfaktan adlı madde de üretilemeye başlandı.Surfaktan adlı madde hava keseciklerinin sönmeden kalabilmesi için çok önemli bir maddedir.Bu hafta bebeğinizi tüm diğer bireylerden ayıran el ve ayak izleri oluşmaya başlayacak.Bebeğiniz sizi ve çevrenizi duymaya başladığından, bazı seslerde bebeğinizin zıpladığını hissedebilirsiniz.Rahminiz aynı zamanda ışığı biraz geçirdiğinden bebeğiniz karanlık ve aydınlığın farkında olmaya başlar.Bebeğinizin boyu bu haftada yaklaşık 34 cm, kilosu ise yaklaşık 820 gram(550-1330)

 
Hamileliğinizin Seyri: 27. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Tebrikler! Üçüncü trimesterdesiniz. Artık rahminiz göğüs kafesinizie yaklaştıkça diyaframınıza baskı yapmaya başlayabilir. Bu yüzden derin nefes almakta zorluk çekebilirsiniz.Bu akciğerlerinizin tam olarak şişmemesinden kaynaklanır. Başınızın altına bir yastık alarak uyumak sizi rahat ettirebilir.Gebelik hormonlarınız sizin dakikalık olarak nefes almanızı sağladığından bebeğinize yeteri kadar oksijen veriyorsunuz.Rahminiz büyüdükçe göbek deliğinizin dışarı doğru çıktığını görebilirsiniz.Bu durum göbek çevresindeki kasların zayıflamasından dolayı ortaya çıkar ve doğumdan sonra kaybolur. Sizin göbek deliğiniz ve bebeğin göbek bağı arasında hiçbir bağlantı bulunmadığından bu durum bebeğinize zarar vermez.Göbek deliğinizden aşağı doğru inen çizgi belirginleşir ve aşağı indikçe kalınlaşabilir.Fakat bu çizgi doğumdan aylar sonra kaybolur.Bu haftada kilo almaya devam edeceksiniz. Ama bu ilolar sağlıklı bir hamilelik için gerekli. Bu dönemde diyet yapmanız bebğinizin tam olarak beslenmesini engelleyeceğinden kesinlikle tavsiye edimemektedir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz bu haftadan itibarengöz açıp kapama hareketlerini tam olarak yapmaya başlar.Bebğiniz bu hafta içerisinde yaklaşım 950 gram olacak. Fakat bebek ağırlıkları geniş bir yelpazede seyredebilir.Sizin ve eşinizin yapısal özellikleri bağlı olarak bebeğinizin ağırlığı 650 gramla 1500 gram arasında değişebilir. Bebğinizin kilosu düşükse doktorunuzun vereceği tavsiyelere uyarak kilo almasını sağlayabilirsiniz.İri bebek ve düşük kilolu bebek tanıları seri ölçümlerle konur.Bu ölçümlerle bebeğin belli bir zaman dilimi içinde ne kadar kilo aldığı belirlenir.bebğin karın çevresi kesitinin ölçümü gelişme geriliği tanısının konmasında çok önemlidir.Bu haftanın sonunda bebeğiniz yaklaşık 35 cm ve 950 gram(650-1500) ağırlığında.Bebeğinizin derisi şu anda kırış kırış. bu durum doğduktan birkaç hafta sonrasına kadar devam edecek.

 
Hamileliğinizin Seyri: 28. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Üçüncü trimesterde ikincisindeki kadar rahat olmayabilirsiniz.Bacak krampları, basur, varisler,kaşıntılı cikt çatlakları, bel ağrıları, ayağınızda şişmeler, mide yanması, hazımsızlık şiketleri gibi şikayetler bu dönemde artacaktır.Bunların çözümü için doktorunuza danışın. Bu haftalarda eşinizin size masaj yapması iyi gelebilir.Soğuk algınlığı riskine karşı C Vitamini içeren meyveleri ve sebzeleri(çilek, portakal,kivi,brokoli vbg.)bol bol tüketmelisiniz.Bu haftada memenizden sızıntı başlayabilir. Ancak başlamaması durumu daha sonra süt veremeyeceğiniz anlamına gelmez.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin kaş ve kirpikleri çoktan oluştu. Saçları da uzuyor.Gözleri tamamen işler durumda.Akciğerleri solunum özelliği kazansa da bu hafta doğan bebeklerde surfaktan adlı maddenin yetersizliğinden dolayı solunum problemleri yaşanabilir.Bebeğiniz başaşağı duruş olan normal duruş yerine bu haftada rahme oturur şekilde ters duruyor olabilir. Bu da doğum sırasında makat geliş denilen duruma işaret olabilir. Yani bebeğinizin ilk olarak kafası değil, makatı gelir. fakat bebeklerin çoğu bu haftalarda sık sık karar değiştirdiklerinden miyadında doğumların ancak 4 ü bu şekilde gerçekleşir.Bebeğiniz bu haftada vücut ısısının dengelenmesinin kontrolünü ele almaya başlıyor.Bebeğiniz bu hafta yaklaşık 36 cm boyunda ve 1050(750-1680) gram ağırlığında.

 
Hamileliğinizin Seyri: 29. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftadan itibaren ellerinizdeki şişlikler artabilir ve ellerinizi yumru yapmakta zorlanabilirsiniz. Ayrıca yüzükleriniz dar gelmeye başlamış olabilir. Parmağınızdan çıkamayacak hale gelmeden yüzüklerinizi çıkarmakta fayda var.El ve yüzünüzdeki şişmeler çok oluyorsa doktorunuza danışın. Bacaklarınızda kramp ve kasılmalar hissederseniz bu sizin kalsiyumu az aldığınız anlamına gelmemektedir. magnezyum ve kalsiyum denegesizliğinden dolayı bu durum ortaya çıkabilir. doktorunuzla konuşup magnezyum takviyesi konusunda bilgi alabilirsiniz.Daha önceden egzersiz yapmıyorsanız sizi çok yoracak egzersizlerden kaçının. Yürümek, jogging ve yüzmek gebelik için en iyi egzersizlerdir.Yüzme bir sorun çıkmadığı sürece gebeliğin sonuna kadar devam ettirilebilir.Girdiğiniz havuz ve denzin çok temiz olduğundan emin olun.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu hafta bebeğinizin ışık, tat, ses, koku algıları tam olarak gelişmiştir.Bebeğinizin bağışıklık sistemi bu hafta gelişmeye başladı.Bebeğinizin bu haftaya kadar sadece sizin yardımınızla devam eden beden savunmasına bebeğinizin bağışıklık sisteminin yardımı başladı.Her ne kadar doğduğunda bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişmiş olsa da sizin sütünüzle ona geçen antikorlar beden savunması için çok önemlidir.Antikorlar yabancı hücreleri vücuttan uzaklaştıran silahlardır.Bebeğinizin boyu bu hafta ortalama 38 cm, ağılığı 1300 gram(900-1900)dır.Bebek için karnınızdaki alan azaldığı için daha küçğk hareketler hissedbilirsiniz.

 
Hamileliğinizin Seyri: 30. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Gebelikte en iyi yatış pozisyonu sol yandır.Vücuttaki kanı kalbe geri taşıyan ana toplardamarlar karnınızda sağ tarafta bulun duklarından, sol yanınıza yatmak bu damarlara basıncı düşürür.Bu da organlardan kalbe dönüşün en iyi şekilde olmasını sağlar.Bu şekilde uyursanız karnınızın altın abir yastık koyun.Mideden yemek borusuna asit kaçağı sebebiyle mide yanması'reflü' yaşayan anne adaylarının yemekten hemen sonra uzanmaması gerekir.Simit, poğaça, asitli yiyecekler ve midenin aşırı dolması reflüyü tetikler.Yatarken vücudun üst kısmının alt kısmından hafifçe yüksekte tutulması mideden gelen asidin yemek borusuna kaçmasını engelleyebilir.Mide ile yemek borusu arasındaki kapak tek yönlü çalışır ve yemek borusunun midedeki asitlere karşı savunması yoktur. Bu yüzden yemek borusunda kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu şikayetinizi aldığınız önlemlerle gideremiyorsanız, doktorunuzun önerdiği asit kaçağını giderici ilaçları kullanabilirsiniz.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizde çıkan lanugo tüyleri yavaş yavaş kaybolur.Kan yapma işlevi yavaş yavaş karaciğerden kemik iliğine geçmeye başladı.Bu haftada emzirme eğitimine başlayabilirsiniz.Bu hafta bebeğinizin boyu yaklaşık 39 cm ve ağırlığı yaklaşık 1400 gram(1000-2080)

 
Hamileliğinizin Seyri: 31. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftada sık sık rüya görebilirsiniz.Bu kadar sık rüya görmenizin sebebi gebeliğin biyokimyanız üzerinde yaptığı değişimlerdir.kalkar kalkmaz gördüğünüz rüyayı not edin, yoksa saniyeler içinde unutursunuz.Bu haftada sırt ağrılarınız devam edebilir. Bunun için eşinizden masaj istemeli,egzersiz ve gerilme hareketleri yapabilirsiniz.gebelikte vücudunuz relaksin adı verilen bir hormon salgılar.Bu hormon bebeğiniz doğması için gerekli pelvis rahatlığını ve hareket kabiliyetini sağlar. bu hormon aynı zamanda paytak bir yürüyüş şekline de yol açabilir.Bu şu anda rahatsız edici olabilir ama doğum sırasında sizi rahat ettirecektir.Bazı kadınlarda bu dönemde hiçbir rahatsızlık yaşanmaz. Bu bebeğin doğuma hazırlanmadığını göstermez.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin gelişimi bu hafta yavaşlıyor.Beyin dokusu işlevsel gelişimini sürdürmeye devam ediyor.Akciğerdeki surfaktan yapımı bu haftadan itibaren hızlanacak.Bebeğiniz diğer haftalara göre bu haftalarda daha hareketlidir. Bunun sebebi amniyos sıvısının çoğalması ve ebebeğin hareket etmesi için daha fazla yer bulabilmesidir.Bebeğinizin yeri giderek azalacağından hareket nitelikleri de değişecek.Bebek hareketlerinin azaldığından korkuyorsanız, ilk olarak sakin bir odada istirahate çekilin.Karnınız açsa birşeyler yiyin.Eğer hala azaldığından şüpheleniyorsanız doktorunuza başvurun.Bebeğinizin irisi bu hafta ışığa tepki verebilir. Bebeğinizin deri rengi kırmızıdan pembeye döner.Bu hafta bebeğinizin boyu yaklaşık 40 cm, kliosu yaklaşık 1650 gram(1180-2350).

 
Hamileliğinizin Seyri: 32. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftanın sonunda yasal doğum izni hakkınız başlar. Bu haftadan itibaren doktorunuza iki haftada bir gitmelisiniz.Bu haftalarda doğumun nasıl olacağı hakkında sorular sormaya başlayabilirsiniz. Doğumun ne kadar sancılı olacağını bilemezsiniz ancak yapılan araştırmalara göre doğumdan önce doğum eğitimi alan anneler daha az sancılı doğumlar yaşamaktadırlar.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin yeri giderek daraldığı için vaorlan yeri en iyi şekilde kulanmaya çalışır.Bebeğiniz içgüdüleri,deneme yanılma yöntemiyle ve rahminizin mekaniği ile en iyi şekli bulmaya çalışır.Bacaklar kalçadan ve dizlerden tam bükülmüş,ayaklar çapraz,kollar omuzlardan ve dirseklerden tam bükülmüş, eller çapraz,her el karşı taraf dirseiği kavramış,sırt sıklıkla sol yana yaslanmış(%90), boyun öne doğru bükülmüş ve çene göğüs kafesine değmiş durumda.Bu pozisyon kordonu basıya uğramak ve doğum kanalına en iyi şekilde girmek açısından çok önemlidir.Ayrıca bu şekilde bebeğiniz kol ve bacaklarını dar bir alanda hareket de edebilir.bebeğinizin yüzündeki kırışıklıklar yavaş yavaş kaybolur ve saçları uzar.Bebeğiniz ağırlık kazanmıştır. Bunun çoğu kısmı yağ ve kas dokusudur.Bebeğinizin boyu bu hafta yaklaşık 41 cm, ağırlığı 1780(1300-2500) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 33. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bazı anne adaylarında gebelik ilerlemesine rağmen karın fazla büyümemiş olabilir. Doktorun ultrasonda bebeğinizin boyutlarını normal bulmuş olması şartıyla bu olası bir durumdur ve annenin yapısal özelliklerine bağlıdır.Ayak bileklerindeki şişmeler gebelikte normal kabul edilse bile elde ve yüzde şişme, şiddetli başağrısı, sinek uçuşması,şimşek çakması,şişmelerin 2-3 gün içinde aniden artması, karın ağrısı, bulantı-kusma, kendinizi hasta hissetme gibi durumlarda preeklampsi(gebelik zehirlenmesi) siz konusu olabilir. Hemen doktorunuza başvurmalısınız.Tansiyon yükselmesi, idrarda protein vevücutta şişme ile seyreden bu hastalık ciddi bir durumdur.Vücut dokularında sıvı tutulumu bu hafta elde uyuşmalara yol açabilir.Bu uyuşmalar hamilelikle birlikte ortadan kalkar.Bu durum ileri boyutlara varırsa parmakları sabit tutacak atele takılabilir.Şu anda bebeğin dizini dirseğinden ayırabilirsiniz.Küçük ritmik vuruşlar da hissedebilirsiniz ki bunlar bebeğin hıçkırmalarıdır ve paniğe gerek yoktur.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz amniyos sıvısı içindedir. Bu sıvının miktarı doğuma kadar hemen hemen sabit kalır. Bebeğiniz bu sıvıyı yutar; sıvı akciğer ve cildinden de emilir.Eksilen sıvı bebeğinizin idrarını yapmasıyla tamamlanır. Bu sıvı bebeğinizi dış ortama karşı korur ve steril bir sıvıdır.bebeğinizin sıvısının azalması kordona baskı oluşma tehlikesi yaratır. Bu yüzden her kontrole gittiğinizde doktorunuz bu sıvının miktarını da ölçer.Bebeğiniz beyin dokusu hızla gelişmeye devam ettiği için başı da büyür. erkek bebeklerde testisler tam olarak karın boşluğundan skrotuma(torba) yerleşmişlerdir.Bbeeğinizin ortalama boyu yaklaşık 42 cm, kilosu yaklaşık 2000(1480-2750) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 34. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Braxton-Hicks kasılmaları bu haftadan itibaren sıklaşmaya başlayabilir.Bu kasılmalar gerçek doğum sancılarının aksine kısa sürerler, düzensizdirler ve ağrısızdırlar. Bu kasılmaları yaşamak iyidir çünkü bu vücudunuzun doğuma hazırlandığıunı gösterir.Bazı durumlar hariç, gebeliğinizin bazı dönemlerinde cinsel ilişkiye girmekten sakınmaya gerek yoktur.Orgazm olma sırasında rahminizde kısa süreli kasılmalar olabilir. ancak bu kasılmaların bebeğine zarar verdiğine dair bir kanıt yoktur.Cinsel ilişki için en rahat olduğunuz pozisyonu kendiniz belirlemesiniz. Karnınıza baskı olmayacak şekilde daha öneceden alışmış olduğunuz pozisyonu değiştirebilirsiniz.Eğer kendinizi vajinal şekilde rahat hissetmiyorsanız, oral seks, karşılıklı uyarma gibi yöntemler deneyebilirsiniz.Bu haftalarda fiziksel ve ruhsal durumunuz sebebiyle cinsel isteğiniz azalmış hatta yokolmuş olabilir.Kendinizi zorlamayın. eşiniz bunu anlayışla karşılayacaktır.Bu haftada dinlenmek için kendinize biraz daha zaman ayırın.Fazla enerjinizi almayacak ama sizi mutlu edecek aktiviteler yapın.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bu haftadan itibaren bebeğinizin solunum hareketleri sıklıkla gözlenebilir.Bu hareketler dış dünyadaki solunuma hazırlıktır.Bu bebeğinizin sağlıklı gelişiminin göstergesidir.Bu haftadan itibaren bebeğiniz günde 20-30 gram alacak.Bu haftanın sonunda bebğinizin boyu yaklaşık 43 cm,ağırlığı 2200 (1680-2930) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 35. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Dikkat etmeniz gereken en önemli şey bebeğinizin hareketleridir. Bu hareketler bebeğinizin kaslarının gelişmesi açısından çok önemlidir.Çeşitli zamanlarda bebeğiniz nispeten daha z hareket edebilir(sizin açlığınız,yorgunluğunuz,uykusuzluğunuz)Her bebeğin harekt düzenini kendi annesi bilir.Düzenli olarak hareket etmekteyen, aniden hareketleri kesilen bebekte problem olması gerekmez ama ileri inceleme amacıyla NST(nonstres test) yapılması gerekebilir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz bu hafta doğsa bile, yoğun bakıma girmeden hayatını sürdürme ihtimali çok yüksektir.Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 44 cm, ağırlığı 2490(1850-3200) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 36. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftadan itibaren doktor ziyaretleriniz haftada bir olacak.Aklınızda 'doğum nasıl olacak*' düşüncesi olabilir.Doğum yapacağınız yeri ve yatacağınız odayı önceden görmek sizi rahatlatabilir.Artık tüm gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde hem normal doğumda hem de sezeryanda epiduralli doğum yaygınlaşmakta. Epidural sanıldığı gibi yeni bir yöntem değildir.epidural anne adaylarının %90 ında ağrısız ve konforlu bir doğuma olanak verir.Ağrı bebekte fetal distres(bebeğin sıkıntıya girmesi)yaratabilen bir durum olduğundan doğumda ağrının giderilmesi fetal distres ve buna bağlısezeryan riskini ortadan kaldırır.ama epidural, ıkınma için gerekli kas gücünü azaltabileceğinden,doğum evresinin ikinci evresinin uzamasına ve vakum uygulama gerekliliğinin doğmasınaneden olabilir.epidural kullanımına doktorunuzla birlikte karar vereceksiniz.Bu haftada karnınızın aşağı doğru indiğini görebilirsiniz.bunun en önemli sonucu mide yanması, nefes darlığı, kaburga ağrısı gibi şikayetlerden kurtulmanızdır. Bu aynı zamanda bebeğinizin doğum kanalına girdiğini ve doğumun yaklaştığını da gösterebilir. Kesin bir gösterge değildir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin yağ dokusu giderek artmaya devam ediyor.Kolları ve parmakları daha da dolgunlaştı.gebelikler genelde 38.-42. haftalar arasında olsa da bu haftadan sonra doğan bebekler prematüre olarak tanımlanmaz, yani erken doğum sayılmaz.Bu haftada bebeğinizin ortalama boyu 46 cm, ağırlığı 2700(2080-3330) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 37. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu haftadan itibaren ev işlerinden izne ayrılın.Bebğiniz artık her gün 25-30 gram ağırlaşıyor. Bununla birlikte yeri de daralıyor. Bu yüzden hareketlerini farklı hissetmeye başlamış olabilirsiniz.Bu haftada doktorunuz size 'çatı' ya da 'pelvis' muayenesi önerebilir.Bu doğuma engel olabilecek bir çatı darlığını önceden tespit etmek için yapılan bir muayenedir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin bu haftada yaptığı hareketler doğduğunda yapacağı hareketlere çok benzer.Bu hareketler arasında hıçkırma, gerilme , irkilme ve parmak emme yer alır.Bu haftada ayrıca sık sık solunum hareketleri yapar. Akciğerlere hava girmese de bu hareketllerin amacı solunum kaslarını güçlendirmektir.Bu hafta bebeğinizin boyu 47 cm, ağırlığı 2850 (2250-3500) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 38. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Doğumların %75i 38.-42. haftalar arasında gerçekleşir.Bu haftadan itibaren doğum sancıları her an başlayabileceğinden nasıl olacakları hakkında bilgi sahibi olmalısınız.Gerçek doğum eyleminin en önemli özelliği kasılmaların düzenli aralıklarla olmalarıdır.Önceleri daha az sıklıkla yine düzenli gelen doğum sancıları bir evreden sonra 10 dakikada üçkez ortaya çıkarve her bir kasılma 50 saniye sürer.Gerçek doğum kasılmaları istirahatle geçmez.Şiddeti zaman içinde giderek artar.Eğer kasılmalarınız geçmiyorsa ve düzenliyse hastaneye gitme zamanı gelmiştir.'Nişan'denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı,serviksteki bebeği koruyucu tıkacın atılmasıdır.Nişanın atılmasından ilk iki gün sonra doğum genellikle başlar.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğiniz günde 25-30 gram almaya devam ediyor.Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da birikmeye başlar. Bu dışkı doğumdan sonraki ilk 24 saatte çıkarılır.Buna karşı idrar yapmaişlevi devam ettiğinden amniyos sıvısınıın varlığı da devam eder.Bu haftanın sonunda beğinizin ortalama boyu 48 cm, ağırlığı ise 2950(2500-3650) gramdır.

 
Hamileliğinizin Seyri: 39. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta içinde doğum yapma olasılığınız oldukça yüksektir.her anne adayında doğum kasılmalarla başlamayabilir. Kanamanız olduğunda, bebek hareketlerinde azalma hissettiğinizde,sularınızın gelmesi durumunda veve kendinizde herhangi normal dışı bir durum hissettiğinizde hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin boyu ortalama 49 cm, ağırlığı 3200(2650-3800)gram.

 
Hamileliğinizin Seyri: 40. Hafta

Vücudunuzdaki Değişimler

Bu hafta sonunda doğum yapmış olma olasılığınız yüksek.hastaneye en kısa sürede ulaşmak için gerekli hazırlıkları yapın.

 
Bebeğinizdeki Gelişimler
Bebeğinizin boyu ortalama 50 cm, ağırlığı ortalama 3350(2770-3900) gram.a




Duzenleyen mystical - 16-Kasim-2007 Saat 05:00
Basa don
bebegimm Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye


Kayit tarihi: 17-Temmuz-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 4914
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti bebegimm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 15-Kasim-2007 Saat 22:58
Doğum yönteminin nasıl olacağı, anne adaylarının 9 ay boyunca en fazla düşündükleri konuların başında geliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, doğumun sezaryen yöntemi ile yapılması yönündeki kararı hekimin vermesi gerektiğini belirtiyor.

Prof. Ünlü, “Hastalar genelde bilgisizlik ve ağrıdan dolayı normal doğumu tercih etmezler. Bu nedenle hastanın önceden gebelik ve doğum hakkında bilgilendirilmesi önemli. Doğum sırasında uygulanan ağrıyı azaltıcı yöntemler anne adaylarının da normal doğumu tercih etmesini sağlayabilir” diyor.

ZOR DOĞUMDA SEZARYEN UYGULANABİLİR
Hamileler normal doğum ve sezaryen ile ilgili çeşitli korkular yaşıyor. Her iki yöntemin de gerekliliğine hekimin karar vermesi en doğru yaklaşım. Prof. Cihat Ünlü, normal doğum ve sezaryenin hangi durumlarda uygulandığını şöyle özetliyor:

Normal doğumun avantajı, insan anatomisine uygun, bir kadının hayatında yaşayabileceği en mutlu anlardan biri olmasıdır. Anne ve bebek arasındaki duygusal bağı kuvvetlendirir. Annenin günlük aktivitelerine daha kısa sürede başlamasını sağlar. Zor doğum olmadığı sürece normal doğumun dezavantajı yoktur.

Sezaryen sadece gerekli durumlarda uygulanmalıdır. Bu işlem bir ameliyattır. Avantajı, bebek ve annenin hayatını tehdit eden ya da normal doğumun mümkün olmadığı durumlarda doğumun sorunsuz olmasını sağlamasıdır.

NORMAL DOĞUMDA, DOĞUM SONRASI DEPRESYON AZALIYOR
Acıbadem Bursa Hastanesi’nden Dr. Aylin Karahasan, normal doğum eyleminin ne zaman başlayacağının önceden bilinememesi ve uygunsuz zaman ve ortamlarda başlayacağı korkusunun anne adaylarını tedirgin ettiğini belirtiyor. Bu korkuları ortadan kaldırmak için anne adayının doktoru tarafından önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Normal doğumda anne ve bebek arasındaki duygusal temasın daha yoğun olması, doğum sonrası karşılaşılan depresyonun şiddetini azaltıyor. Normal doğumda ayağa kalkıp normal günlük aktivitelere dönme süresi sezaryenden daha kısa.

SEZARYENDE HASTANEDE KALIŞ SÜRESİ FAZLA
Normal ve sezaryen ile yapılan doğum arasında çeşitli farklılıklar var. Prof. Dr. Cihat Ünlü, normal doğumda annenin hastanede kalma süresi 1-2 günle sınırlı olurken, sezaryende bu sürenin ortalama üç güne kadar uzayabildiğini söylüyor. Sezaryen sonrası hasta 7-8 gün içinde normal hayatına dönebiliyor. Normal doğumda ayrıca doğum esnasında bebeğin akciğerleri sıkışarak içerisindeki amniotik sıvıyı boşalttığı için yeni doğan soluk alıp vermeye daha hazırlıklı oluyor. Sezaryen ile doğum ise genel olarak normal doğumun olanaksız ya da riskli olduğu durumlarda öneriliyor. Sezaryenin en önemli avantajı normal doğum sırasında bebek açısından mevcut riskleri en aza indirmesi.

SEZARYEN UZMAN ELLERDE BAŞARILI
Sezaryenin olumsuz yönlerini anlatan Dr. Aylin Karahasan, sezaryenin bir operasyon olduğunu hatırlatarak, “Bu nedenle cerrahinin getirebileceği organ yaralanmaları, kanama ve enfeksiyon riskinin varlığı unutulmamalı. Mesane ve barsaklar gibi komşu organların dikkatle korunması, uygun ameliyat tekniği, antibiyotik ile koruma, genel anestezi yerine epidural anestezinin seçilmesi riskleri en az düzeye indirmekle beraber riski sıfırlamıyor” diye konuştu. Uzun dönemde ise dikiş yerlerinde zaman zaman ağrılar olması ve karın içinde ameliyata bağlı yapışıklıkların olması sezaryenin diğer olumsuz yönleri arasında.

SEZARYEN NE ZAMAN ÖNERİLİYOR?
Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de en sık yapılan ameliyat şekli sezaryen. Dr. Aylin Karahasan, doğum şekli olarak sezaryenin tercih edildiği durumları ise şöyle açıklıyor:

- Normal doğum çok zor olacaksa sezaryen tercih edilebilir
- Annenin kemik yapısının doğuma elverişsiz olması
- Bebeğin rahim ağzını tam veya yarım kapatması veya erken ayrılması
- Bebeğin yan duruşta olması
- Bebeğin yapısının iri olması
- Duruşu uygunsuz olan çoğul gebelikler
- Bebek kalp atışlarının bozuk olması
- Doğum yolunu tıkayan kitleler
- Annede aktif genital herpes enfeksiyonu
- İlerlemeyen doğum eylemi
- Kordon sarkması
- Doğum eylemi sırasında bebeğin strese girmesi ve kalp atışlarında azalma
- Annede beyin anevrizması gibi ıkınmanın riskli olduğu durumlar
- Bebeğin 1500 gramdan küçük ve makatla geliş olması
- Geçirilmiş sezaryen, geçirilmiş vajinal operasyon
- Vajinismus veya ileri derecede normal doğum fobisi gibi durumlarda da sezaryenle doğum tercih edilebilir.
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:45
 
Hamilelikte Yapılan Testler

Hamilelik oluştuğu andan itibaren, bebeğin büyümesi ve gelişimi için tüm anne adaylarından belirli zamanlarda rutin testler istenir. Doğuma hazırlanmak ve doğum esnasında problem yaşamamak için, düzenli testlerden geçmek hem anne hem de bebek sağlığı açısından önem taşımaktadır.

 

Rutin yapılan testlerin dışındaki diğer testler ise, anne ve baba adayının tıbbi öyküsü doğrultusunda gerekli görülürse doktor tarafından istenmektedir.

Hamilelikle beraber vücutta hormonal değişiklikler yaşanmaya başlar ve bu değişikliklerin amacı vücudun hamileliğe uyum sağlaması ve bebeğin gelişimidir. Bebek rahim içinde oluşmaya başladığı andan itibaren, hücreler tarafından HCG adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. İdrar ve kan testlerinde bu hormonun artışı hamileliğin habercisidir.

Dışarıda satılan idrar test kitleri, yapılan çalışmalarda özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda, hata oranının %50'lerde olabileceğini göstermiştir. Oysa, hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda hormon seviyesi saptanarak hamileliğin tanısı konabilmektedir.

İlk Muayene
Hamilelik başlangıcının ilk muayenesinde vajinal ultrason ile gebelik kesesine, bebeğin rahim içinde nerede geliştiğine, çoğul ya da olumsuz bir gebelik olup olmadığına bakılmaktadır. İlk muayenede anneden kan alınarak; kan sayımı, kan grubu, hepatit, HIV, toksoplazma ve rubella (kızamıkçık) kan testlerine bakılır. Böylece; kan uyuşmazlığı, kansızlık, kızamık virüsüne karşı bağışıklığın olup olmadığı, hepatit B, HIV ve toksoplazma virusu taşınıp taşınmadığı ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı bir hamileliğin temeli için, bu ilk kontrol çok önemlidir ve mutlaka gidilmelidir.

İkli Test
Her anne adayı karnında genetik bozukluk taşıyan bir bebeği taşıma riski ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla, daha erken dönemde anomalili bebekleri tespit etmek ve bu gebelikleri sonlandırmak için yapılan çalışmalarla ikili test geliştirilmiştir. 11.-14. haftalar arasında yapılan ikili test, Trizomi 21 (Down Sendromu) ve Trizomi 18 adı verilen kromozomal anomaliye sahip bebekleri hamileliğin çok erken dönemlerinde saptamaya yönelik bir tarama testidir. İkili tarama testi temelde iki ayrı incelemenin birarada değerlendirilmesi ile yapılmaktadır. Bunlardan biri, bebeğin ense kalınlığı ölçümü diğer ise, kan testi ile protein ölçümüdür. Bebeğin genetik bozukluklarında ve kalp hastalıklarında özellikle ensesinde ödem olur. Ensesinde kalın bir şeffaflık göze çarpar. Bebeğin ense kalınlığının o gebelik haftasına göre fazla olması başta Down Sendromu ve kalp hastalıkları olmak üzere bazı hastalıklara dikkati yöneltir. Sonuç olarak, incelemede bebeğin, ense kalınlığı, anne adayıyla ilgili bazı bilgiler, kan ölçüm sonuçları bilgisayara girilmekte ve bilgisayar programı bu verileri aynen Üçlü Test'teki gibi Down sendromu oluşma riskine dönüştürmektedir. Bu incelemeye tabi tutulan anne adaylarında risk yüksek bulunduğunda amniyosentez kromozom analizi önerilmektedir. Ayrıca, bu haftalarda burun kemiğinin görülebiliyor olması da önemlidir. Genetik bozukluklarda, kemiklerde kireçlenme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak burun kemiği görülmeyebilir. Burun kemiğinin görülmesi yine Down Sendromu olasılığını üç katı azaltır.

Amniyosentez
Amniosentez, anne adayının karın cildinden girilen bir iğne ile, uterusa ve buradan da bebeğin içinde yüzdüğü amnio sıvısına ulaşılması ve buradan sıvı alınması işlemine verilen isimdir. İkili ve üçlü testlerde risk saptandıysa, anne adayı 35 yaş ve daha üstüyse, hem anne hem de baba adayının belli bir hastalığı taşıdıkları biliniyorsa ya da anne veya babadan birinin kalıtsal olduğu bilinen bir hastalığı varsa, Amniyosentez ile bebeğin incelenmesi gerekir. Tanı amaçlı Amniyosentez genellikle 15.-18. haftaları arasında uygulanır.

Üçlü Test
Üçlütest tüm anne adaylarına 16.-18. haftaları arasında önerilen bir kan testidir. Anne adayından alınan kanda, üç ayrı hormon ölçümü yapılır. Bu ölçümler annenin diğer bilgileri (yaş, kilo, sigara kullanımı gibi) ve gebelik haftası ile birleştirilip bilgisayara girilir. Yapılan incelemeler ve sonuçlar karşısında bebekte Trizomi 21 (Down Sendromu), Trizomi 18 ve Nöral Tüp Defekti (NTD) varolma olasılığı hesaplanır. Hazırlanan raporda bu üç anormal durum için risk ayrı ayrı belirtilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta testin yapıldığı gün, gebelik haftasının doğru belirlenmiş ve bilgisayara doğru girilmiş olmasıdır. Gebelik haftası belirlenirken anne adayının belirttiği son adet tarihi ultrasonla mutlaka teyid edilmelidir.

Doppler Ultrasonografi
Doppler ultrasonografi, 20.-24. haftalar arasında uygulanan bir tarama testidir. Bebekteki ve bebeğe kan götüren yapılardaki kan akışı Doppler cihazıyla ölçülür ve Ultrasonografi'de ortaya çıkan kan akışı dalga şekilleri görsel olarak gözden geçirilir. Anneden bebeğe ve bebekten anneye giden kan akımları değerlendirilir. Ayrıca, hamileliğin ilerleyen haftalarında preeklampsi, rahim içi gelişme geriliği, plasentanın erken ayrılması ve bebeğin rahim içinde aniden ölmesi gibi anormal durumlar da belirlenebilmektedir. Doppler incelemesinde ölçümü yapılacak olan damarın bulunması doğru bölgenin akımının ölçülebilmesi açısından çok önemlidir.

Şeker Yükleme Testi
Şeker hastalığı konusunda hiç şikayeti olmasa bile tüm anne adaylarına 24.-28. haftalar arasında şeker yükleme testi uygulanır. 12 saatlik bir açlık süresi sonunda açlık kan şekerini ölçmek için kan alınır. Sonrasında 100 gram glikoz içirilir ve bir, iki ve üç saat sonra damardan üç kan daha alınarak tokluk kan şekeri ölçümü yapılır. Bu dört kan ölçümlerine göre, değerlerin yüksek çıkmasıyla gebelik diyabeti tanısı konur. Bu tanı organ gelişimi tamamlandıktan sonra ortaya çıkan bir durum olduğundan, anne adaylarının bebeklerinde anomali ortaya çıkma riski normal gebeliklerle eşittir. Kan şekeri yüksekliği kontrol altına alınamayan gebelik diyabeti bebeğin normalden iri olmasına, amnios sıvısının artmasına neden olabilir. Gebelik diyabeti olan anne adayı, sıkı bir takipte tutulur. Aynı zamanda diyet ve insülin tedavisi ile kontrol altına alınır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:47
Hamilelikte Genital Siğil

Ülkemizde giderek artan bir sıklıkta görülen siğiller viral bir enfeksiyondur ve önemsenmelidir. Hem kadınlarda hem de erkeklerde genital bölgede görülen siğiller "Human Papilloma Virus" kısaca "HPV" enfeksiyonu sonucunda oluşurlar.

 

HPV genital bölgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve "kondilom" adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virüstür. Doğurganlık yaşındaki kadınlarda çok sık görülür ve cinsel yolla bulaşır. Bu siğiller, topluiğne başı kadar küçük ya da 3-4cm çapında olabilecek kadar büyük kitlelerdir ve rahim ağzı kanseri ile ilişkilidir.

Diğer virüs hastalıklarında olduğu gibi, HPV de vücuda girdiği anda hücreler içine yerleşir ve kesin tedavisi olmayan sinsi bir hastalık olarak kabul edilir. Bulaşıcıdır, dolayısıyla HPV enfeksiyonu görülen kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve tedavi edilmelidir. HPV, cinsel ilşki ile geçen hastalıklar içerisinde en sık gözlenen viral hastalıktır. Tedavi edilmediği sürece uzun süre kalabilir ve büyüme ve yayılma yapabilir. Özellikle vücudun nemli ve sıcak bölgelerinde yayılır.

HPV kan dolaşımına geçmediği için, bu virüsü alınan kan testlerinde saptamak mümkün değildir. Virüs DNA'ya yerleştiği için hiçbir zaman tam anlamıyla vücuttan atılamamaktadır. Hücrelerin içine yerleştiğinden hücrenin genetik yapısını etkileyebilme özelliğine sahip bir virüstür. Siğiller dış cinsel organlarda, vajinada, rahim ağzında, makat ve idrar kanalı çevresinde görülebilir. Belirtileri; ağrılı cinsel ilişki, yanma, akıntı, kaşınma, kabarık, koyu kahverengi, kanayabilen, karnabahar görünümünde küçük kitleler şeklindedir. Başlıca risk faktörleri; korunmasız cinsel ilişkide bulunmak, çok eşlilik, çok eşli birisiyle cinsel birliktelik yaşamak ve erken yaşta cinsel hayata başlamak olarak sıralanabilir. Ayrıca, oral cinsel ilişki sırasındaki temas ile ellerde veya ağızda da siğiller oluşması kaçınılmazdır.

Daha önceden siğil öyküsü olan ya da hamileliğinde siğil tespit edilen anne adayları mutlaka Pap Smear testi yaptırmalıdır. Pap Smear, kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açabilecek değişiklikleri görmek amacıyla yapılan bir tarama testidir ve son derece basit, ağrısız bir yöntemdir. Hamilelik döneminden önce varolan ya da hamilelikte yeni çıkan siğil kitlelerinin aşırı büyümesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir.

Hamilelikte bir başka durum da, HPV enfeksiyonu hamilelik döneminde anneden bebeğe geçmemektedir ama normal doğum sırasında bebeğe doğum kanalından bulaşma riski büyüktür. Dolayısıyla genital siğil görülen hamilelerde doğum şekli sezaryen olmalıdır. Doğum esnasında bebeğe bulaşan HPV enfeksiyonu, bebeğin solunum yoluna yerleşerek bir kanser türüne sebebiyet verirler.

Genital HPV hastalığı taşıyan bir kişiyle cinsel ilişkiye girildiğinde, ciltteki çok küçük yırtıklar ve sıyrıklar aracılığı ile ciltten cilde temas yolu ile diğer kişiye de bulaşır. Virüsün kuluçka süresi değişir. Bazen birkaç ay bazen de birkaç yıl sonra ortaya çıkabilir. Bu durum hastalığı yaymasına engel değildir ve ilişkide bulunduğu herkese bulaştırabilir. HPV virüsünün bulaşıcılığı çok yüksektir ve prezervatif kullanımı bile yeterli olmayabilir. Prezervatif haricindeki alanlar da siğillerin bulunması ya da bu alanlara karşı taraftan virüsün bulaşması olasılığı her zaman vardır. Bu nedenle HPV taşıyan kişilerle ilişkiye kesinlikle girilmemelidir. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve siğiller ortadan tümüyle kalksa da hücrelerin içinde gizli bir şekilde yaşamını sürdüren virüsler sayesinde bulaştırıcılık devam eder.

Uzmanlara göre HPV hastalığının; ilaç, aşı ya da kremler ile kesin bir tedavisi yoktur. Virüsün bir kere vücuda girmesi onun ömür boyu orada kalmasına neden olur. Ortaya çıkardığı genital siğiller ise kontrol altında tutulmalı ve tedavi yöntemi olarak yakılmalıdır. Siğillerin sürekli varlığı ve tedavi edilmemeleri, çoğalmalarına ve bulaştırıcılığın artmasına neden olmaktadır. Genital siğiller kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Tedavide virüs yok edilemediğinden, mutlaka siğillerden kurtulmak gereklidir. Bunun için düzenli aralıklarla konusunda uzman bir doktora kontrol yaptırmalı ve Pap Smear testi uygulanmalıdır. Ayrıca, genital siğillerin yakılma işlemi yine uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Genital siğil tedavisi olan kimi hastalarda hiç siğil görülmeyebildiği gibi, bazılarında sık sık tekrarlama eğilimi ile karşılaşılabilir. Bu tamamen hastanın bağışıklık sistemi ve bulaşan vürüsün gücü ile ilgilidir. Dolayısıyla tedavi sonrası, vücuttaki bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda doktordan yardım alınmalıdır.

Hamilelik öncesinde yapılan Pap Smear testi ve anne-baba adayı tarafından yapılması gereken planlı hamileliğin getirdiği kontroller, bir çok enfeksiyonu engeller. Anne ve bebek için sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirilmesine yardımcı olduğu gibi, bebeğin doğum sonrası yaşantısında bile etkisi olmaktadır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:48
Hamilelikte Kramplar

Hamilelikte anne karnındaki bebek büyüdükçe bir takım problemleri de beraberinde getirir. Anne adayını huzursuz eden bu problemlerin arasında kramplar ön sıralarda yer alır. Geceleri bile uykudan uyandıran bu ani ağrılar, kasların istemdışı hareketlerinden kaynaklanmaktadır.

 

Bir ya da birden fazla kas demetinde aniden görülebilen ve kişiye oldukça acı veren; kısa, bazı durumlarda 10 dakikaya varan kasılmalar kramp olarak adlandırılmaktadır. Kramplar hamilelik döneminin ikinci ve üçüncü üç aylık periyodunda özellikle de 6-7. aylarda görülmeye başlar. Kas kramplarında kalsiyum, sodyum, magnezyum ve potasyum gibi mineral eksiklikleri önemli yer teşkil eder.

Hamilelik sırasında meydana gelen kramplar, dolaşım problemlerinden ve kasların düzgün çalışması için oldukça gerekli olan minerallerin eksikliğinden dolayı ortaya çıkar. Mineraller, bebeğin anne karnındaki gelişiminde harcandığından, anne adayının metabolizmasında eksiklik meydana gelebilir. Bebeğin gelişimi için kullanılan minerallerin yerine getirilmesi ve dengenin sağlanması için de anne adayı yemeklerinde mineral içeren besin maddelerini düzenli olarak almalıdır.

En çok bacaklarda olmak üzere kalça, bel ve karın kaslarında da kramplar oluşabilir. Kramp giren uzuv oldukça gergin ve dokunmaya karşı bile aşırı duyarlı olur. Hamilelerde kramplar genellikle dinlenme pozisyonunda özellikle de yatakta ortaya çıkarlar. Hamileliğin sonlarına doğru anne adaylarının karınları oldukça büyüdüğünden, istedikleri gibi özgürce yatamazlar. Geceleri kan dolaşımı yavaşlar ve bu yüzden kaslara az oksijen ulaşır. Ayakların altına yastık koyarak yükseltmek, kan dolaşımına faydalı olur ve kaslara oksijen gitemesini kolaylaştırır.

Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde bebeğin hızlı gelişme göstermesiyle bacaklara binen yükün artması, büyüyen uterusun toplardamar sisteminde yarattığı baskı ve buna bağlı gelişen dolaşım problemleri (varisler), eskiye oranla fizik aktivitenin azalması ve kas yorgunluğunun kolaylaşması sonucu kramplar meydana gelebilir. Krampların ortaya çıkışı aynı zamanda iklim şartlarından da kaynaklanmaktadır. Özellikle kış aylarında, havaların çok soğumasıyla, kasların ani bir şekilde kasılmaları oldukça sık yaşanabilir. Çok sıcak yaz günlerinde ise, normalden daha hızlı sıvı kaybedilir. Bu dönemlerde daha fazla su tüketilmelidir. Ayrıca hamilelik döneminde progesteron hormonunun etkisiyle damarlar gevşer ve kan dolaşımı engellenir. Rahmin büyümesiyle de damarların baskı yapması sonucunda kanın kalbe doğru gitmesi engellenir. Bu nedenle, ayaklara ve baldırlara az oksijen gider, bu da istemdışı kasılmalara neden olur.


Krampları önlemek için;

Bol bol su için.
Hergün yürüyüş yapın.
Kalsiyumdan açısından zengin bir beslenme uygulayın. Günde en az 2 bardak süt, bir kase yoğurt ve bol peynir tüketin.
Egzersiz yaparak kan dolaşımı hızlandırın. Özellikle uyumadan önce 10 dakikalık küçük bacak egzersizleri yapın.
Bol meyve yiyin, özellikle muz ve kivi gibi potasyum açısından zengin meyveleri tüketin.
Yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller gibi magnezyum ve potasyum açısından zengin besinleri pişirin.
Balık, kırmızı ve beyaz et gibi mineralleri yüksek yiyecekleri alın.
Ayaklara ve baldırlara masaj yapın ya da yaptırın.
Uzun süre ayakta kalmayın ve çok uzun süre hareketsiz oturmayın.
Yüksek topuklu ayakkabı giyemeyin ve dar giysilerden kaçının.
Yatmadan önce duş alın.
Uyurken sol yanınıza yatın.
Alkol, kahve ve özellikle sigaradan uzak durun.

Bacak veya ayak bölgesinde kramp olduğunda kasları nazikçe gererek kramp giderilmelidir. Bacak yukarı kaldırılmalı ve ayak parmakları yukarı doğru gerilmelidir. Isıtılmış ılık bir bez veya ılık ıslak havlu ile ağrılı bölgeyi sarmak kasın dinlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kramplara şiddetli ağrılar ekleniyorsa ve gittikçe artıyorsa, damar sistemi ile ilgili bir problem olup olmadığını öğrenmek amacıyla doktora başvurmak gereklidir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:49
Hamilelik ve Kızamıkçık

Halk arasında kızamıkçık olarak bilinen "rubella"; bulaşıcı, ense ve kulak arkasında bezeler yapan, döküntülü, genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde geçirilen ateşli bir virus hastalığıdır. Bu hastalık, hamilelik döneminde geçirildiğinde ise, bebekte ciddi sorunlara neden olmaktadır.

 

Kızamıkçık tüm dünyada görülebilen bir hastalıktır. Görülme sıklığı ilkbahar aylarında artar. Kızamıkçığın bulaşıcılığı, kızamıktan daha azdır ve kızamıktan çok daha hafif seyreder. Kızamıkçık virusu solunum yolu aracılığı ile duyarlı kişilere bulaşır. Döküntülerin başladığı dönemde hastaların bulaştırıcılığı maksimumdur. Hastalık geçirildikten sonra kişide kalıcı bir hasar bırakmaz.

Kızamıkçık geçiren kişilerin çoğunda ömür boyu bağışıklık sağlanır ve bir daha bu hastalığa yakalanmaz. Hastalığın kuluçka süresi 14-22 gündür. Yani kişi hasta bir bireyle temas ettikten 14-22 gün sonra belirtiler ortaya çıkar.

Kızamıkçık enfeksiyonuna hamilelik döneminde, özellikle de ilk trimesterda maruz kalmak, düşüklere ve organların gelişmemesi nedeniyle bebekte sakatlıklara neden olmaktadır. Genellikle, bebekte görme ve işitme kaybına, kalp ve kafa anomalilerine ya da zihinsel geriliğe yol açtığı bilinmektedir.

Çocuk yapmayı düşünen tüm anne adayları, hamile kalmadan önce bir kan testiyle kızamıkçık geçirip geçirmediğini tespit ettirmelidir. Eğer hastalık daha önce geçirilmediyse, anne adayının mutlaka aşılanması gerekmektedir. Kızamıkçık önlenebilen bir hastalıktır ve önlemenin tek yolu aşılamaktır. Aşı temel olarak cilt altına 1 kez yapılmaktadır ve aşı sonrasında kalıcı bağışıklık gelişmektedir. Aşı uygulandıktan sonra en az 3 ay süreyle hamile kalmamaları önerilir. Çünkü aşı virüsü de plasentayı geçebilmektedir. Aşının hemen sonrasında hamile kalmanın zararları konusunda, sakatlık ya da ölüm gibi net bir bilgi yoktur. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf veya aşı içeriğine alerjisi olanlara da aşı yapılmamalıdır.

Hamile kaldıktan sonra kızamıkçık taraması yapılan ve bağışıklığı olmadığı saptanan kadınlarda ise aşı yapılamaz. Böyle bir durumda kişi hamileliği süresince kızamıkçık geçiren kişilerden uzak durmalıdır. Özellikle ilk 3 ay, yenidoğan bebekler ve kreşlerden, döküntülü hastalık geçiren çocuklardan uzak durmalı, doğumdan hemen sonraki aylarda da aşısını yaptırmalıdır.

Kızamıkçık virüsü, boğaz, kan ve idrarda tespit edilebilmektedir ve dolayısıyla virüs hasta kişinin burun ve boğazında bulunur. Hastalık burun ve boğaz salgıları ile doğrudan temas ya da hasta olan kişinin öksürük ve hapşırmasıyla havaya yayılan virüsler yolu ile bulaşır.


Belirtiler

Orta şiddette ateş
Baş ağrısı
Boyun ağrısı
Eklem ağrıları
Kulak arkasında bezeler
Döküntü
Halsizlik
İştahsızlık
Öksürük


Kızamıkçığın bilinen bir tedavisi yoktur. Tek yapılacak şey bu virüsten korunmaktır. Bu da aşı ile sağlanmaktadır. Eğer hamileliğin 3 ile 10. haftaları arasında anne kızamıkçık geçirirse, yapılan testler sonucunda hamileliğin sonlandırılması söz konusu olmaktadır. Daha sonraki haftalarda geçirilecek enfeksiyonda da sakatlıklar ve anomaliler mümkündür.

Bütün bunlara önlem olarak yapılması gereken, tüm kız çocuklarının okul öncesinde aşılanmasıdır. Eğer bu yapılmadığı taktirde, hamilelik planlı yapılmalı ve 3 ay öncesinden bu plana aşı dahil edilmelidir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:50
Hamilelikte Diş Bakımı

Ağız ve dişlerin sürekli sağlıklı kalabilmesini sağlamak, yaşam boyu etkili ve yeterli bakım sonucunda olur. Özellikle kadınlar ağız ve diş bakımına bazı dönemlerde daha dikkat etmelidirler. Bunlar; hamilelik, emzirme ve menapoz dönemleridir.

 

Hamilelik döneminde sağlık adına yapılan her şey bebeğin de sağlığını etkilemektedir. Anne adaylarının hamilelikleri süresince diş problemlerinden yakındıkları ve hatta hamileliğin diş kaybına neden olduğu söylenmektedir. Oysa, hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur.

Hamilelik, diş problemlerinin oluşmasında kendiliğinden etken değildir. Genelde hamilelik öncesi var olan ve çoğunlukla farkedilmeyen diş problemleri hamilelikte döneminde kendini gösterebilir. Dolayısıyla hamilelik planlanlı yapılıyorsa, hamile kalmadan önce mutlaka diş hekimi ziyaret edilmelidir ve diştaşı temizliği ile ağız sağlığı kontrol altına alınmalıdır.

Hamilelik döneminde meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Eğer iyi bir beslenme ile beraber yeterli derecede ağız ve diş bakımı yapılırsa, hamilelik döneminde bir diş problemi ile karşılaşılmayacaktır.
Ayrıca, hamilelik döneminde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı kalabilmesi için, anne günlük olarak 1200-1500 mg kalsiyum almalıdır.

Hamilelik sırasında dişetlerinde görülen hafif kızarıklıklar, şişmeler ve hassasiyet normaldir. Genelde 2. ayda başlayıp 8. aydan sonra daha da üst seviyeye ulaşabilir. Doğum sonrasında iyi bir bakımla dişetleri eski haline döner. Bu dönem iltihab ve çürümelere zemin hazırladığından ağız ve dişetlerine özen göstermek gerekir.

Hamilelik döneminde, hormonlar dişeti mukozasında kanamalara ve sallanmalara neden olabilir. Böyle durumlarda dişeti iltahabı gündeme gelebilir. Aynı zamanda bu dönemde plak oluşumu da kolaylaşır ve bu da çürüğe yol açmaktadır. Ağız ve diş bakımının düzenli yapılması, beslenme şeklinin gözden geçirilmesi ile bu problemler giderilebilir. Diş çürüklerinin tüketilen gıdalarla yakın ilgisi vardır. Özellikle tüketilen şeker ve şeker içeren besinlerin alınma zamanı ve miktarı önemlidir.


Dişeti hastalıklarının belirtileri

Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri
Fırçalama esnasında sık sık dişeti kanaması
Dişetlerinde sızlama
Kesilmeyen ağız kokusu
Ağızda sürekli kötü bir tad


Dikkat edilmesi gerekenler

Dişler sabah akşam mutlaka fırçalanmalıdır.
Çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.
Klaiteli ve yumuşak kıllara sahip diş fırçası kullanılmalıdır.
Florürlü diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır.
Fosfor ve kalsiyum açısından zengin besinler alınmalıdır.
Şekerli yiyecek ve içeceklerden mutlaka kaçınılmalıdır.
Kusma sonrasında ağız ve diş temizliği yapılmalıdır.
Çürüme ve iltihap belirtileri farkedildiğinde doktora gidilmelidir.
Ağrı kesici doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
Ilık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır.


Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin oluşumu gerçekleştiği için, diş problemlerinin giderilmesinde anestezi uygulanmamalıdır. Daha sonraki aylarda, doktorların onayı ile diş tedavisi gerçekleştirilebilmektedir. Diş çürümeleri ve dişeti iltihabı gibi enfeksiyonlu durumların, bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyeceği düşünülmektedir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:52
Hamilelikte Üçüncü Trimester

Hamilelik dönemi boyunca kadınlar bazı değişiklikler yaşar. Bu değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal olarak yaşanır. Bir çok kadın bu değişimi yaşamaktan korksa da, annelik duygusu bütün bunların üstesinden gelir. Ayrıca, her anne adayı hamilelik süresince aynı problemleri yaşamaz. Kimi hamilelikler çok rahat geçerken kimileri bir kaç problemi bir arada yaşayabilir.

 

Hamilelik dönemi üç trimesterden oluşmaktadır. Üçüncü trimester; hamileliğin 7, 8 ve 9. aylarını kapsamaktadır. Bu aylarda gözlenen fiziksel değişiklikler ve yaşanılan hisler diğer aylardan çok daha farklıdır.


7. Ay :

Bebeğin hareketlerinde artış ve güçlenme.
Hareketlerde yavaşlama ve biraz daha çabuk yorulma.
Giderek koyulaşan beyazımsı vajinal akıntı.
Karnın alt bölgesinde ağrılar hissedilir.
Kabızlık ortaya çıkar.
Midede yanma, gaz ve hazımsızlık.
Zaman zaman baş ağrısı, baş dönmesi ya da bayılacak gibi olma.
Diş eti kanamaları görülebilir.
Bacak krampları olabilir.
Burun tıkanıklığı ve hafif kanama.
Ayaklarda, ellerde ve yüzde şişme.
Karın cildinde kaşıntı.
Sakarlık.
Nefes darlığı hissedilebilir.
Karın kısmında hissedilir derecede büyüme.
Sırt ve bel ağrıları artar.
Sürekli dalgınlık hali.
Hamilelikten sıkılma ve bitmesini istemeye başlama.
Bebekle ilgili düşler kurma ve endişe.


8. Ay :

Güçlü ve düzenli bebek hareketleri.
Hareketlerde ağırlaşma ve daha çabuk yorulma olabilir.
Midede yanma, hazımsızlık, gaz ya da geğirme isteği.
Kıvamı gittikçe koyulaşan vajinal akıntı.
Artan kabızlık.
Burunda ve kulaklarda tıkanıklık.
Diş eti kanamaları.
Kasılmalar hissedilebilir.
Göğüslerden sızıntı şeklinde akıntı görülebilir.
Sakarlık.
Ayaklarda, ellerde ve yüzde şişme.
Karın cildinde kaşıntı.
Sırt ve bel ağrılarında artış.
Uyuma güçlüğü.
Rahim akciğerlere doğru büyüdükçe hissedilir nefes darlığı.
Bacaklarda varisler oluşabilir.
Doğumun yaklaşmasıyla duyulan heyecan artar.
Dalgınlık halinde artış gözlemlenir.
Bebekle ilgili duyulan kaygılar ve endişeler.


9. Ay :

Yerin daralması sonucu, bebeğin hareketlerinde azalma.
Daha da koyulaşan vajinal akıntı.
Midede artan yanmalar ve şişkinlikler.
Bebek aşağıya inene kadar soluk alma güçlüğü.
İştahta artış ya da azalma olabilir.
Ayaklarda, ellerde ve yüzde şişme.
Uyku sırasında görülen bacak kramplarında artış gözlenir.
Daha sık idrar yapma.
Kabızlık.
Yorgunluk ve halsizlik süreklilik kazanır.
Baş ağrısı, baş dönmesi ve baygınlık görülür.
Karın ve bel bölgesinde kaşını artar.
Çıkık ve büyük bir karın gözlenir.
Burunda ve kulaklarda tıkanıklık.
Hareketlerde azalma, yavaşlama ve sakarlık.
Sırt ağrısında ve ağırlık hissinde artış.
Göğüslerden sızıntı şeklinde akıntı görülebilir.
Gittikçe artan kasılmalar ve sancılar.
Doğum yaklaştığı için rahatlama.
Sinirlilik ve aşırı duyarlılık.
Sabırsızlık ve heyecan.
Doğumla ve bebekle ilgili kaygı ve korku.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:53
Hamilelikte İkinci Trimester

Hamilelik dönemi boyunca kadınlar bazı değişiklikler yaşar. Bu değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal olarak yaşanır. Bir çok kadın bu değişimi yaşamaktan korksa da, annelik duygusu bütün bunların üstesinden gelir. Ayrıca, her anne adayı hamilelik süresince aynı problemleri yaşamaz. Kimi hamilelikler çok rahat geçerken kimileri bir kaç problemi bir arada yaşayabilir.

 

Hamilelik dönemi üç trimesterden oluşmaktadır. İkinci trimester; hamileliğin 4, 5 ve 6. aylarını kapsamaktadır. Bu aylarda gözlenen fiziksel değişiklikler ve yaşanılan hisler ilk aylardan çok daha farklıdır.


4. Ay :

Bulantı ya da kusmalar azalabilir ya da bitebilir.
Yorgunluk ve bitkinlik devam eder.
İdrar sıklığında azalma görülür.
Mide ekşimesi ya da yanması.
Sindirim zorluğu ve şişkinlik.
İştahta artış.
Ayak bileklerinde ve ayaklarda şişme.
Burun iç dokularında hafif kanama.
Hafif başağrıları.
Aniden ayağa kalkma durumunda baş dönmesi.
Beyaz vajina akıntısı.
Meme ucundaki areolada (koyu renkli alan) artan koyulaşma.
Karın kısmında gözle görülür bir büyüme.
Ayın sonunda bebek hareketlerini hafif olarak hissetme.
Kabızlık görülebilir.
Duygu dalgalanmaları.
Çabuk öfkelenme.
Korku ve kaygılar olabilir.
Unutkanlık ve konsantrasyon eksikliği.
Ağlama isteği.
Kilo alımından dolayı hayal kırıklığı.
Hamileliğe biraz daha alışma hissi.


5. Ay :

Bebeğin hareketleri hissedilir.
Vajinadan beyazımsı akıntı gelir.
Midede yanma ve sindirim güçlüğü.
Karnın alt bölümünde ağrı.
Burun ve kulaklarda tıkanma olabilir.
Hafif diş eti kanamaları.
Kabızlık ortaya çıkabilir.
Hafif başağrıları.
İştahta artış.
Baş dönmesi görülebilir.
Bacak krampları olabilir.
Göğüslerde sızlama ve dolgunluk hissi.
Meme ucundaki areolada (koyu renkli alan) artan koyulaşma.
Göğüsteki damarlar görünür hale gelir.
Kalp atışında hızlanma.
Hafif sırt ağrıları başlayabilir.
Karın ve yüzde renk değişikliği.
Ayaklarda ve ellerde şişme.
Hamilelik gerçeğini kabulleniş.
Yaşanan duygusal değişikliklerde azalma.
Huzursuzluk ve endişe sürebilir.


6. Ay :

Bebeğin hareketleri daha kuvvetli hissedilir.
Hareketlerde yavaşlama ve biraz daha çabuk yorulma olabilir.
Karın kısmında farkedilir bir büyüme.
Sırt ve bel ağrıları artar.
Diş eti kanamaları görülür.
Gögüslerde büyüme ve damarlarda belirginleşme.
Karında kaşıntı.
Bacak krampları olabilir.
Burun tıkanıklığı ve hafif kanama.
Karnın alt bölgesinde ağrılar.
İştahta artış devam eder.
Karın ve ciltte koyu renk cilt lekeleri.
Midede yanma, gaz ve hazımsızlık.
Beyaz vajina akıntısı.
Baş ağrısı ve baş dönmesi.
Ayaklarda ve ellerde şişme.
Sürekli dalgınlık hali.
Gelecekle ilgili kaygılar.
Doğum endişesi başlayabilir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:53
Hamilelikte İlk Trimester

Hamilelik dönemi boyunca kadınlar bazı değişiklikler yaşar. Bu değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal olarak yaşanır. Bir çok kadın bu değişimi yaşamaktan korksa da, annelik duygusu bütün bunların üstesinden gelir. Ayrıca, her anne adayı hamilelik süresince aynı problemleri yaşamaz. Kimi hamilelikler çok rahat geçerken kimileri bir kaç problemi bir arada yaşayabilir.

 

Hamilelik dönemi üç trimesterden oluşmaktadır. İlk trimester; hamileliğin 1, 2 ve 3. aylarını kapsamaktadır. Bu aylarda gözlenen fiziksel değişiklikler ve yaşanılan hisler ilk aylar olması nedeniyle diğer aylardan farklıdır.


1. Ay :

Adet kanaması kesilir.
Yorgunluk gözlenir.
Sık sık idrar yapma isteği doğar.
Uykusuzluk ortaya çıkabilir.
Kusma ile birlikte bulantı başlayabilir.
Sadece mide bulantıları olabilir.
Yiyeceklere karşı aşırı istek ya da isteksizlik.
Tükürük salgılamada artış.
Gögüslerde şişlik ve duyarlılık.
Meme ucundaki areolada (koyu renkli alan) koyulaşma ve ter bezlerinin belirginleşmesi.
Göğüsteki damarların görünür hale gelebilir.
Korku ve kaygılar yaşanabilir.
Duygularda yaşanan hızlı değişiklikler olabilir.


2. Ay :

Yorgunluk artar.
Sık idrar yapma isteği.
Uykusuzluk devam edebilir.
Kabızlık ortaya çıkabilir.
Kusma ya da sadece bulantı olabilir.
Hafif başağrıları.
Tükürük salgılamada artış.
Yemeklerden tiksinme ya da aşırı yeme isteği.
Elbiselerin bel ve göğüs hizalarında daralma.
Baş dönmesi görülebilir.
Göğüslerde sızlama ve dolgunluk hissi.
Midede yanma ve sindirim güçlüğü.
Meme ucundaki areolada (koyu renkli alan) artan koyulaşma.
Göğüsteki damarların görünür hale gelir.
Kuruntu, korku ve neşe gibi duygusal değişim.
Sinirlilik ve ağlama isteği.


3. Ay :

Yorgunluk.
Uykusuzluk devam edebilir.
Daha sık idrar yapma isteği.
Kabızlık görülebilir.
Midede yanma ve sindirim güçlüğü.
Gaz ve şişkinlik.
Kusma ya da sadece bulantı.
Yemeklerden iğrenme ya da aşerme.
Ara sıra olan baş ağrıları olabilir.
Karın bölgesinde büyüme.
Göğüslerde dolgunluk ve ağırlık.
Meme ucundaki areolada (koyu renkli alan) artan koyulaşma.
Karın bölgesinde damarlar görünür hale gelebilir.
İştahta artış.
Baş dönmeleri ve fenalaşma hissi olabilir.
Bel ve göğüs bölgesinde büyüme.
Huzursuzluk hissi yaşanabilir.
Gerginlik ve duygusal değişimler.
Alınganlık ve ağlama hissi.
Korku ve kaygılar olabilir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Kasim-2007 Saat 23:58
Hamilelikte Şişlikler

Hamilelik döneminde kadınlarda en sık rastlanan şikayetlerden biri şişliklerdir. Bu şişlikler rahatsız edici olsa da çoğu zaman zararsızdır; ancak bazıları preeklampsi belirtisi de olabilir.

 

Hamile bir kadının damarlarında dolaşan kanın hacmi yaklaşık yüzde 50 artar. Artan kan hacmiyle birlikte, damarlarda da bir miktar genişleme olur. Fazla sıvının bir kısmı doku içinde, hücrelerin arasında birikir. Bu durumda oluşan şişliklere ödem adı verilir. Hamile kadınların yüzde 75'inde şikayet yaratacak boyutta olur.

Gebeliğin ikinci trimesterından itibaren görülen ödem en sık, ayaklarda ve ayak bileklerinde ortaya çıkar. Şişlikler, özellikle günün geç saatlerinde ve uzun süre ayakta durulmuşsa daha belirgin olur. Havanın sıcak olması da ödem oluşumunu hızlandırır. Hamilelik sonlarına doğru çoğu kadında ayakkabı ölçüsü iki-üç numara büyür. Bazı kadınlarda ise ellerde ve el bileklerinde de şişlikler olabilir, yüzükler dar gelebilir.

Şişlikler hamilelik öncesinde kilo sorunu olan veya hamilelik süresince fazla kilo alan kadınlarda daha belirgindir. Çoğul gebelikte şişlikler daha fazla olur. Yeteri kadar protein almayan kadınlarda şişlik sorunu daha çok görülmektedir. Et ve süt ürünlerinin yeteri miktarda tüketilmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca, fazla tuz tüketiminin de vücuttaki suyu tutup şişliklere neden olduğu unutulmamalıdır. Bununla birlikte yetersiz tuz alımı da ödeme neden olabilir.

Şişlikleri önlemek için:

Suda yapılan aerobik ve hatta sadece ılık bir küvette ayakları bir süre dinlendirmek vücuttaki fazla suyun böbrekler tarafından atılmasına yardımcı olacaktır.

Fırsat buldukça ayaklarınızı yüksek bir yastık üzerinde ya da iskemle üzerinde uzatıp havada tutun.

Otururken bacak bacak üstüne atmayın. Çalışıyorsanız, akşam evde otururken ayaklarınızı uzatarak oturun.

Hamileliğin sonlarına doğru vücudunuzun mümkün olduğunca dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dinlenirken sol tarafınıza dönerek uzanın.

Su içmek şişliği artırmaz, tam tersi azaltır. Günde en az 8 - 10 bardak su için.

Yürüyüş yapın; yürüyüş yapmak bacaklarınızdaki kan dolaşımını hızlandıracaktır.

Bedeninizi sıkan giysilerden uzak durun. Topuksuz ayakkabı giyin.

Yemeklere fazladan tuz eklemeyin, bununla birlikte tuzsuz besinlere de yönelmeyin.

Şişlikler preeklampsi belirtisi olabileceğinden doktor kontrollerinizi aksatmayın.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:00
Hamilelikte Masaj

Gerek hamileliğin fiziksel değişimi, gerekse hormonların etkisiyle hamile bayanların oldukça hassas ve kırılgan olduklarını bildiren uzmanlar, bu durumda çevredeki kişilerin özellikle de eşlerin yardımının önemini vurguluyor. Gebeliğin 6. ayından itibaren kalça, bel, omuz kaslarında kasılma ve gevşeme olabilir. Bu değişiklikler bel, sırt ve bir çok bölgede ağrıya, uyuşmaya ve kramplara neden olabilir.

 

Baş, boyun, sırt, el, kol, ayak ve bacaklara uygulanan masaj, anneyi dolayısıyla da bebeği mutlu eder. Masaj yaptırmak gevşeme ve rahatlama için en uygun yöntemdir. Derideki sinir uçlarını uyarır, kan dolaşımınızı artırıp, yorgun kasları yumuşatarak huzur ve zindelik verir. Ayrıca sindirime yardımcı olur ve lenf sistemini harekete geçirerek atık maddelerin boşaltımını hızlandırır.

Rahatlatan Dokunuş

Doktorların tavsiye ettiği kaliteli bir masaj yağıyla, el ile deri arasındaki sürtünme azaltılabilir ve masaj daha hoş hale getirilebilir. Masaj esnasında kullanılan aromalı yağlar gevşeyip canlanmanıza yardımcı olarak masajın etkisini artıracaktır. Hoş kokuları sayesinde güzel hayallere bile dalmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, rahat bir ortam yaratmak da oldukça önemlidir. Işıkları azaltmak, hafif bir müzik açmak ve yanlara yastıklar yerleştirerek destekli bir şekilde yan yatmak veya bacakları açarak sandalyede oturmak yapılan masajın kalitesini artıracaktır.

Vücudun çeşitli bölgelerine özellikle de baş ve boyun bölgesine tek başınıza etkili bir şekilde masaj yapabilirsiniz:

Alnın yumuşatılması: Ellerinizle yüzünüzü kapatın. Parmak uçlarınızı alnınıza, avucunuzun alt kısmını ise çenenize dayayın. Aralıklarla ellerinizi kulaklarınıza doğru çekerek şakaklarınızı ovalayın. Kaşların üzerine ve saçlı derinin başladığı bölgeye de masaj yapın.

Çenenin yumuşatılması:
Ellerinizin sırtıyla arka arkaya küçük darbeler vurarak çenenizin altındaki kan dolaşımını hızlandırın.

Boynun ovulması:
Cildinizi fazla çekmeden boyun kaslarınızı parmaklarınız arasında hissederek boynunuzu ve ensenizi yavaşça ovalayın. Kafatasının boyunla birleştiği bölümlere de masaj yapın.

Karnın ve kalçaların ovulması:
Ellerinizle karnınıza, kalçalarınıza ve belinize dairesel hareketlerle aralıklarla masaj yapabilirsiniz.

Eşlerin ya da akrabaların yardımıyla, hamilelikte sık sık rahatsızlık veren bölgelerin başında gelen bacak, sırt ve bel bölgesine yapılan ara ara masajlar ağrıların dinmesini ve gün boyu daha az ağrı hissetmeyi sağlayacaktır.

Bacak Masajı

Bacak masajı birçok hamile kadını rahatlatıp gevşetir. Bu aynı zamanda bacaklardaki şişlik ve ağrılara, hatta bazı kadınların hamilelikte karşılaştıkları varis ve kramplara da iyi gelir. Bacaklarda sadece ayak bileklerinden uyluklara kadar hafifçe sıvazlayarak elleri tekrar aşağıya kaydırmak hamileleri gevşetmenin çok etkili bir yoludur. Tüm hareketler hafif olmalı ve sert vuruş tekniklerinden kaçınılmalıdır. Bacakları baş seviyesinden hafifçe yüksekte tutmak da şişlik ve ağrıları hafifletebilir. Varisli bacaklara da masaj yapılabilir ama hareketler çok yumuşak olmalı ve asla varisli damarlara doğrudan masaj yapılmamalıdır. Bacaklara masaj yaparken kemikli bölgelere, özellikle de dizle bilek arasındaki kemikli kısma ve dizlere çok hafif bastırmak gerekir.

Sırt Masajı

Sırt ağrıları hamilelikte belki de en sık rastlanan şikayetlerdendir. Sırt masajı bu rahatsızlığı büyük ölçüde giderebilir. Yan yatırılarak ya da sandalyeye ters oturtularak masaj uygulanabilir. Hamilelik boyunca bel üzerinde derin basınçlar uygulamak tehlikeli ve sakıncalıdır. Bol bol sıvazlayarak daha çok sakinleştirici etki yaratılabilr. Sabahları görülen mide bulantısı bile masajla hafifletilebilir. Sırtın orta kısmında belin hemen üstünden kürek kemiklerinin arasına kadar bastırarak masaj yapmak mide için etkili olacaktır. Bir elin tabanıyla omurganın kenarlarını ve sıvazlamak, kuyruksokumunun her yerinde başparmakla dairesel basınçlar uygulamak ve kaba etlerin merkezine derin bir şekilde bastırmak beldeki ağrıları gidercektir. Hareketler dengeli ve akıcı olmalıdır.

Ayak Masajı

Ayaklara yapılan sıkı, derin bir masajın büyük yararları vardır. Ayakta, özellikle de tabanında binlerce sinir ucu bulunur ve bu masajla tüm vücut uyarılabilir. Uygulanan teknikler, doğum yaparken bile son derece yararlıdır ve kasılmaların verdiği acıyı hafifletebilir. Ayak tabanını bir elde tutup diğerinin tabanıyla bastırarak sıvazlamak, tabanın merkezinden topuğa kadar bir hat üzerinde başparmakla derin bir şekilde ovmak son derece etkilidir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:02
Mol Gebelik
 

Halk arasında üzüm gebeliği olarak da bilinen Mol Gebelik, gerçekte gebeliğin oluşamadığı bir durumdur. Mol gebelik, çeşitli nedenlerle gebelik ürününün sağlıklı gelişiminin aksadığı ve uterus içinin üzüm tanesi şeklinde bol miktarda şişmiş vezikülle yani içi sıvı dolu keseciklerle dolduğu anormal bir gebelik şeklidir. Görülme sıklığı ve tekrarlama olasılığı düşüktür. Genelde çok genç ya da ileri yaşlardaki anne adaylarında görülür.

 

Mol gebelik, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve dolayısıyla kötü beslenen anne adaylarında, 20 yaş altı ve 40 yaş üstü gebeliklerde, daha önceden mol gebelik geçirmiş olanlarda görülme oranı yüksektir.

Mol gebeliğin, "komplet" ve "inkomplet" olarak iki çeşidi vardır :

Komplet (tam) Mol : Fetüs ve fetüse ait hiçbir doku yoktur. Gebelik yalnızca plasental dokulardan oluştuğu için, plasentanın tipik görünümü ile tanısı kolaylıkla konabilir. Bu durum, çekirdeksiz bir yumurtanın spermle döllenmesi sonucu oluşur. Yumurtanın çekirdeksiz olması nedeniyle bebek gelişimi olmaz ancak bebeğe ait eklerden plasenta gelişmeye devam eder. Plasental yapılardan salgılanan bhCG hormonu nedeniyle hastada gebelik belirtileri bulunur. Bu form, mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Belirtileri gebeliğin erken döneminde ortaya çıkar.

Inkomplet (kısmi) Mol : Burada rahim içinde fetus mevcuttur, ancak kromozom olarak anormallik vardır. Normal bir yumurta hücresinin iki spermle döllenmesi söz konusudur. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur. Normal bir insanda 46 kromozom bulunur. Oysa Kısmi Mol'de; içeri giren iki sperm, 23+23= 46 kromozomu oluşturur ve 23 kromozomlu yumurta hücresi ile de birleşince ortaya genetik şifre bozukluğu olan 69 kromozomlu bir gebelik materyalini meydana getirir. Komplet molden farklı olarak kanser potansiyeli taşımaz. Kısmi Mol'de tanı bazı durumlarda 20. haftaya kadar gecikebilir.

Ayrıca, Mol gebeliğin en tehlikeli yönü gebeliğe bağlı gelişen Trofoblastik Tümörlerdir. Mol gebeliği geçiren kadınların bazılarında, gebelik bitse de, trofoblast hücreleri çoğalmaya devam edebilir. Bu duruma "gebeliğe bağlı trofoblastik tümör"adı verilir ve mol gebeliklerin sadece %10'unda görülür. Çoğalan trofoblast hücreleri, rahatsızlığın başladığı yerden kan yoluyla diğer organlara yayılabilir. En sık akciğer ve vajinaya yayılmakla birlikte vücudun tüm organlarına yerleşebilir. Uygun bir şekilde tedavi yapılmadığında ya da uzun süre takip edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir.

Mol gebeliğin belirtileri :

Başta adet geçikmesi ile birlikte gebeliğin tüm belirtileri
Erken gebelik döneminde, damla damla ya da çok şiddetli vajinal kanama.
Mol keseciklerinin uterus dışına atılmasından kaynaklanan, üzüm tanesi şeklinde parça düşürme.
Şiddetli bulantı ve kusma.
Ağrı ve halsizlik.
Preeklempsi belirtileri.
Aşırı tüylenme.

Mol gebelik belirtileri ile ya da kontrol amaçlı gelen anne adaylarına yapılan ultrasonografi ile tanı konur. Ultrasonda gebelik kesesi yoktur. Bunun yerine mol vezikülleri bulunur. Ayrıca, anne adayından alınan kandaki hormon değerleri tanıyı destekler. Kısmı mol tanısını koymak için ise plasenta dikkatli bir şekilde incelenir.

Mol gebeliğinin kanamaya yol açması ve bu kanamaların bazı durumlarda ciddi boyutlara ulaşması mol gebeliğin tehliklerinden biridir. Kendi seyrine bırakılan bir mol gebeliğinde hiç beklenmedik bir zamanda ciddi bir kanama meydana gelebilir. Bu yüzden mol tanısı konduktan sonra gebeliğin beklenmeden sonlandırılması gerekir.
Mol gebelik genel anestezi ile sonlandırılır ve ameliyat sırasında alınan parçalar, patalojiye yollanır ve bunun sonucunda hastanın "gebeliğe bağlı trofoblastik tümör"e yatkınlığı araştırılır.

Ameliyat öncesi, kan testleri yapılır, kan grubu belirlenir, hastalığın yayılma olasılığı araştırılır. Ayrıca, akciğer grafisi çekilir. Bir tür kürtaj işlemi olan bu uygulama, normal kürtaja göre daha riskli olup yalnızca hastane koşullarında yapılmalıdır. Genel anestezi ile rahim ağzı ve rahim içi tedavi edilir. Bu işlem sırasında yoğun kanama olabileceği ve rahimde meydana gelebilecek tahribatın daha fazla olma riski nedeniyle gerekli tıbbi hazırlık işleme başlamadan önce yapılır. Hastaya gerektiğinde verilmek üzere kan hazır bulundurulur. Ayrıca, Rh uyuşmazlığı varlığında, Anti-D uygulanmalıdır. Mol gebeliğinin tanısındaki gecikmeler, ameliyat işleminin riskini de arttırır. Bu nedenle erken tanı ve tecrübe önemlidir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:03
Dış Gebelik

Sperm ile yumurta hücresinin birleşmesi sonucunda oluşan gebelik, normal yerleşim yeri uterus içinde değil de başka bir yerde yerleşir ve gelişmeye başlarsa "dış gebelik" yani "ektopik gebelik" oluşmuş demektir. Dış gebelik, her 100 gebelikten birini etkileyen ve ölümlere neden olan bir durumdur. Erken tanı, hastanın hayatını kurtardığı gibi üretkenliğini koruyarak, sonraki başarılı gebelik şansını da artırdığından, büyük önem taşımaktadır.

 

Dış gebelik genelde fallop tüpünde görülmektedir. Tüpün içinde oluşan ve gelişiminde devam eden embriyo, belli bir süre sonunda yerleştiği dokuya ve damarlara zarar verir. Bunun sonucunda yırtılmalar olur ve kanama başlar. Yırtık giderek büyür ve bölgedeki damarlardan karın içine kanama başlar. Bu dönemde hastanın şikayetleri de değişim gösterir. Ağrının yerini kan kaybına bağlı belirtiler almaya başlar. Kan kaybının miktarına göre başdönmeleri, bayılma ve şok belirtileri görülür. Eğer erken tanı yapılmazsa ve yeterince çabuk tedavi edilmezse, annede kalp yetmezliğine ve ölüme sebep olabilir.

Dış gebeliklerin oluşum nedenleri; yumurta hücresinin yumurtalıktan atılmasındaki aksamalar, yumurtlama normal olsa bile tüplerin yapısındaki daralma, tıkanma ve yapışıklıklar, bunlara bağlı olarak yumurta hücresinin rahim içine doğru hareketinin yavaşlaması ve bunun sonucunda rahim içine uygun zamanda varamayışıdır. Böylece tutunduğu herhangi bir yerde büyümeye başlar. Ayrıca, tüplerde tıkanıklık yapan ya da tüplerin hareket kabiliyetini azaltan bütün durumlar dış gebelik için uygun zemin hazırlar. Bunlardan en sık görüleni geçirilmiş enfeksiyonlardır. Her enfeksiyon dokularda bir miktar harabiyet yaratır. Enfeksiyon sayısına ve şiddetine bağlı olarak yapışıklıkların oluşma derecesi de değişiklik gösterir.

Son yıllarda dış gebelikte artış söz konusudur. Dış gebeliğin artış göstermesinin en önemli nedenleri cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığındaki artış, tüp bebek ve diğer kısırlık tedavilerinin daha sık uygulanması ve gelişmiş teknolojiyle daha çok hastada dış gebelik tanısının konmasıdır.

Dış gebelik nerelerde görülür

En sık fallop tüplerinde
Karın boşluğunda
Yumurtalıklarda
Rahim ağzı içinde

Dış gebelik belirtileri

Tek taraflı karın sancısı veya kasık ağrısı
Omuz ağrısı
Tansiyon düşüklüğü
Baygınlık
Adet gecikmesi
Göğüslerde hassasiyet
Bulantı
İdrar veya bağırsak sorunları
Vaginal kanama
Çarpıntı
Ateş

Dış gebeliğe neden olan faktörler

Geçirilmiş, yumurtalık ve yumurtalık yolu iltihapları
Geçirilmiş salpenjit hastalığı
Önceki kürtaj, doğum veya ameliyatlara (apandisit gibi) bağlı olarak karın içinde oluşan yapışıklıklar
Tüplerde doğumsal kusurların bulunması
Önceki gebeliğin dış gebelik olması
Daha önce, yumurtalık yollarına yapılmış cerrahi girişimler
Yumurtalık veya yumurtalık yollarına ait tümörler
Geçirilmiş sezeryan ameliyatı
Yumurtalık yollarının hareketlerini bozan hormonal faktörler
İnfertil ve yardımcı üreme tekniklerinin uygulanması
Hatalı uygulanan doğum kontrol metodları
Yaş Faktörü
Sigara kullanımı

Tedavide amaç anne hayatını kurtarmak olduğu kadar doğurganlığı da korumak olduğundan; hastanın durumu, yaşı, hikayesi, çocuk arzusu, gebelik kitlesinin oluşumu, büyüklüğü gibi birtakım özelliklere bakılarak tedavilerden biri seçilir. Dış gebelik tedavisinde izlenen yol, hastalığın tanı anındaki durumuyla da ilgilidir. Eğer erken tanı yapılmışsa yani fallop tüpünde bir hasar yoksa ve iç kanama başlamamışsa, ameliyat sözkonusu olmadan ilaç tedavisi yapılabilmektedir. Ama bir yırtılma meydana gelmişse ve iç kanama başlamışsa durumun aciliyeti nedeniyle hemen kanama şoku ile mücadele edilir. Damardan sıvı ve kan verilerak acilen ameliyata alınır. Laparoskopi ile ya da açık cerrahi ile var olan dış gebelik temzilenir. Uygun vakalarda tüp korunabilir ancak bazen dış gebeliğin geliştiği tüp alınmak durumunda kalınabilir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:04
Hamilelik ve Selülit

Selülit, yıllardır estetik bir problem olarak görülmektedir ama aslında tıbbi bir sorundur ve oluşumu kişiden kişiye farlılıklar gösterir. Selülit genellikle bacakların üst kısımlarında, dizin ve bileğin iç kısımlarında, kalçalarda, baldırlarda ve nadir olarak da kolların iç yüzeyinde, kol altlarında ve bel bölgesinde oluşur. Kadınlık hormonları nedeniyle kadınlar fazla yağlarını vücutlarının dişi kıvrımlarının bulunduğu kısımlarda depo ederler. Bu nedenle selülit vücudun bu bölgelerinde yoğunlaşır.

 

Cilt 3 tabakadan oluşur. Epidermis, dermis ve hipodermis tabakaları. Selülit dokusu ise daha çok dermis ve hipodermis olarak bilinen cildin “derin” dokularında ortaya çıkar. Ergenlikte başlayıp, ilerki yaşlara kadar ve özellikle hamilelik döneminde görülebilir. Yüzeysel yani cilde yakın yağların günlük enerji olarak kullanılmamaları sonucu şekil değiştirmeleri selülite yol açar. Cilt üzerindeki portakal kabuğu görüntüsünün nedeni çok fazla büyüme ve sayıları artmış yağ hücrelerinin bağ dokusu arasına hapsolması nedeniyle oluşan basınçtır.

Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menapoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit azaltılabilir ve oluşumu kontrol altına alınabilir. Erken safhalardaki selülit tedavileri daha kolay olmaktadır.

Hamilelik döneminde ortaya çıkan selülitlerin medikal tedavisi bu dönem içerisinde yapılamadığından, ancak önlem almak ve bu dönemi selülit olasılığını en aza indirerek geçirmek gereklidir. Bu nedenle hamilelerin günlük yaşamda yapması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.

Sodyum yani tuz kesinlikle azaltılmalıdır
Yağ tüketiminden kaçınılmalıdır
Bitkisel yağ tercih edilmeli ve mümkün olduğu kadar az kullanılmalıdır
Bol bol su içilmelidir. Mümkünse su tüketiminde günde iki litrenin altında olamamalıdır
Şekeri daha az tüketilmelidir
Alkol azaltılmalıdır
Kahve çok az tüketilmelidir
Bol miktarda salata ve sebze yenmeli ve sebzeler mümkün olduğu kadar taze tüketilmelidir
Yemeklerle ya da hemen sonra meyve yemek yağ emilimini artıracağından, meyve en az 2 saat sonra yenmelidir
Yüksek topuklu ayakkabılar giyilmemelidir
Banyo yaparken, bacaklara kese yapmak ve soğuk su ile yıkamak kan akışını hareketlendireceğinden faydalıdır
Karbonhidratlı yiyecekler daha az yenmelidir
Katkı maddesi içiren gıdalardan uzak durulmalıdır
Düzenli olarak spor yapılmalıdır. Yürüyüş yapmak ve yüzmek, hem yağların yakılmasını sağlamakta hem de selülitten korumaktadır
Çikolata ve kolalı içecekler çok tüketilmemelidir
Fast food gıdalar tercih edilmemelidir


Selülitin nedenleri :

Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni var. Bunlar:

Hormonal nedenler: Kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığı bilinmektedir. Özellikle hamilelik döneminde, cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar.

Dengesiz beslenme: Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Fast food ve hazır gıdalar selülitin oluşumuyla doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol: Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla daha fazladır.

Duruş: Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak: Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Bağırsakların düzensiz çalışması: Alınan besinlerin türü, miktarı, kalitesi, gün içindeki dağılımı, kabızlığa karşı alınan ilaçlar, bağırsak sistemi dolayısıyla selüliti etkiler.

Psikolojik etkiler: Sinirli, heyecanlı, sıkıntılı insanlar selülite daha yatkın olmaktadır. Uykusuzluk çeken kişiler, hareketsiz kişiler, depresyona meyili olan kişiler, heyecandan ileri gelen şoklar yaşayan kişiler selülite daha yakındır.


Hamilelik sonrası selülit tedavisi :

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor.

Mezoterapi: 2 veya 4 mm’lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışım enjekte edilir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapıp ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak vücut tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir.

Akupunktur: Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Lazer terapi: Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason: Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir Bu yöntemle selülitin parçalanması veya depolarının azaltılması sağlanır.

Liposuction: 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction’da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılır.

Kozmetik çözümler: Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan kremler, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta başarılı olmaktadır. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlandığı bilinmektedir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:07
Cilt Değişiklikleri

Bazı anne adayları hamilelik döneminde herhangi bir cilt sorunu yaşamazken, bazılarında başta yüz olmak üzere vücudun her yerinde lekeler, cilt kuruluğu, karın çatlakları, kaşıntı, ciltte yağlanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Hamilelikte bu cilt değişikliklerinin sebebi, bu dönemde artan hormonlardır. Hormonal ve mekanik nedenlere bağlı olarak gelişen bu değişimler gerek direk gerekse dolaylı yollardan kadının psikolojisini de etkiler.

 

Hamilelikte kilo artışı ve karnın büyümesi dışında görülebilen en önemli fiziksel değişim ciltte yaşanır. Hem hormonların hem de büyüyen karnın etkisi ile ortaya çıkan bu değişikliklerin bir kısmı hamilelik sonrası eskiye dönerken, bir kısmı da kalıcı olur.

Çatlaklar

Hamilelikte ortaya çıkan cilt değişimlerinden en sık bilineni karın çatlaklarıdır. Hemen hemen bütün kadınlar bu çatlakların ortaya çıkmasından korkmakta ve çekinmektedir. Çatlaklar deri altındaki dokuların hızla gelişmesi ve büyümesine derinin yetersiz kalması sonucu oluşur. Yani alttaki dokunun hızlı büyümesine derinin esneme kapasitesi yetersiz kalır ve deri bu bölgelerde ayrılır. Vücut bu bölümleri onarım dokusu ile doldurur. Büyük çoğunluğu karnın alt kısmında, gebeliğin ikinci yarısından itibaren belirmeye başlar. Nadiren uyluklar, kalçalar, memeler ve kollarda da görülebilir.

Gebelik döneminde, açık tenli kadınlarda pembemsi bir rengi olan, esmer tenlilerde ise açık renkte, hatta gümüş renginde olan çatlaklar bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar. Ciltte bulunan kollajen adı verilen maddenin ayrılmasından dolayı görülürler. Ağrılı değillerdir ancak hafif bir kaşıntıya yol açabilirler.

Çatlakların önlenmesi her zaman mümkün olmaz. Çatlak oluşumunu hızlı kilo alımları çok destekler. Hamilelik süresince orantılı ve 8-13 kilo arası kilo alımı gerçekleşirse kişinin daha az oranda çatlakla karşılaşması söz konusu olmaktadır. Ayrıca deriyi besleyerek çatlak oluşumunu bir ölçüde azaltan A vitamininden zengin kozmetik preparatlar kullanılabilir. Çatlakların oluşumunda daha çok ailevi yatkınlık söz konusudur. Annesi ya da kız kardeşinde bu türden çatlaklar olanlarda daha sık görülür. Önlemek için yapılabilecek en iyi şey bol sıvı almaktır. Sıvı miktarı yüksek olan sağlıklı bir cilt gerilmeye daha iyi yanıt verir.

Gebelik Maskesi

Gebelik maskesi hamilelik döneminde yüzde meydana gelen değişimler olarak ifade edilir. Bu dönemde, 'melanotropin' adı verilen madde fazla miktarda salgılanır ve burun, yanak, alın, çene civarında pigmentasyon artışına yani koyulaşmaya yol açar. Güneş ışınları gebelik maskesine neden olmamakla birlikte olayın şiddetini artırabilir. Hamileliğin 5. ayından başlayarak gebelik maskesi görülebilir. Kalıcı olmayan bu durum doğumdan sonra birkaç ayda kendiliğinden geriler ve kaybolur. Hamilelik dışında hormonal dengesizliklerde ve bazı kronik hastalıklarda da ortaya çıkabilmektedir.

Gebelik maskesi oluşumunda ailesel yatkınlık söz konusudur. Ayrıca dikkat edilmeden güneş altında çok kalma durumlarında ve derinin üst tabakasını tahriş eden kozmetik ürün kullanımı ve manipülasyonlarda (tüylerin alınması gibi) görülme oranı artar. Gebelik maskesini önlemenin en kolay yolu güneşe çıkarken çok yüksek faktörlü koruma kremleri sürmektir. Kış aylarında da güneşin bu tür etkisi olabileceği unutulmamalı ve koruyucu krem sürmek ihmal edilmemelidir.

Ciltte görülen koyulaşmalar sadece yüzde olmaz. Meme başlarında, koltuk altlarında, genital bölgede, bacakların iç kısımlarında da renk değişiklikleri görülebilir. Bu cilt değişiklikleri önemli değildir ve doğumdan sonra kaybolurlar.

Linea Nigra

Orta hat üzerinde, kasıkların tam ortasından göbek deliğine kadar uzanan koyu renkli bir çizgidir. 'Linea Nigra' latincede 'siyah çizgi' anlamına gelmektedir. İlk kez hamile kalan annelerde, hamileliğin üçüncü ayından başlayarak ortaya çıkar. Tecrübeli annelerde ise daha erken dönemde görülebilir. Her kadında görülmez. Gebelikten sonra kaybolur.

Palmar Eritem

Latincede tıbbi adı 'palmar eritem' olarak bilinen bu cilt değişikliği, avuç içlerinde ve nadiren de ayak tabanlarında kızarıklık, hafif yanma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Palmar Eritem, diğer cilt problemleri gibi hamileliğe bağlı olarak kandaki östrojen miktarının artması ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Hamile kadınların %50-60 kadarında ortaya çıkan bu rahatsızlık nemlendirici kremlerle önlenebilmektedir. Nemlendiricilere cevap vermeyen kaşıntı ve yanmalarda, kan tetkikleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılmasında fayda vardır. Palmar Eritem, doğumdan sonra kandaki östrojen miktarının normale inmesi ile ortadan kaybolur.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:08
Hamilelikte Varis

Mide bulantıları, baş dönmeleri, ağrılar, uykusuzluk, yorgunluk ve kramplar gibi sorunlara bebek sahibi olabilmek için katlanılmaktadır. Hamilelik öyle bir dönemdir ki, bir çok problemin ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Dayanılmaz ağrılara ve hoş olmayan görüntülere neden olan varis de bunlardan biridir. Hamilelikte varisler büyük bir çoğunlukla bacaklarda meydana gelir.

 

Estetik görünüş ve sağlık açısından birçok negatif yönü bulunan varis, kadınların uzun yıllardır bitmeyen derdidir ama alınacak önlemlerle ve zamanında yapılacak tedavi ile varis probleminden kurtulmak mümkündür.

Varis, uzmanlara göre toplardamarların genişleyip, kıvrılarak cilt yüzeyinde belirgin hale gelmesiyle kendisini göstermektedir. Kanı kalbe geri taşıyan damarlar 'toplardamar' olarak adlandırılır ve bu damarlar kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerir. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olur. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü bir görüntü ile varisler oluşur.

Bacaklardaki morarmış ve topaklaşmış varis görüntüsü yüzünden pek çok kadın komplekse kapılır, etek giymek ve denize girmek onlar için işkence haline gelir. Varis; görüntü, ağrı, kramp ve psikolojik açılardan insanı etkileyen bir rahatsızlıktır. Kişinin yaşamını olumsuz biçimde etkilemeye başladığı zaman tedavi olanaklarını araştırmak gerekir. Varis, tedavisi her mevsimde yapılabilen bir rahatsızlıktır.

Hamilelikte bacaklarda oluşan şişkinliğin dikkate alınması gerekmektedir. Genellikle son aylarda görülen bu şişkinlikler varislerin oluşumunu haber veriyor olabilir. Anne adaylarının yaklaşık %15'inde hamilelik döneminde varis ortaya çıkar. Hamilelik süreci varis oluşmasını kolaylaştırır, çünkü gebelikte bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için kan hacmi belirgin bir biçimde artar. Bu yüzden damarlarda çok fazla kan bulunur ve özellikle bacaklarda kanın birikmesini artırır. Ailesinde varis öyküsü olan anne adaylarında varisler daha sıklıkla görülür.

Hamilelik döneminde görülen varisler, genellikle büyüyen uterusun ana toplardamarlara yaptığı basınç sonucu oluşmaktadır. Çoğunlukla ilk hamilelik esnasında ortaya çıkar ve her hamilelikle ortaya çıkan varisler önceki hamileliğe göre daha şiddetlidir. Varisin oluşmasında annedeki hızlı kilo artışı ve hamilelik hormonlarının damar duvarlarında genişlemeye yol açması da etkili olmaktadır. Bu dönemde oluşan varisler, damarlarda yaptığı tahribat yüzünden önemli sağlık sorunlarına zemin hazırlamaktadır.

Hamilelik döneminde ortaya çıkan varisler, genellikle doğumdan birkaç hafta sonra geçer. Ya da çoğunlukla hamilelik sonrası yavaş yavaş gerileme gösterir. Bebek dünyaya geldikten 2 ay sonra geçmeyen varisler kalıcı olabilir. Varislerde genetik faktörler oldukça etkili olduğundan, ailesinde varis problemi olan bir kişinin bu hastalığa yakalanma ihtimali yüksektir. Hamilelik sayısı arttıkça varisin ortaya çıkma olasılığı ve kalıcı olma riski de artar.

Bacaklarda ağrı, kramp, yanma, sızı ve şişkinlik varsa, damarlar belirginleşmeye başladıysa, ailede varis öyküsü varsa, iş yerinde sürekli ayakta kalınıyorsa, kesinlikle doktora gidilmelidir.

Neler Yapılabilir?

Yürüyüş bacak kaslarını çalıştırır. Bacak kasları çalıştığında bacaklardaki toplardamarların kalbe doğru hareketi kolaylaşır. Kan dolaşımı hızlandığından varis oluşumu önlenir.
Aşırı sıcak suyla banyo yapılmamalıdır.
Ağır şeyler kaldırılmak ve uzun süreli araba kullanmak varis oluşumuna neden olabilmektedir.
Çok dar giysiler giyilmemelidir.
Uzun süre oturmak, özellikle de bacak bacak üstüne atarak oturmak kan akımını yavaşlatır ve varis oluşumunu kolaylaştırır.
Sürekli ayakta kalmamak gerekir. Her fırsatta oturma şansı yaratılmalıdır.
Masa başında çalışılıyorsa saat başı 5-10 dakika araverilip yürüyüş yapılmalıdır.
Otururken ve dinlenirken bacaklar vücut düzleminden yüksekte tutulmalıdır.
Varis oluşumunda beslenme büyük rol oynamaktadır. Bu yüzden bol su içilmeli, fazla yağlı ve tuzlu yiyeceklerin tüketilmemesi gerekmektedir.
Özellikle hamilelikte, topuklu ayakkabı giyilmemeli, kilotlu basınç çorabı kullanılmalı ve sırt üstü yerine sol tarafa dönüp yatılmalıdır.
Varisler oluşmaya başlamışsa ve ağrılara neden oluyorsa, doktor onayı ile varis için üretilmiş çoraplardan kullanılabilir.
Hamilelik döneminde oluşan varisler yüzme sporu ile engellenebilir.
Bitkisel kaynaklı olan ve uzmanlarca gebeliğin ilk üç ayından sonra kullanımında bir sakınca olmadığı düşünülen tablet şeklindeki ilaçlardan doktor önerisine göre uygun dozlarda kullanılabilir.
Özellikle büyük varisler şiddetli darbelerle yırtılabilir. Kan kaybına neden olabilen bu durumu önlemek için varis olan bölgelere darbe gelmesinden kaçınılmalıdır.
Gebelikte varis ameliyatı genellikle yapılmamaktadır. Eğer çok şiddetli ağrı ve varis yırtılması gibi durumlar söz konusuysa uygun bir cerrahi yöntemle tedavi yapılabilir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:14
Hamilelikte Kanama

Hamilelik dönemi boyunca görülen hertürlü kanama dikkate alınmalıdır. Vajinal kanamalar, kaygı uyandırabilecek önemli gelişmelere işaret verebilir. Örneğin, bebeğin normal gelişiminin gerisinde seyretmesi ya da preeklampsi olarak bilinen yüksek kan basıncı kanamalara neden olabilir. Her ne sebeple olursa olsun kanama gerçekleştiğinde acilen doktora başvurmak gerekmektedir.

 

Kanama olduğunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Özellikle panik yapmadan, kanamanın şekline bakılmalıdır. Koyu renkte ya da açık renkte olup olmadığı, kanamanın sürekli ya da aralıklı devam edip etmediği, kokusunun olup olmadığı, kanama ile birlikte katı parçacıkların gelip gelmediği ve bebek hareketlerinin hissedilip hissedilmediği önemli noktalardır ve doktora bunların söylenmesi gerekmektedir. Kusma, ağrı, kramp, ateş ve halsizlik gibi başka belirtiler de varsa yine doktorla acilen görüşmeli ya da hastaneye gidilmelidir.

Erken hamilelik ya da geç hamilelik döneminde görülen vajinal kanamaların nedenleri farklıdır.

Hamileliğin erken döneminde görülen kanamalar

Bu kanamalar her zaman ciddi problemlerin başlangıcı olarak nitelendirilmemelidir. Damla ya da leke biçimindeki kanamalar acil durum sayılmaz, eğer gece başlamışsa hekime haber vermek için sabah olması beklenebilir. Hamileliğin ilk üç ayında görülen kanamaların bir çok nedeni olabilir. Bunlardan başta geleni, hamilelik döneminde adet kanamasını durduracak hormon düzeyinin yeterli olmamasıdır. Erken dönem kanamalarında az rastlanan ve daha fazla kaygı verici nedenler ise, düşük ve dış gebelik olabilir. Her ikisinde de karın ağrısı ile birlikte şiddetli kanama görülür.

Geç hamilelik döneminde görülen kanamalar

Bu kanamalar ise nadir görülen durumlardır ve hemen tıbbi müdahale gerektiğinin işareti olabilir. Hamileliğin ileri safhalarında görülen bu şiddetli kanamaların başlıca nedenlerinden biri, plasentanın aşağıya yerleşmiş olmasıdır. Plasenta, rahim girişine ya da rahim ağzını örtecek şekilde yerleşerek rahimin alt bölümüne tutunur. Hamileliğin son dönemlerinde ve doğumda risk yaşanmaması için iyi bir gözlem gereklidir. Plasenta rahim ağzını tamamen örterse genel olarak normal doğum yerine sezeryan tercih edilir. Kanamaya neden olan diğer bir neden ise plasentanın rahimden erken ayrılmasıdır. Plasentanın yarısından fazlası rahim duvarından ayrıldığı zaman hem anne hem de bebek için acil durum söz konusudur. Her iki durumda da kanama hafif ya da şiddetli olabilir. Ağrı ve rahimde hassasiyet görülebilir. Ultrason taraması ile durum açıklığa kavuşacağından derhal doktora gidilmesi ve tedaviye başlanması anne ve bebek için son derece önemlidir. Eğer kanama hafifse çoğunlukla koruyucu tedavi uygulanır. Tedavi yöntemi olarak da, yatak istirahati, gebelik sonuna kadar düzenli tıbbi gözlem, anne hareketlerinde kısıtlamalar, bebek hareketlerinin izlenmesi ve vitamin desteği yapılmaktadır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11545
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 18-Kasim-2007 Saat 00:15
Mide Bulantıları
 

Hamilelik dendiğinde ilk akla gelen mide bulantılarıdır. Özellikle de ilk üç ay boyunca sık sık görülen bu bulantılara, hamilelik hormonlarının neden olduğu bilinmektedir. Progesteron hormonu arttıkça mide kapakçığında gevşeme yapar ve mide bulantılarına yol açar, östrojen hormonunun artmasıya da kokulara duyulan hassasiyet mide bulantılarını sıklaştırabilir.

 

Şiddetli Mide Bulantıları

Mide bulantıları şiddetlendiğinde yani kusma sayısı günde 6'dan fazla olduğunda anne ve bebeğin hayatı tehlikeye girebilir. Anne eğer düzenli besleniyor ve belli bir müddet geçtikten sonra kusuyorsa, bebek bu bulantılardan daha az etkilenebilir. Ancak bulantılar artarsa ve yemeğin hemen ardından kusma gerçekleşirse, annenin vücudunda su ve çeşitli elementlerin kaybı giderek arttığından, tansiyon düşüklüğü ile beraber bebeğin de hayatı tehlikeye girebilir. Bu nedenle, mide bulantılarında görülen artıştan ve kusma sıklığından doktora bahsedilmesi gerekmektedir.


Bulantıları Azaltmak İçin

Mide bulantılarını biraz olsun azaltmak için; midenizi bulandıracak görüntü, koku ve tatlardan uzak durmak, stresli ortamlarda bulunmamak faydalı olabilir. Sabahları da yataktan kalkmadan alınan tuzlu krakerler hafif bulantıları giderebilir. Her iki saatte bir küçük öğünler şeklinde beslenmek, gün içinde de görülen bulantıları gidermek için az tuzlu kraker ve kuruyemiş tarzı yiyecekler yemek, bol su içmek, sigara ve alkol kullanmamak, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmak, kahve tüketimini azaltmak bulantı problemlerini ortadan kaldırabilir.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  <1 45678 16>
  Konuyu Paylas   

Foruma Atla Forum Izinleri Drop Down Menu

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.



GebelikveAnnelik.net uyelerimizin yapmis olduklari paylasimda ucuncu kisilerin telif hakki sahibi bulundugu her turlu paylasim (yazi, resim vb) materyallerinin kullanilmasi durumunda dogacak hukuki ve cezai sorumluluk paylasimi yapan uyeye ait olacaktir. Sozkonusu haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.net'in hicbir hukuki sorumlulugu bulunmamakta olup haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.com'un ucuncu kisilere odemek zorunda kalabilecegi her turlu tazminat ve idari/adli para cezalari GebelikveAnnelik.net kullanicilarina rucu edilecektir. Forumumuza uyelerimiz tarafindan eklenen tum paylasimin ticari kaydi gudulen, telif hakki ihlaline neden olabilecek materyaller olup olmadiklari en ust duzeyde incelenmektedir. Ancak her yazinin veya resim dosyasinin orijinal kaynagi tespit edilemediginden, bu iceriklerle ilgili gerekli duzenlemeleri bize ulasmaniz durumunda derhal gerceklestirebiliriz.



Bize Ulaşın - Gizlilik Sözleşmesi - Facebook - Twitter - Google +