SSS SSS  Forumda Ara   Uye Ol Uye Ol  Giris Giris


Gebelik (Hamilelik) Faydali Yazilar

 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  <1 910111213 16>
Yazar
  Baslik Ara Baslik Ara  Topic Options Topic Options
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11544
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 05-Mart-2008 Saat 15:28
3.AYIMIZ
SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Göğüslerde dolgunluk, hassasiyet, göğüs ucunda koyulaşma görülür ve mavi damarlar görünür hale gelir.

• Rahminizi küçük bir yumru gibi pubik kemiğin üzerinde hissedebilirsiniz, yumuşak , dolgun ve daha büyüktür. Büyüklüğü leğen kemiğini dolduracak kadardır. İdrar kesesini sıkıştıracağı için daha sık idrara çıkabilirsiniz.

• Plasenta gelişiyor ve daha fazla hormon üretir.

• Vaginal akıntı beyaz renkte, daha yoğun ve yapışkan hale gelir.

• Kendinizi biraz daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz. Uykusuzluk, mide şikayetleriniz devam edebilir.

• Sabah hastalığı olarak bilinen bulantılar bu ayda devam eder.

• Hamilelikte barsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık görülebilir.

• Vücudunuzdaki kan miktarı hamilelikte arttığından, akciğerler, kalp, böbrekler daha çok çalışır, karın bölgesi ve bacaklarda kan desteğinin artması nedeniyle toplar damarlar daha görünür duruma gelir, yani varisler oluşabilir.

• Zaman zaman başağrısı , başdönmesi ve fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.

• Yemeklerden iğrenme ve aşerme görülebilir.

• Bel ve göğüs bölgesi büyüdüğünden kıyafetlerinizi dar hissetmeye başlarsınız.

• Bazı kadınlarda , yüz ve boyunda düzensiz, değişik şekillerde kahverengi lekeler görülebilir. Hamilelik maskesi (kloazma) denen bu lekelerin hamileliğin sonunda tamamen ya rengi açılır yada kaybolur.

• Kısa süre için , göbeğinizin üstünden aşağıya doğru uzanan vertikal koyu çizgi oluşması beklenir. Cildinizdeki gerilme nedeni ile rahatsızlık duyarsınız , göğüs , karın, kalça bölümlerine yumuşatıcı losyon sürerek ovabilirsiniz.

• Vücut görünümünüz pek fazla değişmemiştir.

• Fiziksel olarak hala hamile gibi görünmeseniz de duygusal olarak hızlı iniş çıkışlarınız olabilir. Mizaç değişiklikleri bu dönem sıktır. Aile olma ile ilgili dalgalanmalar, neşelenme, kaygı, huzursuzluk hissetmeniz tamamen normaldir. Sinirli, alıngan, gergin, ağlamaklı duygusal dönemleriniz hamileliğiniz süresince devam edebilir, ancak bebek doğumundan sonra düzelir.


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Bebeğinizin yüzü daha çok insana benzemeye başlar. Eğik olan baş dikleşmiştir.

• Embriyodan fetusa dönüştüğü bu periyotta organlar ve dokular hemen hemen şekillenmiş ve yaşamsal organlar tamamen gelişmiştir. Bu ayın sonunda organlar çalışmaya başlar.

• Böbrekler çalışmaya başlamıştır, idrar kesesi bir torba şeklinde oluşmuş ve idrarını yapabilmektedir.

• Daha fazla detaylar görünmeye başlar. Gözler tam şeklini almış, dudakları , 20 adet diş tohumu , tırnakları, şeftali tüyü gibi saçları belirmeye başlamıştır. Parmakları ayrılmaya, bazı kemikleri sertleşmeye başlar.

• Yutmaya ve tekme atmaya başlar.

• Kız veya erkek olduğunu gösterecek dış cinsel organları gelişmeye başlar.

• Kalp atışları stetoskop ile duyulabilir.

• Boyu bu ay 2 katına çıkarak yaklaşık 6 cm, 15 g ağırlığındadır.

Muayene ve Laboratuar Tetkikleri

• Doktor kontrolü ve check-up yaptırın. Vücudunuzdaki sizi kaygılandıran değişiklikleri doktorunuza sorabilirsiniz.

• Kan basıncı, kilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkiki yapılmalı.

• El veya ayaklarda ödem, varisler için bacakların muayenesi yapılmalı.

• Bebeğin kalp atışları stetoskopla duyulabilir, ultrasonografi yapılabilir.

• Fundus yüksekliği ( rahimin en yüksek kısmı ) ölçülmeli.


İhtiyacınız olanlar

 • Dengeli beslenmeniz çok önemlidir. Günde en az 8 bardak su içmeli , lifli besinler yemelisiniz. Yediklerinizin taze ve bol çeşitli olmasına özen gösterin.

• Sigara , alkol, kafeinli içeceklerden ve sigara içilen ortamlardan kaçının.

• Boya kullanmaktan, böcek ilaçlarından, spreylerden kaçının.

• Her gün düzenli egzersizinizi yapın. Yürüyüş, bisiklete binme, yüzme en az 15 dakika yapabilirsiniz. Bu egzersizler bel ve sırt kaslarınızı güçlendirecek, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde daha az ağrı duymanıza neden olacak, doğum için de hazırlık olacaktır.

• Bebeğinize ilişkin iyi ve kötü hislerinizi yakın arkadaşlarınız ve aileniz ile paylaşabilirsiniz,


4.AYIMIZ SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Gebeliğin erken belirtileri olan sabah bulantıları, yorgunluk şikayetleriniz ve düşük riski 2.trimestrde genellikle azalır. Aynı zamanda ilk kez bebeğin hareketlerini hissetmeye başlarsınız. Rahimdeki bu ilk kıpırtıları önce mide gurultusu sanabilirsiniz, kelebek kıpırtısına benzetenler de vardır, bunun gerçekte bebeğin hareketleri olduğunu anladığınızda kaydedin ve kontrolde doktorunuza söyleyin, ama önce babayla paylaşın.

• Dışardan hamile gibi görünmeye başlayabilirsiniz.

• Plasenta şekillenmiştir ve hamileliğinizin sağlığı için hormon üretmeye devam eder, salgılanan hormonlar ilerde daha kolay doğum için kaslarınızı ve eklemlerinizi yumuşatır.

• Kabızlık şikayetiniz artabilir.

• Daha fazla terleyebilirsiniz.

• Rahminiz büyümektedir ve karı içindeki bağların gerilmesine bağlı olarak ani kısa süreli sancılar hissedebilirsiniz.

• Yorgunluğunuz azalabilir.

• Hamileliğinizden hoşlanmaya başlıyorsunuz.

• Daha sık acıkabilir, belli yiyeceklere özellikle istek duyabilirsiniz.

• İdrara gitme sıklığı azalır, idrar yolları enfeksiyonu riski artabilir. Her gün en az 8 bardak su içmelisiniz.

• Dişeti kanamaları olabilir.

• Özellikle oturur yada yatarken aniden ayağa kalkmak gibi durumlarda bazen baygınlık hissi yada başdönmesi olabilir.

• Beyaz vajina akıntısı olabilir.

• Ayak bileklerinde ve ayaklarda hafif şişme olabilir. Bazen ellerde ve yüzde de şişme olabilir.

• Bacaklarda varisli damarlar ve basur olabilir.

• Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir, doğumdan sonra kaybolur.

• Çabuk öfkelenme, mizaç dalgalanmaları, kolay ağlama gibi duygusal değişiklikler, dalgınlık yaşayabilirsiniz.

• Zaman zaman başağrıları olabilir


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Bebeğinizin saçı, kaşları, kirpikleri, el ve ayak parmak tırnakları, parmak izi şekillenir. Ses tellerine sahiptir, tad duyusu gelişmeye ve başparmağını emmeye başlar.

• Kulakları, kolları, elleri, parmakları, bacakları, ayak ve tırnakları tamamen şekillenmiştir.

• Işığa duyarlılık ve solunum öncüsü olarak hıçkırık başlamıştır.

• Bebeğin gözleri yanlara değil, artık öne bakmaya başlar.

• Kalp dakikada 120-160 civarında atar.

• Kan direkt göbek kordonundan bebeğe gider.

• Bebeğinizin böbrekleri çalışmaya başlamıştır, amniyotik sıvının dolaşımını yapar, bebek soluk alma ve verme hareketleriyle amniyon sıvısını içine çeker.

• Bebeğin tüm organları oluşmuştur.

• Bebeğinizi saran sıvı 1 bardak civarındadır.

• Bebeğinizin iskeletinin çoğunluğu hala lastiğe benzer kıkırdak yapısındadır ama sertleşerek kemikleşmeye başlar.

• Bebeğinizin gelişim hızı, boy ve kilosu hızla artmaya başlar.

• Bebeğiniz 12-14 cm boyunda, yaklaşık 250 g ağırlığında, bir avokado büyüklüğündedir.


MUAYANE VE LABOVATUAR TETKİKLERİ

• Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkiki yapılmalı.

• Ciddi doğum defektleri açısından alfa feto protein (AFP) vs. düzeyi ölçülerek bebekle ilgili riskler araştırılmalıdır. Amniyosentez denen yöntemle bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan alınarak incelenir. Amniyosentez, 35 yaşın üstünde veya doğum defekti öyküsü varsa yapılmalıdır, buna doktorunuzun karar vermesi uygun olur.

• Varis oluşumu açısından bacakların muayenesi yapılmalı.

• Bebeğin kalp atışları muayene edilmeli.

• Fundusun yüksekliği ölçülmeli.

• Karın muayenesi ile rahminizin büyüklüğüne


İHTİYACINIZ OLANLAR

• Kontrol muayenenizi yaptırın.

• Ağırlıklı sebze, meyve olmak üzere dengeli beslenin, vitamin ve demir haplarınızı alın.Kafeinli içeceklerden, alkolve sigaradan, doktorunuzun vermediği ilaçlardan kaçının.

• Her gün en az 30 dakika ayaklarınızı uzatıp, dinlenin.

• Günlük egzersizinizi yapın, en az 2-3 km yürüyüş yapın. Kegel egzersizini öğrenin ve pratik yapın.

• Bedeninize uygun rahat kıyafetler giyin, topuklu, ökçeli ayakkabılar giymekten kaçının.

• Eşinizle yeni sorumluluklarınız ve bebeğiniz hakkında konuşabilirsiniz.


BAŞ DÖNMESİ VE DOLAŞIM

• Bazen hamile kadınlar uzun süre uzanma veya oturmanın ardından ayağa kalkınca başdönmesi veya baygınlık, halsizlik hissedebilir. Bu başdönmesi nadiren ciddi bir problemdir. Uyuduktan ve dinlendikten sonra ayağa kalkmadan önce yatağın kenarında birkaç dakika oturun. Başdönmesi, görünüm değişiklikleri, halsizlikle beraberse, sık sık zonklayıcı ve şiddetli başağrılarınız varsa doktorunuza haber vermelisiniz.

• Özellikle hamileliğin ilk yarısında varis çorapları kan dolaşımına yardımcı olur. Varis oluşumunu önlemede, mümkünse yatağa yatana kadar varis çoraplarını çıkarmamalısınız. Gün içersinde sık sık dinlenmeniz ve ayaklarınızı yukarıya kaldırmanız da varis açısından yararlı olacaktır. Uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan ve bacak bacak üstüne atmaktan, dizlerinizi kıvırmaktan kaçının. Hamile bir kadın kan dolaşımını olumsuz etkileyecek dar kıyafetler giyinmekten kaçınmalıdır.


5.AYIMIZ
SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Ağırlığınız artacak, kilonuza dikkat edin. Bebeğin en hızlı büyüdüğü, iştahınızın arttığı bir dönemdesiniz.

• Göğüsleriniz daha fazla büyümeye, yumuşamaya, toplardamarlar görülmeye başlar. Colostrum denen sıvı, ilk süt kıvamlı sıvı gelebilir. Göğüs ucundaki koyu renk alan areolanın, genişlemeye başladığını farkedebilirsiniz, bazen göğsün yarısını kaplayacak kadarda büyüyebilir. Bu hamileliğin zararsız bir yan etkisidir ve bebeğin doğumundan hemen sonra 12 aya kadar büyük kalabilir.

• Rahim karın içinde iyice büyümüştür, üst sınırı göbek deliğine ulaşmıştır. Karnın alt kısmında bazı ağrılar hissedebilirsiniz, telaşa kapılmanıza gerek yoktur, büyüyen rahminizi destekleyen kaslar ve bağlar gerilmektedir.

• Saçlarınız daha ince ve yağlı olabilir. Cildinizdeki olumlu değişiklikler nedeniyle de kendinizi daha güzelleşmiş ve iyi hissedeceksiniz.

• Bebeğin büyümesi ile genişleyen rahminiz kalın barsaklara baskı yapar ve barsak alışkanlığınız düzensizleşir, kabızlık artabilir.

• Hamilelik sırasında sıklıkla bacaklarınızdaki kan damarları görünür hale gelir, varisler oluşabilir, yaygınlaşabilir. Bunu an aza indirmek veya önlemek için, uzun süre ayakta durmak veya oturmaktan kaçının, bacaklarınızı uzatın, sık sık hareket edin, dolaşın ve doktorunuz önerirse varis çorabı giyin.

• Nefesiniz kesilmeye başladı mı? Biraz nefes darlığı normaldir, büyüyen rahim akciğerleri ittikçe bu şikayetiniz biraz daha artabilir.

• Daha fazla ağırlık taşıdığınız için, rahimin büyümesiyle ağırlık merkeziniz değişmiştir, parmaklarınız ve eklemleriniz hamilelik hormonları nedeniyle gevşemektedir, dikkatli olmalısınız. Hala bırakmadıysanız yüksek topuklara elveda demelisiniz, dengenizi zorlaştırdığı gibi bel ve sırt ağrılarına neden olur.

• Sırt ağrılarınız olabilir.

• Midede yanma, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.

• Dişeti kanamaları olabilir.

• Ayak bileklerinde, ayaklarda, bazen el ve yüzde şişlikler olabilir.


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Bebeğiniz aktif duruma gelmiştir, çok tekme atar, döner.

• Bu dönem duyusal gelişim için çok önemlidir. Beyinde koku, tat, görme ve dokunma için özelleşmiş alanlar gelişir.

• Bebeğinizin cinsiyeti belirlenmiştir, isterseniz öğrenebilirsiniz.

• Saçları vardır ve onu saran amniyotik sıvı içinde cildini koruyan vernix denen yağlı, beyaz bir madde gelişmeye başlar. Bazı bebekler doğduğunda da üzerinde hala beyazımsı bir örtü bulunur.

• Düzenli aralıklarla uyur ve uyanır.

• Göz kapakları tamamen gelişmiştir, hala kapalıdır.

• El parmak tırnakları büyümeye başlar.

• Doktorunuz kalp atışlarını duyabilecektir.

• Organları büyümeye ve gelişmeye başlar.

• Diş kökleri gelişmeye başlar.

• Bebeğinize şarkı söyler, kitap okur veya onunla konuşursanız belki sizi duyabilir. Bazı çalışmalar, bebeklerin rahim içindeyken okunan kitabı duyunca beslenme sırasında daha hızlı emdiklerini göstermiştir.

• Bebeğinizin boyutları geçen ayların iki katına çıkmıştır. Boyu yaklaşık 20 cm, ağırlığı 500 g civarındadır.


İHTİYACINIZ OLANLAR

• Doktor kontrollerinizi ve muayenenizi yaptırın.

• Bitki, süt ve süt ürünlerini içeren dengeli diyet uygulayın.

• Sigara, alkol kullanmak, ilaçlar, kafeinli içecekler, abur cubur yiyeceklerden kaçının.

• Göğüslerinizi iyi saracak, destekleyecek sutyen kullanın.

• Her gün yürüyüş yapın ve Kegel egzersizini yapın.

• Her gün aralıklı dinlenme zamanları ayarlayın. Dinlenirken sol tarafınıza uzanmak rahat olabilir.

• Problemleriniz varsa doktorunuzla konuşun.


VÜCUDUNUZA DİKKAT EDİN

• Kuru cildinizi canlandırmak için banyo yağları ve bakım losyonları kullanabilirsiniz. Sıcak su yerine ılık su tercih edebilirsiniz.

• Banyo küvetinde dengenizi kaybetmemeye özellikle dikkat edin. 3. trimestr sırasında ve doğumdan en az 3-4 hafta sonraya kadar duş almak daha güvenli olabilir.

• Hamilelik sırasında beyazımsı veya donuk sarı akıntı olabilir, vajina civarını temiz tutmak gerekir. Eğer akıntınız kokuyor, canınızı yakıyor, kaşındırıyorsa doktorunuza bildirmelisiniz.

• Kasıklarınıza, ayaklarınıza masaj yapmayı veya sıcak havlu koymayı deneyin.

• Şişmiş ayaklarınızı soğuk ıslak bir beze sararak yukarı kaldırmanız işe yarayabilir.



6.AYIMIZ
SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Kilonuz artık düzenli olarak artmaktadır. 5-7 kg kadar kilo alabilirsiniz, bu tüm hamilelik boyunca alınan kilonun 50-60’ı kadardır. Aşermeler artabilir, ancak abur cubur yemekten uzak durmaya çalışın. İştahınız iyi ve bulantılarınız nadiren olabilir. Buna rağmen ağır, yağlı, acılı yiyecekleri takiben mide ekşimeleriniz olabilir.

• Dişlerinizi fırçalarken dişetleriniz kanayabilir, bu hamilelikte sık karşılaşılan bir durumdur. Hamilelik hormonları dişetlerinin şişmesine ve iltihaplanmasına yol açarak kolayca kanamasına neden olur. Dişlerinizi düzenli ve yumuşak hareketlerle, yumuşak diş fırçasıyla fırçalayın ve iple temizleyin. Dişetleriniz acısada, hamilelikte çürükleri önlemek için koruyucu işlemlerin yapılması çok önemlidir.

• Karnınızda, kalçalarınızda ve göğüslerinizde gerilme işaretleri, soluk kırmızı çizgiler oluşabilir, gebelik çatlakları, stria adı verilir veya koyu lekeler görülmeye başlayabilir. Bunları gidermede kremlerin pek yararı olmaz ancak yinede yumuşatıcı kremler sürebilirsiniz. Ama göğüslerdeki çatlakları destekleyici sutyen kullanmak önleyebilir. Hamileliğin bu döneminde bu çatlakların görülmesi tipiktir, doğumdan sonra solarak gümüş beyaz renge dönüşür, tamamen kaybolmayabilir. Gerilmeye bağlı karında kaşıntı olabilir.

• Gözlerinizde ışığa karşı duyarlılık oluşabilir. Hamilelikte görülebilen bir belirtidir. Sizi çok rahatsız ediyorsa, doktorunuza danışın.

• Rahminiz daha yukarı çıktığı için idrar torbası üzerindeki baskısı azaldığından idrar yapma sıklığı azalır.

• Braxton Hicks kasılmaları denen kasılmalar, rahim kaslarınızda gerilme ve gevşemeleri sizi doğuma hazırlar. Eğer saatte 4 veya daha fazla kasılmanız olursa doktorunuza bildirin.

• Bebeğin tekmelerini karnınızın yukarı veya aşağısında hissedebilirsiniz. Aniden kasığınızda karnınızın yan tarafına ilerleyen keskin ağrılar hissedebilirsiniz. Rahimi destekleyen bağ ve yapıların krampı nedeniyle bu ağrılar olabilir. Ani hareket ve dönmelerden kaçınmalısınız.

• Karın veya yüzde ciltte renk değişikliği olabilir.

• Ayak bileklerinde, ayaklarda,el ve yüzde şişme olabilir.

• Sırt ve bel ağrıları olabilir.

• Sıcağa karşı daha duyarlı olabilir, daha çok terleyebilirsiniz, bol su içmelisiniz.

• Cinsel isteğiniz her hafta değişebilir, azalabilir, artabilir.

• Dalgın olabilir, ağırlık nedeniyle sıkılmış olabilirsiniz.

• Bebeğinizin büyümesini içinizde daha fazla hissedersiniz. Hamileliğiniz sırasında ortaya çıkan problemleri ve bebeğinizin sağlığına etkilerini düşünebilirsiniz. Çoğu hamile kadın bu nedenle endişelenebilir.


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Bebeğiniz artık minyatür bir bebek görünümündedir, dudakları daha belirgindir, gözleri gelişmiştir. Gözlerini açıp kapayabilir, kaşlarını çatabilir, yan bakabilir ve sesleri duyabilir.

• Karnınıza ışık kaynağı yöneltilirse, bebeğiniz başını çevirir.

• Bebeğiniz bazı solunum hareketlerini yapmaya başlar, ama akciğerlerinde henüz hava yoktur.

• El ve ayak parmak izleri şekillenmeye başlamıştır.
Öksürebilir, hıçkırabilir, hareketlerini hissedebilirsiniz. Bebeğiniz karın muayenesinde hissedilebilecek kadar büyümüştür.

• Cildi hala kırmızı ve kırışıktır.

• Amniyon sıvısı yaklaşık 4 saatte kendini yeniler, bebeğin ısını düzenler ve darbelerden korur.

• Bebeğinizin ölçüleri, boyu 28-35 cm civarında, ağırlığı 700-900 g civarındadır.


MUAYANE VE LABOVAYUAR TETKİKLERİ

• Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkikiniz yapılmalı.

• Şişlik nedeniyle el ve ayaklar, varis açısından bacak muayenesi yapılmalı.

• Fundusun yüksekliğine bakılmalı.

• Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

• Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.


İHTİYACINIZ OLANLAR

• Kontrol ve muayenelerinizi yaptırın, kendinizi mükemmel hissetseniz bile.

• Bitki, meyve, sebze, tahıl ile dengeli beslenin.

• Doğum kurslarına gidebilirsiniz.

• Sık sık dinlenin, sol tarafınıza uzanın.

• Doktorunuzla vücudunuzdaki değişimlerle ilgili hissettiklerinizi konuşabilirsiniz.

• Bebeğinizi anne sütü ile beslemeyi planlıyorsanız, doktorunuza göğüslerinizin ve göğüs ucunun muayenesini yaptırmalı, ihtiyaçlarınıza dikkat etmelisiniz. Süt verecekseniz, göğüs ucunu hazırlamaya başlayın, evde zaman zaman havalanması için açın, sutyen içinde hareket ettirin, yavaşça ovalayabilirsiniz. Sabun kullanmaktan kaçının.


DOĞUM EĞİTİM KURSLARI

• Doğum eğitim kursları ile doğum sırasında beklentileriniz ve size yardımcı olacak pek çok şey öğrenebilirsiniz.

• Korkularınızla başetmeyi ve doğumda yapmanız gerekenleri öğrenebilirsiniz.

• Lamaze en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir ve hamile kadını bedensel ve ruhsal açıdan doğuma hazırlar. Gevşeme tekniklerini, nefes almayı, ağrıları hafifletmeyi, rahatlamayı öğretir. Bu metod, doğum kasılmalarına vücudun gevşemeyle cevap vermesini öğretir.

• Hamileliğin 6.-7.-8. aylarında bu kurslara başlamanız uygun olur.

• Hamileliğiniz ve aktiviteleriniz riskli ise özel sınıf düşünebilirsiniz. Doğru seçim için doktorunuza danışın.

• Çalışan biri iseniz, doktorunuza ne zaman işi bırakmanız gerektiğini sorun, sorun yok diyorsa çalışmaya devam edebilirsiniz.



7.AYIMIZ
SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Kilonuz hızla artar, çünkü bebeğin en fazla büyüme periyodu başlıyor.

• Bedeninizdeki değişimler hızlanmıştır, rahim göğüs kafesine yaklaşmıştır, bu nedenle zaman zaman nefes darlığınız olabilir.

• Bebek hareketleri belirginleşmiştir,dışarıdan görülebilir.

• Bacak krampları, sırt ağrısı, varis, basur gibi rahatsızlıklar olabilir. Dik durmanız, bacaklarınızı dinlendirmeniz ve yüzme yararlıdır.

• Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.

• Kabızlık devam edebilir.

• Ayaklarda, ayak bileklerinde, topuklarda bazen el ve yüzde şişme olabilir.

• Zaman zaman başağrıları, başdönmesi, halsizlik olabilir.

• Beyaz vajinal akıntı giderek koyulaşır.

• İdrara gitme hissi yaşayabilirsiniz

• Büyümüş göğüsleriniz çatlayabilir, colostrum denen sıvı akmaya devam edebilir, sutyen içine küçük yastıkçıklar koyabilirsiniz.

• Bebeğinizin karnınızda yavaş yavaş aşağıya doğru inmeye başladığını hissedebilirsiniz, bu duruma angajman denir.

• Daha hassas olabilirsiniz, duygusal durumunuz değişiklik gösterebilir. Doğum, annelik hakkında tasalanabilirsiniz, bu durum sık görülür ve hamileliğin bitmesini istemeniz normaldir. Mizaç değişiklikleri, neşelenme, kederlenme görülebilir. Yakın arkadaşlarınız ve baba adayı ile rüyalarınızı, endişelerinizi paylaşabilirsiniz, size çok yardımcı olacak, daha çok yakınlaşmanızı sağlayacaktır.

• Uyku düzensizliğiniz olabilir.


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER 

• Bebeğinizin hareketlerini daha sık ve şiddetli hissedeceksiniz, eşiniz elini karnınıza koyunca hissedebilir.

• Cildi kırmızı ve kırışıktır.

• Beyin ve sinir sistemi hızla gelişir, kalp atışı karnınıza kulak dayayınca duyulabilir.

• Uyuma ve uyanma zamanları farkedilir.

• Bebeğiniz başparmağını emebilir.

• Erkeklerin testisleri skrotuma doğru aşağıya hareket eder. Bazen doğum sonrasında da testisleri inmemiş olabilir, üzülmeyin genellikle 1. yaştan önce testisler skrotuma iner.

• Kan üretimini dalağın yerine kemik iliği yapmaya başlar.

• Akciğer gaz değişimini sağlayacak yeterliliktedir.

• Bebek doğarsa prematür olarak yoğun bakımda yaşayabilir.

• Bebeğinizin boyu yaklaşık 35 cm civarında, ağırlığı yaklaşık 1300-1500 g civarındadır.


MUAYENE VE LABOVATUAR TETKİKLERİ

• Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkikiniz yapılmalı.

• Şişlik nedeniyle el ve ayaklar, varis açısından bacak muayenesi yapılmalı.

• Fundusun yüksekliğine bakılmalı.

• Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

• Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.


İHTİYACINIZ OLANLAR

• Muayene ve kontrolünüzü yaptırın. Doktor kontrollerinizi 2 haftada bir yaptırmalısınız.

• Çalışıyorsanız, ne kadar süre çalışmak istediğinizi tartışabilirsiniz.

• Kan grubunuz negatif ise, RhoGAM injeksiyonu yaptırmanız gerekebilir, buna doktorunuz karar verecektir.

• Doğum öncesi kurslara hala başvurmadıysanız, başlamalısınız.

• Hastanenin doğum servisini merak ediyorsanız ve izin verirlerse görebilirsiniz.

• Hastane masraflarını ayarlayabilirsiniz.

• Bebeğinizin bakımı için bakıcı ayarlamalısınız.

• Eşinizle bebek için isim düşünebilirsiniz.


YETERLİ UYKU

• Uykunuz artık dingin olmayabilir, canlı ve rahatsı edici rüyalar görebilirsiniz, endişelenmenize gerek yok, geçecektir.

• Pek çok hamile kadın fazla uykuya ihtiyaç duyar, fakat zaman bulmak zor olabilir. Eğer nefes darlığı uykunuzu bozuyorsa, sol tarafınıza uzanın, başınızla omzunuz arasını yastıkla destekleyin. Arkası düz, kolları olan sandalyede oturmayı deneyin.

• Dışarıda canlı bir yürüyüşü takiben ılık bir duş daha rahat ve kolaylıkla uyumanıza yardım edebilir.

• Bu öneriler işe yaramıyorsa, oturuyorken yatan ve ayaklarınızı uzatabileceğiniz koltukta uyumayı deneyebilirsiniz.

• Varisleriniz var ve ağrılar nedeniyle uyuyamıyorsanız, ılık suyla yıkadıktan sonra, güvercin otundan yapılmış kremi bacaklarınıza sürüp, en az 20 dakika kadar yukarıya kaldırarak dinlendirdikten sonra uyumayı deneyebilirsiniz.

• Uyku için doktorunuz önermedikçe ilaç almayın.


BABALARA ÖNERİ

• Bebeğinizin doğum tarihi yaklaşmışken ve doğumdan sonra annenin yanında olun.

• Anne adayı sezeryan ile doğum yapacaksa daha fazla dinlenme ve desteğe ihtiyacı olacaktır. Yarım günlük tatiller yapabilirsiniz.

• Her hamilelik ve doğum birbirinden farklılık gösterir. Doğum kısa sürebileceği gibi uzayabilir, sezeryan gerekebilir, bebek erken doğabilir.

• Bazı korku ve kaygılarınız olabilir, buna rağmen bebeğinizin doğumunda her dakika orada olun.


8.AYIMIZ
SİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Rahim kaslarının ve bağlarının sürekli basıncı nedeniyle göğsünüzün aşağı kısmında ağrı hissedebilirsiniz. Bebek hareketleri güçlü ve düzenlidir, ancak rahim içindeki alan daraldığı için hareketleri azalmıştır.

• Bebeğin ölçüleri özellikle sırtınızın alt kısmına ve mide bölgesine doğru genişleyerek büyür. Kasıklarınızda ve leğen bölgesinde karıncalanma, uyuşma hissedebilirsiniz.

• Yalancı doğum sancıları da denen Braxton Hicks kasılmaları artabilir.

• Rahat uyuma pozisyonu bulmakta zorlanabilirsiniz, nefes darlığı olabilir. Yan tarafınıza uzanıp bacağınızı diğerinin üzerine atarak daha rahat uyumanıza yardımcı olabilir. Bu pozisyonda, bacaklarınızın arasına yastık koymayı deneyebilirsiniz, bu şekilde uyuma ayaklarınızdaki şişliği azaltıp dolaşımı arttıracağından rahat etmenize yardımcı olabilir.

• Bebeğin başı aşağıya doğru ilerledikçe, daha sık idrar ihtiyacınız olacaktır. Gülerken, öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.

• Basur ve mide ekşimeleriniz, hazımsızlık, şişkinlik şikayetleriniz olabilir.

• Göbek çukurunuz düzleşebilir, dışarı çıkabilir ancak endişelenmeyin, doğumdan sonra düzelir.

• Kendinizi ağır ve hantal hissedebilir, çabuk yorulmaya başlayabilirsiniz, sık sık dinlenmeye çalışın.

• Dişeti kanamalarınız burun BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

• Bebeğiniz büyür ve tekmelerini daha güçlü hissedersiniz.

• Dışarıdaki sesleri duyar, gözleri açıktır., karanlık ve aydınlığı ayırdedebilir.

• Bebeğiniz hızla büyür, tekmelerini giderek daha güçlü hissedersiniz.

• Kemikleri sertleşmeye devam eder.

• Amniyon sıvısının en fazla olduğu dönemdir.

• Cilt rengi kırmızıdan pembeye dönmeye başlar, deri altında yağ tabakası oluşmaya başlamıştır.

• Bağışıklık sistemi gelişmeye , kendi antikorlarını üretmeye başlamıştır.

• Bebeğiniz bu dönemde doğarsa, yeterince gelişmiş olup hayatını sürdürebilir.

• Bebeğinizin boyu 40-45 cm civarında, ağırlığı 2000-2500 g civarındadır.
 

MUAYENE VE LABOVATUAR TETKİKLERİ

• Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkiki yapılmalı.

• El ve ayakların, bacakların muayenesi yapılmalı.

• Fundus yüksekliğine bakılmalı.

• Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

• Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.

• Kan grubu Rh negatif ise, Rh titrasyonu için kan testleri yapılmalı.


İHTİYACINIZ OLANLAR

• 2 haftada bir doktor kontrol ve muayenenizi yaptırın.

• Dengeli, sıkça az miktarlarda beslenin. Her gün an az 8 bardak su için.

• Yürüyüşler ve germe, gevşeme, nefes alma egzersizlerini yapın. Doğum kurslarına gittiyseniz egzersiz pratikleri yapın.

• Eşinizle hissettikleriniz ve sorumluluklarınız hakkında konuşun.

• Kendinize , sevdiğiniz uğraşlara zaman ayırın.


VEEEEE 9.AYIMIZZZZ
SİZDEKİ DĞEİŞİKLİKLER

• Karnınızın altında basınç artışı ve bebeğin aşağıya doğru inişini hissedebilirsiniz. Bu duruma angajman denir. Nefes alma ve yemek yemek konusunda biraz daha rahatlasanız da, sık idrara gitme ve yürüyüş yapmak giderek zorlaşır.

• Kendinizi çok iri ve rahatsız hissedebilirsiniz, üzülmeyin, kitap okumak, sinemaya gitmek gibi keyifli vakit geçirebilirsiniz.

• Braxton Hicks kasılmaları sıklaşır. 1 saat içinde 4 veya daha fazla kasılma olursa doktorunuza haber verin.

• Sakarlıklarınız olabilir.

• İştahınız azalabilir veya artabilir.

• Kabızlık şikayetiniz artabilir.

• Kalçanızda ve leğen kemiğinde rahatsızlık ve ağrı hissedebilirsiniz.

• Elleriniz ve ayaklarınız, bazen el ve yüzünüz şişebilir.

• Oturduğunuz yerden kalkmakta zorlanabilirsiniz. Düz arkalıklı veya kollu sandalyelere oturmayı tercih edin, kalkarken destek te alabilirsiniz.

• Bacaklarınızda varisler, basur artmış olabilir.

• Midede yanma , hazımsızlık şikayetleriniz olabilir.

• Dişeti kanamaları olabilir.

• Uyumakta zorlanabilirsiniz.

• Kendinizi zaman zaman yorgun zaman zaman da enerjik hissedebilirsiniz.


BEBEĞİNİZDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
 
• Bebeğinizin gelişimi tamamlanmak üzeredir. Organları olgunlaşmaktadır.

• Kafa kemikleri doğumun kolaylaştırmak için yumuşak ve esnektir. Çoğunlukla bebek rahim boynuna doğru ters durmaktadır.

• Hareket edecek yer kalmadığından daha sessizdir.

• Uyku ve uyanıklık dönemleri vardır.

• Boyu yaklaşık 45-50cm civarında, ağırlığı 2700- 3500 g civarındadır.

• Giderek daha tombullaşmakta, derisi pembe renktedir.

• Göz rengi koyu gridir, doğumdan birkaç ay sonrasına kadar değişebilir.

• Tırnakları tamamlanmıştır, uzayabilir.


MUAYENE VE LABOVATUAR TETKİKLERİ

• Kan basıncınız vekilonuz ölçülmeli.

• İdrar tetkikiniz yapılmalı.

• El, ayak, bacaklar muayene edilmeli.

• Fundus yüksekliğine bakılmalı.

• Fetus kalp atışları muayene edilmeli

• Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon, geliş şekli ve ölçülerine bakılmalı.

• Braxton Hicks kasılmalarının sıklığı ve süresine bakılmalı.

• Rahim ağzında genişleme ve silinme için pelvik muayene yapılmalı.


İHTİYACINIZ OLANLAR
 
• Bebeğiniz doğana kadar her hafta doktor kontrolüne gitmelisiniz.

• Az miktarda sık yemek yemelisiniz.

• Çok yakın bölgeler dışında seyahatlerinizi sınırlandırın.

• Doğum sonrası doğum kontrol yöntemini planlayın.

• Hastaneye götüreceklerinizle ilgili hazırlık yapın.


DOĞUM AĞRILARI
 
• Her kadın ve doğum farklılık gösterir. Bu yüzden kesin kuralı yoktur.

• Doğum tarihiniz yaklaştıkça Braxton Hickks kasılmaları sizi yanıltabilir, bazen ağrılı olsa da normaldir. Daha çok fiziksel aktivite sonrası veya yorulduğunuzda sıklığı artar.

• Gerçek doğum kasılmaları, düzenli aralıklarla gelir, ağrılar giderek sıklaşır ve yoğunlaşır, hareket etsenizde devam eder, genellikle önce sırtta sonra önde, yürüdüğünüzde daha güçlü hissedilir, kasılmalar yaklaşık 1 dakika kadar sürer.

• Braxton Hicks kasılmaları ise, düzensizdir, giderek sıklaşmaz,yürürken veya dinlenirken azalır, pozisyon değiştirmek bile ağrının geçmesine neden olabilir, genellikle yalnızca karında hissedilir, giderek hafifler, bazıları güçlü bazıları zayıftır.

• Sizi endişelendiren kasılmalar olursa veya azalma olmazsa doktorunuzu arayın.

• Daha önce doğum yaptıysanız, doğum hızlı ilerleyebilir, beklenenden önce gerçekleşebilir.

• Suyunuz gelirse, kanamanız olursa, kasılmalar aralıksız devam ederse, şiddetli ağrınız olursa hemen doktorunuzu arayın.


tıkanıklığı olabilir.

• Beyazımsı vajinal akıntınızın kıvamı koyulaşabilir.

• Elleriniz, ayaklarınız, bilekleriniz ve yüzünüzde şişlik olabilir. Bolca su içmelisiniz.

• Bacaklarınızda varisler olabilir.

• Göğüslerinizden daha bol miktarda colostrum gelebilir.

• Sakarlaşmış, dalgınlaşmış olabilirsiniz.

• Kilonuz 1.5-2 kilo kadar artabilir, bebeğinizin besin gereksinimleri doruktadır ve doğum öncesi son büyüme atağı göstermektedir.

• Bebeğin sagligi ve doğumla ilgili kaygılarınız olabilir, artabilir, heyecanlanabilirsiniz.


Duzenleyen mystical - 03-Mayis-2008 Saat 03:10
aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11544
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Mart-2008 Saat 01:43
   GEBELİKTE EGZERSİZ

Egzersizin oluşturacağı faydalar şu şekilde özetlenebilir: Kan dolaşımını ve iştahı düzenler, yiyeceklerin iyi sindirilmesini, zararlı maddelerin atılmasını, bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar, daha dinlendirici bir uyku oluşturur ve zihnen rahatlama sağlar.

Bir gebenin yapabileceği en kolay ve en yararlı egzersiz yürüyüştür. Rahat giysiler giyerek, günde 30 dakikanızı yürüyüşe ayırınız (yaklaşık 3-3.5 km).Bu kadarına zaman ayıramıyorsanız bile, en azından günaşırı 20 dakika yürüyünüz. Eğer ev işleri veya başka nedenlerle çok yorgunsanız, o gün yürüyüş yapmayabilirsiniz. Yürüyüş için günün sıcak saatlerini tercih etmeyin ve yorulursanız kısa molalarla dinlenin.

Yaz aylarında imkanınız elveriyorsa, yüzme en güzel egzersizdir. Ama kramplara karşı hazırlıklı olun, derin yerlerde yüzmeyin ve daima yanınızda biri olsun.

Ayrıca evde yapabileceğiniz bazı pozisyon ve hafif aerobik egzersizleri de vardır. Bu egzersizler kan dolaşımınızı artırır, bel ve sırt ağrılarınızı hafifletir ve vücudunuzu doğuma hazırlar. Eklemlerinizin ve bacaklarınızın elastikiyetini artırarak ve bazı kasları güçlendirerek, doğumunuzun kolaylaşmasına, doğum ağrılarına dayanıklılığınızın ve doğum olayına konsantrasyonunuzun artmasını sağlar. Bu hareketlere gebeliğin 28-32. haftasından itibaren başlamak en idealidir. Gebeliğinizin artık sonuna yaklaşmışsanız da henüz geç kalmış sayılmazsınız, başlayabilirsiniz.

Egzersizleri yaparken bazı hususlara dikkat etmeniz faydalı olur: Kendinizi zorlamayın ve aşırı yorulmayın. Herhangi bir ağrı veya zorlanma hissettiğinizde derhal hareketi bırakın. Egzersiz esnasında rahat giysiler giyin ve öncesinde mesanenizi boşaltın. İlk başlarda 5-10 dakika yeterli olup, sonra bu süreyi 15-20 dakikaya çıkarabilirsiniz. Ayrıca bu egzersizleri gün içinde fırsat buldukça yapabilirsiniz, hepsini aynı anda yapmanız şart değildir. Yani bunu bir yaşam şekline dönüştürmeniz mümkündür. Örneğin, tv izlerken, hatta otobüs-dolmuş beklerken kegel egzersizlerini yapabilirsiniz. Sandalyeye otururken kendinizi bırakmak yerine, bacak kaslarınızı kullanarak, kalçanızı kontrollü bir şekilde bırakmanız ve kalkarken de önce kalçanızı öne kaydırıp, bacak kaslarınızı kullanarak kalkmanız iyi birer egzersiz olacaktır.

Gevşeme Egzersizi: Düz bir zemin üzerine uzanıp, kollarınızı ve bacaklarınızı yana açın. Nefesinizi içinizde tutup, kollarınızı ve bacaklarınızı çekiliyormuş gibi 8-10 sn süreyle ileri doğru itin (gerinme hareketi). Sonra yavaş yavaş nefes verirken, tüm konsantrasyonunuzla gevşeyin. Tüm uzuvlarınızı adeta cansızmış gibi hissedene kadar gevşeyin. Bu egzersizi kendinizi gergin ve sinirli hissettiğiniz zamanlarda da yapabilirsiniz.

Kegel Egzersizi: Bazen tuvaletiniz gelir ve tutmak zorunda olduğunuz durumlar vardır. İşte, o esnada yaptığınız kasma hareketleri bu egzersizin esasını teşkil eder. Bu egzersizi her pozisyonda yapabilirsiniz (ayakta dururken, otururken). Sanki idrarınızı ve büyük tuvaletinizi tutar gibi makat, vajina ve idrar borusu civarındaki kaslarınızı sıkıp, 5-10 sn sonra gevşeyin.

SOLUNUM EGZERSİZLERİ

Solunum egzersizleri size doğum esnasında yapmanız gereken solunum hareketlerini öğretmeyi amaçlar. Bu sayede, doğum ağrıları esnasında panikleyip, kontrolsuz hareketler yapmak ya da bağırmak yerine, bilinçli olarak nasıl davranacağınızı bilebilirsiniz. Normal doğum yerine sezeryanla doğum yapacaksanız bu bölümü geçebilirsiniz.Solunum hareketlerini uygun bir şekilde yapmanızın birkaç önemli faydası olacaktır:

• Doğum ağrılarını çok daha az hissedersiniz.

• Bebeğinize daha çok oksijen gitmesini sağlar, dolayısıyla doğum sancıları esnasında sıkıntıya girmesini önlemiş olursunuz.

• Doğum korkunuz büyük ölçüde ortadan kalkar.

• Bilinçsizce yapılan solunum hareketleri vücudun oksijen-karbondioksit dengesini bozacağı için baş dönmesi, ellerde kasılma ve gözde yıldız uçuşmalarına neden olur.

• Doktor-hasta ilişkisinde iyi bir ekip çalışması ortaya çıkar.

Solunum egzersizlerine geçmeden önce, doğum olayı hakkında kısaca bilgi vermek yerinde olacaktır.

Doğum esnasında rahim ağzında açıklık oluşturan ve bebeğinizi doğum kanalına doğru iten güç, rahim kasılmalarıdır. Rahim kasılmaları doğumun ilk başladığı aşamalarda 5 dakika arayla gelir ve 30-40 sn sürer. Bu esnada kasılmalarla birlikte bir miktar ağrı hissederseniz de bunlar fazla şiddetli değildir.

Doğumun ilerleyen saatlerinde ağrılar sıklaşır ve 10 dakika içinde en az 3 kasılma hissedersiniz ve bu kasılmalar yaklaşık 45-90 sn sürer. Bu uzun kasılmaların başında ağrılar hafif başlar, gittikçe şiddetlenir ve daha sonra azalarak kaybolur. Birkaç dakika sonra aynı olay tekrarlar. Yani kasılmalar, dalgalar halinde gelir.

Rahim ağzı açıklığı 10 cm'ye ulaştığında, bebeğin başı kalın bağırsağa baskı yaptığı için ıkınma ihtiyacı hissedersiniz. Bu aşamadan sonra ıkınmanız gerekir. Bazen henüz tam açıklık olmadan da bu ıkıntı hissi duyulabilir. Böyle zamanlarda ıkınmak fayda yerine zarar getireceği için, ıkınmayı önleyici solunum haraketlerini yapmanız gerekir.

Solunum egzersizlerine gebeliğin son trimestrde başlanmalıdır. Yapacağınız solunum egzersizleri, doğum sırasında uygulamanız gereken hareketlerin provası olacaktır. Bu egzersizler esnasında eşinizden yardım isteyebilirsiniz. Egzersizleri yaparken, gözleriniz açık ve sabit bir noktaya bakar şekilde yapılmalıdır, bu gerçeği yansıtır. Şimdi, bu evrelere göre solunum egzersizlerini nasıl yapacağınızı birlikte görelim.

Erken Aşama: Bu dönemde kasılmalar seyrek olup, hafif şiddetlidir. Bu evrede solunum hareketleri çok gerekli olmamakla birlikte, ileri evrelere hazırlık ve konsantrasyon amacını taşır.

Bir sandalye üzerine oturun veya yumuşak bir zemin üzerine uzanın. Egzersizler sırasında eşiniz size eşlik ediyorsa, eşinizin “Ağrı başlıyor” komutu ile derin bir nefes alın ve daha sonra nefesin tümünü dışarı verin. Buna nefes temizleme hareketi denir. Daha sonra göğüs hareketi ile burundan yavaşça nefes alıp, ağızdan verin. Bu hareketi dakikada 6-9 defa olacak bir ritmde yapmalısınız (herbir solunum hareketi için 7-10 sn). Bu ritmi kavradıktan sonra, solunum hareketlerinizle parelel bir şekilde avuç içi ile karın alt kısımlarına masaj yapınız. Nefes alırken ellerinizi karnınızın üst kısımlarına kaydırırken, nefes verme esnasında kasıklarınıza doğru masaj yapınız. “Ağrı bitti” komutu ile içinizdeki nefesi verip, normal nefese geçiniz. Ağrının başlaması ve bitmesi arasında geçen süre 30-40 sn olacaktır.

Kuvvetli Sancı Dönemi: Bu evrede ağrılar hem daha sık hem de daha şiddetlidir.

Eşinizin “Ağrı başlıyor” komutu ile nefes temizleme hareketini yapın ve yukarıda bahsedilen şekilde, derin ve yavaş ritmli solunum hareketleri yapın. Bu ağrının başlangıcını ifade eder. Ağrının şiddeti artınca bu ritm yetersiz kalacaktır. Eşinizin “Ağrı şiddetlendi” komutu ile hızlı solunuma (Köpek soluması) geçeceksiniz. Bu solunumda yüzeyel ve sık sık nefes alıp veriyorsunuz, nefes daha ziyade boğaz seviyesinde olmalı ve göğsünüz çok az hareket etmelidir. 20-30 sn sonra eşinizin “Ağrı hafifledi” komutu ile tekrar yavaş ritmli solunuma, “Ağrı bitti” komutu ile normal solunuma geçin. Hareketi kavrayıncaya dek köpek solumasını ayrı çalışabilirsiniz, daha sonra buna karın masajını ekleyin.

Doğum Eyleminin Sonuna Doğru: Bebeğin başının kalın bağırsak üzerine yaptığı baskı ıkınma hissi uyandırır. Ancak rahim ağzı tam açıklığa ulaşmamışsa, ıkınmamanız gerekir.

“Ağrı başlıyor” komutu ile nefes temizleme hareketini yapın. Şimdi sık ve yüzeyel solumalara (köpek soluması) başlayın ve her 4-6 yüzeyel solunumu takibeniçinizdeki havayı, kuvvetle dışarı boşaltın. Aynı hareketleri yineleyin. “Ağrı bitti” komutu ile normal solunuma geçin.

Aynı hareketi doğumun en sonunda, bebeğinizin başı çıkarken de yapmanız gerekecektir. Bebeğinizin başının doğumu esnasında, genital bölgede yırtık olmaması için, sizden ıkınmamanız istenecektir. İşte bu esnada yine bu solunumu yapmanız faydalı olur.

Ikınma Aşaması: Rahim ağzı tamamen açıldıktan sonra, bebeğinizin doğabilmesi için sizin ıkınma gücünüz gereklidir. Doğumun bu aşaması sizin göstereceğiniz performansla yakından alakalıdır. İyi ıkınma ile rahim ağzı tam açıldıktan sonra 15-30 dakika içinde doğumunuz olabilirken, yetersiz ve yanlış ıkınma bu evrenin 2 saate kadar uzamasına neden olur. Gerçek ıkınma işlemini ancak doğum sırasında yapacaksınız. Gebelik döneminde ise şu solunum hareketini yapınız:

Ayaklar yere basmak şartı ile bir sandalyeye rahatça oturun. Normal hızda solurken, nefes verme işlemi sonunda, akciğerlerinizde yine de kalan havayı zorla dışarı atın. Bu pozisyonda birkaç saniye kalın, bu esnada karın kaslarınızın kasıldığını hissedersiniz. Daha sonra nefes temizleyip gevşeyin.

Doğumda gerçekleştireceğiniz ıkınma ise şu şekilde gerçekleştirilir:

Ağrı ile birlikte derin derin nefes alıp vererek ağrının şiddetlenmesini bekleyin. Ağrı şiddetlenince derin bir nefes alıp, nefesinizi içinizde tutun. Her iki bacağınızı dizlerinizden kendinize çekerek, tüm gücünüzle, bebeğinizi doğum yoluna doğru ittirir şekilde (büyük tuvaletinizi yapıyormuş gibi) ıkının. Bu sırada başınızı göğsünüze doğru yaklaştırın. Ağrı hafifleyinceye kadar nefesinizi kaçırmadan, ıkınmayı kesintisiz olarak sürdürün. İhtiyaç hissederseniz, başınızı geriye atıp, tuttuğunuz nefesi dışarı verin ve çabucak tekrar nefes alıp harekete kaldığınız yerden devam edin. Ikınma esnasında nefesinizi bırakmanız, bağırmanız ya da ses çıkarmanız veya gücünüzü bebeği itmek yerine karnınızı şişirmek şeklinde kullanmanız ıkınmanın etkisini azaltır.

Bunları doğru yaptığınızda kendinizle gurur duyacaksınız.

Doktorun onayını alarak gebeliğin 4. ayından itibaren doğuma kadar yapılan gebelik jimnastiklerinin ve düzenli yapılan gevşeme ve nefes alıp verme egzersizlerinin doğum sırasında ve daha sonra yararı büyüktür.Jimnastikler kaslara esneklik kazandırdığı için gebelikte gerilmelerin ve basıncın neden olduğu rahatsızlıkların azaltılmasında ve doğum sırasında kasılmaların daha etkili olmasında yararlıdır. Kasılmalara uyumlu nefes alıp vermek ve gevşemek de gebenin doğumda ekiple işbirliği yapabilmesini, ağrılarla baş edebilmesini ve ağrıları daha az hissetmesini sağlar. Ayrıca plasentaya (çocuğun eşi) giden kan miktarını arttırır ve günlük streslerin yenilmesine yardım eder.

Gebeliğim sırasında egzersiz yapmam doğru mu?

Gebelikte egzersiz genellikle zararlı değildir ancak bunu önce doktorunuzla konuşmanız daha doğru olacaktır. Gebelikte egzersizin etkileri konusunda bazı tereddütler olsa bile hafif egzersizin bebek üzerinde kötü etkileri olduğu gösterilmemiştir. Ayni şekilde iyi etkileri olduğu da gösterilmemiştir. Fakat hafif egzersiz kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Eğer ciddi tıbbi bir probleminiz yoksa ve gebeliğiniz sorunsuz geçiyorsa egzersiz yapmak sizin için iyi olabilir.

Egzersiz programına nasıl başlayabilirim?

İlk önce doktorunuzla bu durumu görüşmeniz gerekir. Bazı durumlarda egzersiz yapmak size veya bebeğinize zarar verebilir. Eğer doktorunuz da onaylarsa ağrı, nefes darlığı veya aşırı yorgunluğa sebep olmayacak bir egzersiz programına başlayabilirsiniz. Nefes darlığı, aşırı yorgunluk veya huzursuzluk hissetmeniz halinde daha hafif egzersizler yapmanız iyi olacaktır. Daha önceden düzenli olarak egzersiz yapan biri iseniz gebelikte de buna devam etmeniz kolay olacaktır. Eğer önceden düzenli olarak spor yapmıyorsanız çok hafif egzersizlerle ise başlamalısınız. Pek çok hanim gebelikte daha hafif egzersizleri tercih ederler.

Hangi çeşit egzersizler iyidir?

En rahat yapılabilecek egzersizler vücudunuzun ek ağırlık taşımasının gerekli olmadığı türden olanlardır. Yüzme ve durağan çevirme türü egzersizler bunlardandır. Yürüme ve hafif aerobik hareketler de iyi tolere edilirler. Koşmak ise gebeliğin erken dönemlerinde iyi tolere edilebilirken, daha ileri gebelik haftalarında pek çok gebe kendilerini iyi hissetmedikleri için ya koşunun dozunu azaltmak ya da tamamen kesmek zorunda kalırlar.

Nelere dikkat etmeliyim?

Ağır raket sporları gibi düşmenize veya yaralanmanıza sebep olabilecek sporlardan kaçınmalısınız. Karın bölgenize gelebilecek hafif darbeler bile gebelikte ciddi sonuçlar yaratabilir. Gebeliğin ilk üç ayından sonra sırt üstü yatarak yapacağınız egzersizlerden kaçınmalısınız. Bu bebeğinize gidecek kan miktarını azaltabilir. Uzun süreler ayakta kalmaktan da kaçınılmalıdır. Havanın sıcak olduğu dönemlerde aşırı terlemeyi önlemek amacıyla günün erken saatlerinde ya da geç saatlerinde egzersiz yapılmalıdır. Odada egzersiz yapıyorsanız ortamın iyi havalanmasına özen göstermelisiniz. Bir fan yardımıyla serinleyebilirsiniz. Susuz hissetmeseniz bile bol sıvı almak da diğer önlemler arasındadır. Dengeli beslendiğinizden emin olun. Normal olarak gebeler egzersiz yapmasalar bile günlük olarak 300 kalorilik ek besine gereksinim duyarlar.

Hangi durumlarda doktorumu aramalıyım?

Aniden başlayan veya aşırı karin ağrınız olduğunda, vaginal kanama veya lekelenmeleriniz başladığında ve egzersiz bittikten yarim saat sonra bile geçmeyen kasılmalarınız olması halinde hemen doktorunuzu aramalısınız. Göğüs ağrınız veya ağır nefes darlığı olması halinde de hemen tıbbi yardim istemelisiniz.

Nefes Alma Egzersizleri:

Nefes alma egzersizleri için gebeliğin dördüncü ayından itibaren doğuma kadar günde en az bir kez 15-20 dakika ayırmak yeterlidir. Bunun için; Rahat bir yere oturup bağdaş kurabilirsiniz. Otururken kuyruk kemiğini zedelememek ve kalça, bel ağrılarını önlemek için kalçanızın altını bir yastıkla destekleyebilirsiniz. Yapılacak egzersizleri bu konuda uzman birinden öğrenebilirsiniz. Nefes egzersizini nasıl yapacaksınız? Bunun için;
Burundan nefes alıp ağızdan verin.
Dudaklarınızı hafif büzerek üfler tarzda nefesinizi verin. Üflediğiniz nefesin sesini duymalısınız.
Nefes alıp verme işlemi sırasında içinizden yavaşça dörde kadar sayın ( bu işi sizin için eşiniz de yüksek sesle yapabilir). Egzersizler ilerledikçe nefes alma kapasiteniz artacağından sayma işlemini artırabilirsiniz (beş, altı, yedi...).
Nefes alırken önce karnınızı sonra ciğerlerinizi nefesle doldurun. Karın solunumu yaparken nefesinizin karın duvarlarını gerdiğini hissedin. Karın solunumu gebelikte oluşan kabızlık sorununuzu çözmenize faydalı olur.
Nefes verirken karnınızdan dizinize kadar olan bölgedeki kasların çişinizi yapıyormuş gibi gevşemesini sağlayın.
Nefes alma egzersizleri sırasında ortam gürültüden uzak olmalı; ayrıca gözleriniz kapalı ve sadece yaptığınız işe konsantre olmalısınız.

Gevşeme Egzersizleri:

Jimnastik ve nefes egzersizleri arasında ve bitirirken mutlaka gevşeme egzersizi yapılmalıdır. Gevşeme yorulan kasların dinlenmesini, dolaşımının artması ve düzene girmesini sağlar. Bunun için;
Nefes alma ya da jimnastik egzersizinden sonra rahat bir yere uzanın.
Gözlerini kapayın.
Ayak bileğinizden, kafa derinize kadar bütün eklemlerinizi ve kaslarınızı gevşetin. Bunun için isterseniz eşiniz size komut verebilir. (Örneğin sırasıyla ayak parmaklarınızı, ayak bileğinizi, dizinizi, bacağınızı, kalçanızı, poponuzu, belinizi, omuzlarınızı, dirseğinizi, el bileğinizi, parmaklarınızı, kolunuzu, boynunuzu, ağzınızı, yanaklarınız ve kulaklarınızı, kaşlarınız ve göz kapaklarınızı, alnınızı, kafanızı gevşetin) Her noktanın gevşediğini hissedin. Gevşeme hissi uykuda olmak gibidir.
Bu işi sessiz, sakin bir ortamda, başka şeyler düşünmeden, yaptığınız işe konsantre olarak yapın.
Sonra derin bir nefes alarak gözlerinizi açın. Kendinizi dinlenmiş ve çok rahatlamış hissedeceksiniz.
Nefes alıp verme ve gevşeme sizin doğal tepkiniz haline gelinceye kadar sık sık tekrarlayın.

Boyun Hareketliliğini Koruma:

Bağdaş kurularak oturulur, baş her iki yana öne ve arkaya eğilir.. Hareket 10 kez tekrarlanır.

Boyun Arka Grup Kaslarını Germe:

Bağdaş kurularak oturulur, her iki el başın arkasında birleştirilir..ellerin yardımı ile baş göğüs'e değdirilir..bu pozisyonda 10 a kadar sayılır..böylece boynun arka ve üst kısmındaki kaslar gerilir..hareket 5 kez tekrarlanır..

Göğüs Kaslarını Germe:

Bağdaş kurularak oturulur her iki el ensede birleştirilir..dirsekler geriye çekilerek göğüs kasları gerilir.. 10a kadar sayılır..hareket 5 kez tekrarlanır..

Omuz Ve Göğüs Kaslarını Güçlendirme:

Bağdaş kurulur..eller burun hizasında birleştirilir..10 a kadar sayılır..5 kez tekrarlanır.

Sırt Kaslarını Germe:

Oturularak bir omuz karşı dize değdirilmeye çalışılır..10 kadar sayılır..5 kez tekrarlanır.

Karın Ve Bacak Kaslarını Güçlendirme:

Duvara yaslanılır, bacaklar birbirinin yanında ve duvardan 25 cm uzaktadırlar..karın içeri çekilerek duvara yaslanılır..bu pozisyonda yavaşça duvarda kayılır ve dizler çömelir..sonra yavaşça doğrulunur..bu sırada nefes tutulmaz..5 kez tekrarlanır..

Karın Kaslarını Güçlendirme:

Sırtüstü yatılır..dizler kıvrılarak ayaklar yere basar..her iki el öne doğru uzanarak kürek kemikleri yerden kalkacak şekilde doğrulunur..5 e kadar sayılır..5 kez tekrarlanır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11544
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Mart-2008 Saat 02:33

GEBELİKTE KİLO ALIMI

Şişman kadınlar, gebelikte 11 kg.dan az ağırlık kazansalar bile normal ağırlıkta bebek doğururken, gebelik öncesi anne zayıf ise bebek düşük doğum ağırlıklı doğma riskine sahiptir.
Kadının gebelik öncesi beslenme durumu önemli olup, mutlak surette dikkate alınmalıdır. Gebelik Öncesi vücut ağırlığı mümkünse saptanmalı ve standartlara göre değerlendirilmelidir.Yetişkinlerde boya uygun vücut ağırlığını saptamak için standartlar kullanılmaktadır. Beden kitle indeksinin kullanılması ise daha pratik bir yöntemdir. Boy ölçülür, metre olarak yazılıp karesi alınır. Çıkan rakam 20 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın alt sınırı, 25 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın üst sınırı bulunur (ortalama 21) bulunan değere gebelik ayına göre ekleme yapılır.
Gebelik öncesi zayıf olan kişilerde düşük doğum ağırlıklı bebek doğum oranı ve preeklamsi riski yüksektir. Gebenin diyetine ek besinler eklenerek bu durum düzeltilebilmektedir. Gebelik öncesi şişman olan kişilerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi birçok komplikasyonun riski artmaktadır.
Gebelikte ağırlık kazanmanın izlenmesi önem taşımaktadır. Gebe kadın ilk üç ayda her ayda 0.5-1 kg, sonraki aylarda ise ayda ortalama 1.5-2.0 kg. ağırlık kazanmalıdır. Gebelik süresince annenin toplam ağırlık artışı ( 10-14 kg.) ortalama 12.5 kg %15, olmalıdır. 7 kg dan az ağırlık kazanma, anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokar. Gebelik öncesi anne şişmansa daha az kilo
almalıdır. Anneye beslenmesinin önemi sürekli anlatılmalıdır. Ayrıca ağırlık kazanımı az olduğunda anne sütünün veriminin düşeceği vurgulanmalıdır.
DİKKAT!
Gebelik süresince anne ortalama 12.5 kg %15 (10-14 kg) ağırlık kazanmalıdır. (Ayda 1-1-5 kg.)
Enerji eklemeleri, kadının gebelik öncesi ağırlığına göre yapılmalıdır.
Gebelik öncesi ağırlığı normal olan kadına ilk 3 ay normal enerji gereksinimine 150 kalori, 4-9 ay arası ise 300 kalori eklenmelidir.
Gebelik öncesi kadın şişmansa enerji eklemesi yapılmaz, ihtiyacı kadar verilir.
Gebelik öncesi çok şişman kadınlara düşük enerjili diyetler ilk üç ay uygulanabilir.
Dördüncü aydan sonra enerji kısıtlaması yapılmamalıdır. Kısıtlama gerektiğinde günlük enerji 1200-1500 kaloriden az olmamalıdır.
Gebelik öncesinde kadın zayıfsa ilk 3 ay 250 kalori, sonraki aylarda ise 300 kalori ekleme yapılmalıdır.
Anne yaşı, çocuk sayısı ve doğum aralığı anne ve bebek sağlığını etkilemektedir.
Anne Yaşı: Anne ölüm hızının, 20-30 yaşlar arasında en düşük olduğu bulunmuştur. 18 yaş altında ve 35 yaş üzerinde doğum yapan kadınlarda ölüm oranı daha yüksektir.
Adölesan Gebeliği: Ergenlik yaşı, gencin beslenme durumuna bağlı olarak değişmektedir.
Genç, daha kendisi büyüme çağında olduğu dönemde gebelik ortaya çıkmaktadır. Depolan yeterli değildir, kendi enerji ve besin öğeleri gereksinmesi yüksektir. Bebek için de ek gereksinme söz konusudur. Adölesan gebeliği, anne ölümlerine ve prematüre düşük doğum ağırlıklı bebeklere, perinatal ölümlere neden olmaktadır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11544
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Mart-2008 Saat 02:36

GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN KONTROLLER VE TESTLER

Gebe bir kadının 8.gebelik ayına kadar ayda bir kez, bu ay içinde 15 gün ara ile iki kez ve son ay içinde 7-10 gün ara ile 3-4 kez kontrolu gereklidir. Acaba bu kadar sık kontrol gerekli midir? Şunu bilmek gerekir ki; gebeliklerin pekçoğu herhangi bir sorun yaşanmadan, problemsiz devam eder. Gebelik takibindeki amaç, olası sorunları önceden saptayıp gereken tedbirleri almaktır. Unutmayın ki; anne ve bebeğe ait ciddi sorunlar, çoğunlukla, daha önceden takibi yapılmayan gebeliklerde yaşanmaktadır. O nedenle, “İlk gebeliğimde takibe gittim ve hiçbir faydasını görmedim”, “Eskiden gebelik takibi diye birşey yokmuş ve her kadın sorunsuz bir şekilde doğuruyormuş” veya “Benim bir arkadaşım, hiç doktora gitmediği halde gayet sağlıklı doğum yaptı. O halde ben neden kontrola gideyim ki?” gibi düşüncelerin yanlış olduğunu ve sizi çok ciddi tablolarla karşı karşıya getirebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Gebelik takiplerini, gebeliğinizin geleceği için bir teminat, bir sigorta olarak görün. Nasıl ki, hepimiz arabalarımızı olası kazalara karşı sigorta ettiriyorsak, takipler de olası risklere karşı bir tedbir amacı taşımaktadır. Kontrollarınızı ihmal ettiğinizde risk gerçekleşmediği müddetçe sorun olmayacaktır; ama risk gerçekleşirse? Söz konusu olan hem sizin hem de bebeğinizin sağlığıdır.

Gebelik kontrolları esnasında yapılan sorgulama ve muayene ile, gerek sizin gerekse bebeğinizin genel durumu ve gelişimi hakkında bilgi sahibi olmayı amaçlıyoruz. Ancak insan kapalı bir kutu gibidir ve biz doktorların daha doğru tanıya varmak ve tedaviyi daha iyi planlayabilmek için bir takım tahlil ve tetkiklere ihtiyacımız vardır. İşte gebelikde de, hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı takibi için bir takım tahlil ve tetkiklere gerek vardır.

Kan Grubu: Hem kan uyuşmazlıklarının tayininde, hem de olası kan gereksinimlerinde anne adayının kan grubu bilinmelidir. Kan uyuşmazlığı, anne adayının kan grubunun Rh negatif, baba adayının kan grubunun Rh pozitif olduğu durumda söz konusudur. Eğer baba adayının kan grubu da Rh negatif ise, kan uyuşmazlığı yoktur. Kan uyuşmazlığı varsa ve doğan bebeğin kan grubu Rh pozitif ise anneye koruyucu aşı yapılması gerekmektedir.

Kan grubuna bir defa bakmak yeterlidir. Kişi daha önceden kan grubunu biliyorsa, tekrar bakılmasına gerek yoktur, çünkü kan grubu ömür boyunca aynı kalır.

İndirekt Coombs Testi: Sadece kan uyuşmazlığı olan gebelerden istenen bir testtir, her gebeye yapılması gerekmez.

Kan Sayımı: Kansızlığın tesbiti, enfeksiyonların araştırılması ve pıhtılaşmayla ilgili araştırmalar için gerekir. Genelde 2-3 defa bakılır.

Açlık Kan Şekeri: Şeker hastalığı olup olmadığını araştırmak için, bir defa bakılır.

Hepatit B (Sarılık) Taşıyıcılığı Testi: Toplumda %5-10 oranında sarılık taşıyıcılığı vardır. Böyle bir durumun mevcudiyetinde, bebeğe doğduktan sonra aşı ve serum uygulanmak zorundadır. Aksi halde bebekde kronik karaciğer hastalığı gelişebilir. Çok önemli bir test olup, bir defa bakılır.

Ayrıca imkanlar dahilinde Hepatit C araştırması da yapılabilir.

Mikrobik Testler: Gebeliği etkileyebilecek bazı özel enfeksiyonların araştırılmasında kullanılır. Toxoplazma, kızamıkçık, CMV enfeksiyonu, Frengi ve AIDS gibi. Ancak bunlar nispeten pahalı testler olduğu için kullanımları sınırlıdır ve mutlaka bakılmaları gerekmez. Maddi imkanlar elveriyorsa bakılmalıdır. Bu mümkün olamıyorsa genel tedbir olarak, gebelik boyunca çiğ et (pastırma, sucuk, çiğ köfte gibi) yemeyin, kedilerden ve döküntülü hastalık geçiren çocuklardan uzak durun ve şüpheli durumları mutlaka bildirin.

İdrar Tahlili: İdrar yollarında enfeksiyon, taş, kanama araştırması ve vücut metabolizması hakkında bilgi edinmek amacıyla yapılır. Gebelikte en sık (4-5 kez) istenen tetkik olmakla birlikte, maaliyeti de çok düşüktür.

Tarama Testleri (Zeka Testleri): Fetusun kromozom bozukluğu riskini araştıran testlerdir.Özellikle de Down sendromu ya da Mongolizm denen kromozom bozukluğu araştırılmaktadır.Bu sendromu taşıyan bebeklerde zeka geriliği olduğu için, “zeka testi” adı buradan gelmektedir.Düşünüldüğünün aksine,bebeğin zeka düzeyini belirleyen testler değildir.

Bu testler tarama testidir. Test sonucu sadece olası risklerden bahseder. Eğer risk yüksek bulunmuşsa, o zaman tam tanı testine ihtiyaç vardır. İşte, o tam tanı testi de amniosentezdir. Risk düşükse, amniosentez gerekmez.

Bu amaçla yapılan iki test vardır:

1. Ense Kalınlığı Ölçümü ve Birinci Trimestr Tarama Testi: 11-14. Haftalar arasında yapılır.Ultrasonda bebeğin ense kalınlığı ölçüldükten sonra,anneden alınan kanda bazı hormon değerlerine bakılır.Sadece down sendromu için risk taraması yapar.Bu yönden,üçlü tarama testine göre daha hassas bir testtir.

2. Üçlü Tarama Testi (Zeka Testi): 16-20. Haftalar arasında anneden alınan kanda bakılır ve başlıca 3 bozukluğu araştırır. Bunlar nöral tüp defekti denilen, beyin ve sinir sisteminin gelişimine ait problemler ve Trisomi 18 ve Trisomi 21 (Down Sendromu) denilen kromozom bozukluklarıdır.

Amniosentez: Amniosentez bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısından 10-20 ml kadar bir numunenin alınmasıdır. Farklı amaçlarla yapılabildiği gibi, en çok Down Sendromundan şüphe edildiğinde kesin tanıya varmak amacıyla uygulanır. Her gebeye uygulanmaz ; tarama testlerinde yüksek risk saptananlara, 35 yaştan büyük gebelere ve bazı özel durumlarda yapılır.

Şeker Yükleme Testi: Gebeliğe bağlı olarak gelişen şeker hastalığının araştırılmasında kullanılan bir tarama testidir. 24-28. haftalar arasında yapılır. Test için 50 gr glukoz bir bakdak su ve bir limonla karıştırılarak (limonata yapılıp) içilir ve bundan tam bir saat sonra kan şekerine bakılır.

ULTRASONOGRAFİ (ULTRASON): Ultrason bebeğin gelişimini, pozisyonunu, içinde bulunduğu şartların yeterliliğini, organsal bozukluklarını ve cinsiyetini ortaya koyan bir görüntüleme yöntemidir. Her trimesrde bir defa olmak üzere, en az 3 kez yapılmalıdır.

Bazen, gebeliğin 6-7. Ayında ilk defa kontrole gelen ve “Biz bebeğin cinsiyetini merak ediyoruz ve onun için ultrasona girmeye geldik” diyen gebe ve yakınlarıyla karşılaşıyorum. Evet, bazılarına göre gebelikde kontrolun ve ultrasonun tek amacı maalesef bu oluyor. Tabii ki; insanların doğacak bebeklerinin cinsiyetini bilmek istemeleri en doğal haklarıdır ancak, ultrason bize çok daha değerli bilgiler verir ve cinsiyetin belirlenmesi sadece bir ayrıntıdır. Sanırım, bebeğin genel olarak gelişimi ve organsal herhangi bir bozukluğunun olup olmaması cinsiyetten çok daha önemlidir. Ayrıca ultrasonu sadece cinsiyet tayinini yapan bir cihaz olarak görmek, onun yeteneklerini gözardı etmek anlamına gelir.

En sık sorulan sorulardan biri de, ultrasonun bebeğe zararlı olup, olmayacağıdır. Ultrason insan kulağının duyamadığı ses dalgaları ile çalışmaktadır. Bu nedenle X ışınlarından, yani röntgenden farklıdır. Yaklaşık 30 yıldır kullanımda olmasına karşın, bugüne kadar gösterilmiş zararlı bir etkisi yoktur. Ayrıca vajinal yolla yapılan ultrasonun da herhangi bir zararının olmadığını bilmenizi isterim.

Renkli ultrason, gebelikde gelişme geriliği gibi çok nadir durumlarda gereklidir. Rutin uygulamalarda standart ultrason cihazları yeterli olmaktadır.

Son zamanlarda 3 boyutlu ultrasonun kullanımı da yaygınlaşmaktadır.Bu cihazlar derinlik algısı olan resimler verebilmektedir.Hekim için çok ciddi katkısı olmamakla birlikte, hasta ve yakınlarına anlayabilecekleri görüntüler sunmaktadır.

Fetal Monitör (NST): Daha ziyade III. Trimestrde ve doğumda sancı döneminde kullanılır. Bir cihaz yardımıyla bebeğin kalp atımları, hareketleri ve rahimdeki kasılmalar takip edilmektedir. Amaç bebeğin içinde bulunduğu şartların yeterli olup olmadığını, bebeğin yeterli oksijen alıp alamadığını ve bebek için herhangi bir sıkıntının var olup, olmadığını ortaya koymaktır. Bazen de (erken haftalarda) erken doğum kasılmalarının araştırılmasında kullanılır.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
ROSEE Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 09-Agustos-2007
Konum: İzmir
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11544
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti ROSEE Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 06-Mart-2008 Saat 02:38

Hamilelik sırasında istenmeyen tüylerden kurtulmak için hangi yöntem uygundur? İğneli epilasyon, lazer epilasyon, ağda, tüy dökücü kremler ya da jilet gibi yöntemlerin sakıncaları var mıdır? Hamilelikte hormon değişimleri karın ve meme başı etrafında tüylenmeye ve diğer istenmeyen tüylerde artışa neden olabilir. Hamilelik nedeniyle karın ya da meme başında oluşan tüyleri cımbız ya da jilet ile almazsanız, bunlar genellikle doğum sonrasında kendiliğinden dökülür. Diğer tüyler için uygulanan yöntemlerin ise çeşitli sakıncaları olabilmekte ya da bazı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

İğneli epilasyon: Elektroliz
Hamilelik sırasında elektroliz yönteminin güvenilirliğini ortaya koyan araştırmalar mevcut değildir. Fetus üzerindeki etkileri konusunda yeterince bilgi olmayışı nedeniyle uzmanlar hamilelik döneminde elektroliz yönteminden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar.Buna rağmen elektroliz yöntemini uygulamaya kararlıysanız, son üç ayda meme etrafına ve karın bölgesine epilasyon yaptırmaktan kaçınmalısınız.

İğneli epilasyonda termoliz ve galvanik olmak üzere kadın iki tür akım kullanılır. Termoliz diaterm, radyo dalgası, kısa dalga veya yüksek frekans olarak da adlandırılabilir. Galvanik kadın elektroliz yönteminde kişi ile cihaz arasında bir elektrik akımı dolaştırılır. Amniyotik sıvı iletken vazifesi diyet görebileceğinden bu yöntem hamilelikte kullanılmamalıdır. Gebelik döneminde lazerli veya iğneli epilasyon ile kimyasal yöntemlerle yapılan epilasyon yöntemlerini önermiyoruz.

Her durumda iğneli epilasyon uygulamasına başvurmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı ve onun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmelisiniz.

Lazer epilasyon
Lazer epilasyonda kadın tüydeki koyu renk pigmentler hedeflenir ve kıl folikülüne termal ve/veya mekanik hasar verilir. Hamilelik sırasında lazer epilasyonun güvenliğini değerlendiren yeterli bilimsel çalışma mevcut değildir. Dolayısıyla, fetus üzerindeki etkileri konusunda yeterince bilgi olmayışı nedeniyle uzmanlar hamilelik döneminde lazer epilasyon yönteminden de uzak durulmasını tavsiye ediyorlar.

Ağda
Hamilelik sırasında cildiniz ağdaya eskisinden daha farklı reaksiyon gösterebilir. Hamilelikte cilt çok daha hassas olabileceği için ağda öncesi ve sonrasında rahatlatıcı bir antiseptik solüsyon kullanılması yanma veya batma hissini azaltabilir. Ayrıca enfeksiyon oluşmasının önlenmesine, tahriş ve kızarıklığın azaltılmasına da yardımcı olabilir.

Kadınlar genellikle ağdayı tüy dökücü kremler veya jilete kıyasla daha uygun ve rahat bulmaktadır. Genel olarak ağdanın hamilelikle ilgili sakıncaları bulunmasa da, sizin hamileliğinize özel bazı durumlar nedeniyle ağda yaptırmaktan kaçınmanız gerekli olabileceğinden, öncelikle doktorunuza danışmanız en doğrusu olacaktır.

Tüy dökücü kremler
Tüy dökücü kremlerin içerdikleri kimyasal maddeler nedeniyle hamilelikte kullanımı önerilmemektedir. Bu maddelerin zararlı olduğuna dair bulgular mevcut olmamakla birlikte, zararlı olmadığı da bilimsel çalışmalarla gösterilmemiştir.

Doktorunuza danışarak tüy dökücü krem kullanmaya karar vermeniz durumunda, her tür kozmetik üründe olduğu gibi, tüy dökücü kremlerde de cildinizin nasıl bir reaksiyon vereceğini görmek için önce cildinizin küçük bir bölümünde deneme yapmalısınız. Ancak kadın hem tüy dökücü kremler içindeki kimyasal maddelerin kokusu hamile kadınlar için çok rahatsız edici olabilir, hem de nadir görülen bir alerjik reaksiyona yol açabilir. Bu nedenle bulunduğunuz ortam hem çok iyi havalanan bir ortam olmalı ve kimyasal yanıkların oluşmaması için zamanlamaya çok dikkat etmelisiniz.

Jilet
Hamilelik sırasında uygulaması en kadın rahat yöntem olmasa da, jilet her zaman en ucuz, en kolay seçenektir. Jilet kullanmaya karar verdiyseniz, eşinizin yardımını almanız gerekli olabilir. Cildinizin yumuşak ve esnek olması için her gün E vitamini içeren iyi bir nemlendirici bir kadın krem kullanmalısınız.

aşkımızın tarifi canım kızım EDAMMM 14/10/2009 15:20
Basa don
manolya80 Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 11-Nisan-2007
Konum: Muğla
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 26963
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti manolya80 Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 08-Mart-2008 Saat 20:42

Hamilelikte migrene çok sık rastlanıyor. Bunun sebebi kadınların kokuya, ışığa ve gürültüye karşı hassasiyetleri.

Nedeni de hormonlardan kaynaklanıyor. Bununla birlikte hamilelik döneminde migrene sık rastlandığı da dikkat çekiyor.

Araştırmalar, migren krizlerinde görülen artışı ise, yorgunluğa, adet dönemine ve en ilginci de kimi gıdalara bağlıyor...

Her 10 kişiden birinin migrenden şikayetçi olduğunu biliyor muydunuz? Migren belli aralıklarla tekrar eden dayanılmaz bir başağrısı. Çoğu durumda migren, mide bulantısı ve kusmayı da beraberinde getiriyor.

Görme bozuklukları ortaya çıkıyor
Klasik migrendeyse görme bozuklukları ortaya çıkıyor. Uzmanlar bu durumda hastanın çakan ışıklar ve göz kararması tecrübe ettiğini söylüyorlar.

Kimi migren hastalarının başağrıları mide bulantısı kusma gibi mide rahatsızlıklarını da beraberinde getiriyor. Başağrısı başladıktan sonra, pek çok kişi parlak ışığa dayanamıyor ve daha loş mekanlarda kalmak istiyorlar.


Duzenleyen manolya80 - 08-Mart-2008 Saat 20:42
06/04/2003(13:15) İlk gözağrım MELİH'İM

06/11/2008(22:05) Minikkuşum ARDA'M

Canözlerim benim,tekvarlıklarım
Basa don
gülünhüznüyüm Drop Down Menu
Moderatör
Moderatör
Avatar

Kayit tarihi: 12-Eylül-2007
Konum: Ağrı
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 11248
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti gülünhüznüyüm Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 20:40

Hamilelik ve göbek deliğinde ağrı


Göbek deliği ağrısı bir başkasından duyduğunuzda kulağa komik gelebilir ama hamilelik sırasında böyle bir ağrıdan yakınan kadınların sayısı hiç de az değildir.

Hamilelik ilerleyip rahim büyüdükçe karın gerilmeye başlar. Bu gerilmenin doğal sonucu olarak göbek deliğinde de gerilme meydana gelir. Gebelik 20 hafta civarına ulaştığında hem arkadan rahimin baskısı hem de gerilme nedeni ile göbek deliğinde hassasiyet meydana gelebilir. Ayrıca büyümesi sırasında karnı kaplayan kaslarda hafif bir ayrılma meydana gelebilir. Bu ayrılma da göbek deliğindeki hassasiyete neden olabilir.

Gebelik ve rahim büyümeye devam ettikçe hassasiyet azalır ancak göbekte meydana gelen değişimler devam eder. Hamilelik öncesinde çukur bir göbek deliğiniz olsa bile bu düzleşebilir. Hatta gebeliğin sonlarına doğru göbek deliğiniz dışarıya doğru çıkıntı yapabilir. Bazı kadınlar zaten şiş olan karınlarındaki bu ek çıkıntıyı eğlenceli bulurken bazı kadınlar da özellikle ince kıyafetler giyildiginde dışarıdan belli olmaması için küçük bir yara bandı ile bastırmayı tercih ederler. Böyle bir uygulamanın herhangi bir zararı yoktur.

Göbek deliğindeki bu zararsız değişimler genelde doğumdan sonra kaybolurlar

 

alıntı

Duzenleyen mystical - 03-Mayis-2008 Saat 03:28


    Aslında hayatın hiçbir evresinde kötü insan yoktur. Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde..
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 21:48
Gebeliğin hangi haftasında meydana gelirse gelsin vajinal kanama mutlaka doktor değerlendirmesi gerektiren bir durumdur. Kanamanın çok hafif olması ya da bir süre sonra kendiliğinden kesilmesi, doktor kontrolünden vazgeçmek için bir neden teşkil etmemelidir.


Gebeliğin herhangi bir döneminde kanama ortaya çıkması ender görülen bir durum değildir, ancak neden mutlaka ortaya çıkarılmalıdır. Kanamanın nedeni basit bir serviks (rahimağzı) enfeksiyonu olabileceği gibi, ablatio placenta (ablasyo plasenta okunur-plasentanın erken ayrılmasıdır) ya da placenta previa (plasenta prevya okunur, "eşin" önde gelmesidir) gibi anne adayı ve bebek açısından hayati tehlike taşıyan bir durum olabilir.

Gebeliğin ilk yarısında meydana gelen kanamalarda düşük tehdidi veya düşük, dış gebelik veya mol gebeliği söz konusu olabilir. Serviks (rahim ağzı) lezyonları (enfeksiyonlar, erozyon ("yara"), CIN (servikste kanser öncüsü lezyonlar) gibi durumlar) özellikle cinsel ilişki sonrasında tahrişe bağlı olarak kanamaya neden olurlar.

Bazı durumlarda idrar yollarından gelen bir kanama ya da hemoroid (basur) nedeniyle oluşan bir rektal kanama (makattan gelen kanama) anne adayı tarafından vajinal kanama sanılabilir.

Gebeliğin birinci yarısında ortaya çıkan kanamaların değerlendirilmesinde ve tedavisinde fetus henüz "yaşama sınırına", yani doğduğunda yaşayabilecek gebelik haftasına ulaşmadığından tedavinin tek odağı anne adayının hayatının korunmasıdır.

Gebeliğin ikinci yarısında ve özellikle de 28. gebelik haftasından sonra ortaya çıkan kanamaların değerlendirilmesi ve tedavisinde ise anne adayının hayatının korunması birinci planda olmakla beraber, fetusun sağlık durumu da yeni bir odak noktası teşkil eder.



Duzenleyen mystical - 12-Mart-2008 Saat 05:51
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 23:09
Iyı bır gebelık ıcın onerılerr

Yaşamınızı organize edin...


Gebelik ciddi bir iştir. Her ciddiye aldığınız iş gibi gebeliğiniz hakkında da plan yapın. Evrene yeni bir canlı getirme projesini baştan sona kadar planlayın. İşin üstesinden gelmek için gerekli olanlar, yapılan iş hakkında bilgili olunması, işin sevilmesi ve sonucun başarı olacağından emin olunmasıdır.

Gebe kaldığınız andan itibaren yeni bir süreç içine girdiğinizi ve kendi sağlığınız dışında başka bir canlının sağlığından da sorumlu olduğunuzu unutmayın. Gebe olduğunuz için kendinizle gurur duyun ve bebeğinizi kucaklayacağınız günlerin hayalini kurun.

Daha önceden sigara içiyorsanız bırakın. Çünkü içeceğiniz tek bir sigara bile bebeği olumsuz etkilemektedir. Daha önceden alkol alma alışkanlığınız varsa bunu da bırakma zamanıdır. Alkolün miktarı ile bebeğe verdiği zararın miktarı arasındaki ilişki tam olarak açığa kavuşmamıştır. Daha önce düzensiz yemek yeme alışkanlığı, az uyuma alışkanlığı gibi alışkanlıklarınızı bırakmanın da tam zamanıdır. Alelacele birşeyler yemeyi bırakıp İçeriği daha faydalı bir yemek yeme alışkanlığı edinmenin de zamanı gelmiştir.

Bedeni aşırı zorlayıcı bir işte çalışmadığınız sürece işinizi bırakmanıza gerek yoktur. Ancak her fırsatta dinlenmeyi ihmal etmeyin.

Yaşama bakış açınızı tekrar gözden geçirin...

Daha önce yaşama bakış açınız karamsar ise bunu da değiştirmenin tam zamanıdır. Gebelik sizin dünyaya yeni bir canlı getirerek katkıda bulunmanızın hazırlığıdır. Bebeğin rahim içinde ilk aylardan itibaren sizin temel duygu, düşünce ve olayları yorumlama alışkanlıklarınızı hissettiğini ve benimsediğini bilin. Yaşamı ve gebeliğinizi bir savaş olarak değil bir oyun olarak görün. Böyle gördüğünüzde dünyada birden fazla gerçek olabildiğini farkedeceksiniz. Eşinizle bu konuda iletişim kurun.

Bir uzmanla işbirliği yapın...

Gebe kaldığınızı anladığınız zaman en kısa zamanda kendinize bir doktor seçin ve düzenli olarak kontrollere gidin. İlk seçtiğiniz doktor daha sonra gideceğiniz doktor olmayabilir. Yalnız doktor konusunda karar verdikten sonra doktorunuza sadık kalın. Doktorunuzun önerilerine uyun. Hiçbir şikayetiniz olmasa bile kontrole gidin. Dünya üzerinde doğumların çok büyük kısmının doktorların olmadığı ortamlarda bile problemsiz gerçekleştiğini unutmayın. Muhtemelen siz de bu çoğunluk içinde yer alacaksınız. Doktorun varoluş amacı normal doğuma müdahale etmek değil, normalden sapmaları anlamak ve bunlara müdahale etmektir. Siz yine de işi şansa bırakmayın ve 2000'li yılların erken tanı ve tedavi olanaklarından sonuna kadar yararlanın.

Sizi yanlış yönlendireceklere karşı en iyi savunma bilgidir...

Çağımız bilgi çağıdır. Bilgi ya da "bilgi" çok çeşitli kaynaklardan bize ulaşmaktadır. Çevreden, özellikle de yakın çevreden ve gazete, dergi, TV, radyo gibi kaynaklardan ulaşan bilgilere hemen inanmayın. İnsanlar gebeleri endişelendirmeyi severler, çünkü onları da endişelendiren biri olmuştur. Yanlış bilgi almak yerine doktorunuza ve güvenilir bilimsel kaynaklara başvurun ve herzaman vücudunuz hakkında bilgi sahibi olun.

Tıbbi bilgiler doktorların tekelinde değildir. Bilgi herkese açıktır. Ancak uygulama ve müdahale etme yetkisi doktorlarındır. Siz bedeniniz, gebelik, doğum, lohusalık gibi konularda mutlaka bilgilenin. Doktorunuza bol bol sorun. Doktorlar, kendilerine sorulan mantıklı soruları yanıtlamaktan hoşlanırlar.
17. yüzyıldan kalma, doktor ve hasta iletişimini (?) gösteren bir tablo...

Artık biz doktorlar bu durumlarla pek karşılaşmıyoruz (!)
   
Unutmayın: Gebelik ve doğum bir doğa olayıdır ancak doğa her zaman insanoğlundan yana olmaz. Doğa insanoğluna karşı işlemeye başladığında bilim bu durumu tersinde döndürebilir.

Yardım hemen yakınınızda sizi bekliyor...

Yeter ki geç kalmayın;


Duzenleyen mystical - 03-Mayis-2008 Saat 03:25
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 23:15

Bebek odası hazırlamak her anne-baba adayı için çok zevkli bir iştir. Bebek doğmadan araştırmalar yapılır… Bir bilene sorulur… Heyecanla odası için hep birşeyler almak ihtiyacı hissedilir.

Bebeğin odasını hazırlarken onun rahatını sağlamak ve tehlikelerden korumak gerekir. Rahatlık ve emniyet bir bebek odasında olması gereken en önemli iki özelliktir. Onun için alışveriş yaparken bu iki unsuru hep gözönünde bulundurmalısınız.

gebelik.org

Aşağıda bir bebek odasında olması gerekenleri elimden geldiğince araştırarak ve kendi oğlumun odasını düzenlerken edindiğim tecrübeleri katarak oluşturmaya çalıştım. Okuyacağınız kriterler birçok ailenin koşullarına uygun olmayabilir. Maddi imkanlar dahilinde, bu kıstaslar ışığında en yakın olan eşyaları tercih edebilirsiniz.

Oda Nasıl Olmalı?

Yaptığım araştırmalar ideal bir bebek odası 12-15 metrekare ve en az 1 penceresi olmalı diyor. Hepimizin bildiği gibi, içeri güneş girmeyen, hava değişimi olmayan odalar bebeğin sağlığı için uygun değil.

Yine okuduklarımdan öğrendiğim, odanın evin kuzey-doğusunda veya kuzey-batısında olması gerektiği. Bu şekilde oda günün en ferah saatlerinde (güneş doğarken ve batarken) güneş görebiliyor. Evin güney kısmında bulunan odalar, özellikle yaz aylarında evin en sıcak odası olması nedeniyle çocuk odası olarak pek tavsiye edilmiyor.

Bebek odasında kullanılan malzemeler nasıl olmalı?

Herşeyden önce sağlıklı ve temizlenmesi kolay eşyalar olmalı.

Yer döşemesinde tahta çok kir tuttuğu ve de temizliği zor olduğu için tercih edilmeyen bir döşeme türüdür. Son zamanlarda okuduğum yazılarda yere halı konmasının da sakıncalı olduğunu öğrendim. Halı, toz ve mikroorganizmaların yuvası. Ayrıca halı ve halı türü malzemeler odadaki nemi de emdiği için alerjik bünyeli bebekler için nefes almayı güçleştirebiliyor. İdeal olan yıkanması veya silinmesi kolay olan (örneğin laminant, parke) döşeme türleri.

Yapılan araştırmalar metal malzemelerin manyetik alan ürettikleri için organizmayı olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuş. Bebeğin kendisini yorgun hissetmesine ve buna bağlı olarak uyku düzensizliklerine neden olabiliyormuş. Bu nedenle bebeğin odasında büyük metal mobilyalar bulundurulmaması doğru olacaktır.

Bebeğin odasındaki mobilyaların ağaçtan yapılmış olması sağlıklı bir seçimdir. Fakat toksik olmayan boyaların kullanıldığı mobilyaları tercih etmelisiniz. Mobilyalarda sivri çıkıntılar da olmamalıdır. Mobilyayı alırken boyutlarının bebeğe büyüdüğünde oyun alanı bırakacak şekilde olmasına dikkat etmelisiniz.

Odanın ışığı nasıl olmalı?

Öncelikle hava alan ve güneş ışığı giren bir oda olmalı.

Okuduğum bir yazıda (her ne kadar uygulaması zor olsa da) evdeki ışık kaynaklarının odanın tam ortasında bulunmaması, ışığın tavan veya duvarlar vasıtasıyla yansımaması gerektiği yazıyordu. Avizeden çıkan ışık çok kuvvetli olmamalı, avize ufak olmalı, beyaz veya sarı ışık seçilmeli. Gece için de az ışık veren gece lambaları tercih edilmeli.

Odanın renkleri nasıl olmalı?

Günümüzde çoğu bebek odasında kullanılan pastel renkler en ideal olanlarıdır. Mavi ve yeşil gibi soğuk renkler sakinleştirici bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda sinekleri de uzak tutar. Koyu renk boyalar odayı küçük gösterir. Açık renklerse odayı ferah kılar. Karbeyaz renk bebek odaları için tavsiye edilmiyor. Bu renk odaya rahatlatıcı olmayan bir hava vermekle beraber hastahane odası gibi bir izlenim de bırakabiliyor. Bebeğin odasında fildişi, buz rengi veya opak renkler rahatlıkla kullanılabilir. Kırmızı renk oldukça dikkat çekicidir. Bu nedenle bu rengi birkaç eşyada kullanarak odaya canlılık katabilirsiniz.

Dekorasyon

Oda Takımı (dolap, şifonyer, komidin, sandık, karyola, duvara monte raflar)

Yukarıda sayılan eşyalarla dört dörtlük bir oda takımı yapabilirsiniz. Fakat mobilyacılarda o kadar çok seçenek varki… Çok pratik mobilyalarla daha az yer kaplayarak oda takımınızı alabilirsiniz. Duvara monte raflar küçük odalar için çok ideal… Örneğin bazı dolaplar bebek küçükken oyuncak dolabı, büyüyünce de kitaplık olarak kullanılabiliniyor. Veya karyola üzerindeki komidinler kaldırılınca tek kişilik yatağa dönüşüyor ve siz bebeğiniz büyüdüğünde tekrar karyola almak zorunda kalmıyorsunuz… Hatta bazı yatakların sadece bir tarafında korkuluk oluyor. Diğer tarafı düz… Bu düz kısım korkuluklar artık kaldırılacağı zaman masa oluyor. Böylece bebeğiniz büyüdüğünde örneğin okul çağına geldiğinde ayrıca bir de bir masaya sahip oluveriyorsunuz. Bunun gibi ilerisi de düşünülmüş birçok mobilya seçeneği mobilyacılarda mevcut. Bebeğinizin odasına en uygun mobilya takımını alırken bu tip özellikleri de gözardı etmeyin derim…

gebelik.orgGenelde mobilya satan mağazalarda yatak örtüsü takımları da bulunmakta. Yatağınıza uygun ebatlarda alacağınız bir yatak örtüsü takımı odaya ayrı bir güzellik katacaktır. Bazı mağazarlarda yatak örtüsü takımı, yastık, abajur, avize gibi aksesuarlar duvar bordürleriyle aynı desende uygulanabiliyor.

pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 23:16

Karyola alırken dikkat edilmesi gereken husususlar:

  • Keskin, sivri kenarları olmamalıdır.
  • Yatağın kenarları (korkuluklar) bebeğiniz büyüdüğünde yataktan atlamayacak kadar yüksek (en az 60 cm.) olmalıdır.
  • Korkuluklardaki çubukların aralıkları, bebeğin kolu veya bacağının sıkışmaması için 2.5 cm’den dar, bacaklarını dışarı sarkıtmaması için 6 cm’den geniş olmamalıdır.
  • Korkulukları açan düzenek, bebeğin açamayacağı şekilde olmalıdır. Her iki uçtan aynı anda basılınca/çekilince aşağı inebilen düzenekler tercih edilmelidir.
  • Yatak karyolaya tam oturmalı, bebeğin kolunu ya da kafasını sıkıştırabileceği boşluklar olmamalıdır.
  • Karyolanın tabanı bebek büyüdükçe alçaltılabilmelidir.
  • Bazı karyolalarda, yatağın altına gelen kısımda 2 tane çekmece olur. Böyle çekmeceli modellerin çok büyük bir bölümünde karyola tabanı sabit olmakta ve bebek büyüdüğünde yatağı aşağıya indirmek mümkün olmamaktadır. Karyola seçiminde bunu da gözardı etmeyin.
  • Genç odası olabilen takımlarda, komidinler karyolanın ayak ucu kısmına monte edili durumdadır. Bu komidinlerin biri çekmeceli, diğeri de kimilerinde üstten açılır kapaklı kimilerinde bildiğimiz sağa veya sola açılır kapaklı şeklindedir. Kapaklı komidinin üstten açılan modellerini tercih etmeyin. Bebeğiniz ayağa kalkmaya başladığında o kapağı kolaylıkla açabilecek ve parmaklarını araya kıstırabilme tehlikesi oluşacaktır. Eğer kilitli modeller varsa en azından kilitli modelini tercih edin. Kapağı sağa veya sola açılabilen modellerde bu kısım genelde duvara geldiğinden o komidin verimli kullanılamadığı için üstten açma kapaklar çıkmıştır. Fakat bebeğinizin sağlığı için üstten açılır modelleri tercih etmemenizi öneririm.
  • Bazı modellerde karyolalar tekerlekli olmaktadır. Bu karyola altındaki zeminin temizliği için çok idealdir. Yatağın kayma tehlikesi yoktur. Yanlız tekerleklerin nasıl olduğuna iyice bakmanızı ve öyle almanızı öneririm. Bazı mobilyalarda kaliteli tekerlekler kullanılmıyor.

Bebeğinizin yatağı:

  • Yatak alırken bebeğinize uygun olmasına dikkat edin. Çok sert veya çok yumuşak yatak almayın. Fazla sert yatak bebeğinizin kaslarını yorar ve uyumaya geçişini zorlaştırır. En uygunu orta sertlikte (yarı ortopedik) bir yataktır. Yün veya pamuk yatak kullanmak doğru değildir. Ayrıca kullanılmış yataklar (örneğin bir başkasının çocuğundan kalma, yıllarca saklanan anne/babanın çocukluğundan kalma yataklar) da kesinlikle tercih edilmemelidir. Bu tip yataklar mikrop ve bakteri yuvasıdır.
  • Yatağın daha temiz kalması açısından yıkanabilir yatak koruyucu kullanabilirsiniz.
  • Serip, toplamada kolaylık olması açısından ve bebek yatarken toplanmaması için lastikli çarşafları tercih edin.
  • % 100 pamuklu kumaştan yapılmış çarşaflar kullanılmalıdır. Sentetik ürünler pek tercih edilmemelidir.
  • Yatağın kenarına koyacağınız kenarlıkların bağcıklarının 18 cm’den uzun olmamasına dikkat edin.

Yatak Oyuncakları:

  • Karyolaya monte edilen, bebeğin erişemeyeceği yükseklikte asılı dönen ve müzik çalan oyuncaklar oldukça dikkatini çekecektir.
  • Renkli bir kitap (karton olanlar) oldukça ilgisini çekebilir.
  • Parmaklıklardan sarkan ses çıkaran oyuncaklar da hoşuna gidebilir.

  

Genel Öneriler:

  • Bebeğinizin odasında derece mutlaka olmalıdır. Ayrıca rutubet ölçer de edinmeniz gerekir. İkisi bir arada olanlar da mevcut.
  • Bebeğinizin ağlama seslerini duyabilmek için odasına bebek telsizi koyabilirsiniz. Özellikle geceleri çok işinize yarayacaktır.
  • Bebek yorganı çok ağır olmamalıdır. Daha önceden kullanılmış yorganları tercih etmeyin. Ayrıca makinede yıkanabilir olması, temizlik açısından avantaj sağlar.
  • Bebeğinizin dolabına giysilerini asabileceğiniz bebek askılarından alın… Böylece kıyafetleri düzgün duracaktır.
  • Şifonyer çekmecelerinin içine , dolap raflarının üzerine veya duvara monte raflarınız varsa bunların üzerine koymak için yatak örtüsü takımına uygun örtüler alabilir veya diktirebilirsiniz.
  • Bebeğinizin odasını kışın havalandırmak sorun olabilir. Çünkü kış aylarında büyük şehirlerde hava kirliliği üst düzeylerde oluyor. Bu nedenle odasına hava temizleyici (filtre) alabilirsiniz. Odanın büyüklüğüne veya küçüklüğüne göre çeşitli ebatlarda satılmaktadır.
  • Bebeğinizin odasına koymak için oyuncak alırken özellikle uzun tüylü olanlarını tercih etmeyin.
  • Bebeğinizin odasına bir de saat koymayı unutmayın…
  • Eğer oda takımıya birlikte oyuncak sepeti veya kutusu almadıysanız bunu da ihmal etmeyin. Bebeğinizin oyuncaklarını koyabileceğiniz dekoratif bir kutu, sepet, sandık veya benzeri bir eşya odanın daha derli toplu görünmesini sağlar…
  • Eviniz kaloriferli ise özellikle kış aylarında odada nem oranı düşük olabilir. Tabiki evin konumunun da bunda rolü vardır. Eğer rutubet ölçen bir aletiniz yoksa bunu edinin. % 40’ın altındaysa nem oranı düşüktür. Yükseltmek için kalorifer üzerinde duran ve içine su konan bir filtre edinebilirsiniz. Veya yine kalorifere asılan sert plastikten yapılmış içine su konan daha basit suluk tipi bir eşyayı da tercih edebilirsiniz.
  • Eğer odanız müsaitse koyacağınız küçük bir fiskos masası ve bir koltuk (sallanan sandalye de olabilir) çok işinize yarayabilir. Özellikle emzirirken veya mama yedidirken biberon, mendil vs. koymak için fiskos masaları hem az yer kaplıyor hem de dekoratif duruyor.
  • Bebeğinizin odasına imkanınız neye elveriyorsa, küçük bir radyo, kasetçalar veya mini müzik setlerinden koyabilirsiniz. Emzirirken, mama yedirirken veya uyku saatlerinde dinleteceğiniz enstrumantal müzikler bebeğinizi çok rahatlatacaktır.

Sonuç olarak bebeğinizin odası sedece uyku saatlerini geçireceği değil oyun aktivitelerini de yapacağı bir odadır. O nedenle imkanlarınız dahilinde evin en geniş ve uygun odasını hazırlamanız, gereksiz lüks düzenlemelerden kaçınmanız en doğrusu olacaktır. Lüks düzenlemeden önce, rahat ve güvenli eşyalar almaya özen gösterin. Odanın içindeki aşırı eşya veya oyuncak yığını boğucu bir etki yaratacaktır. Sade ve ferah bir odada bebeğiniz daha rahat edecektir.

pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 23:20

 

 

GEBELİKTE CİLT DEĞİŞİLİKLERİ
 
Hangi kadında gebelikte ne gibi bir cilt değişikliği ortaya çıkacağını tahmin etmek zordur. Bazı anne adayları gebelik döneminde herhangi bir cilt sorunu yaşamazken, bazılarında cilt kuruluğu, karın çatlakları, kaşıntı, ciltte yağlanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı anne adaylarında da başta yüz olmak üzere vücudun heryerinde çok sayıda lekeler oluşabilir.

Gebelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu gebeliğe bağlı her tür değişiklikte olduğu gibi gebelik döneminde artan hormonlardır...

gebelik.org Melasma, Kloazma (Gebelik maskesi)

Yüzdeki pigment (cilt rengi) değişiklikleri sıklıkla yanaklar, alın, üst dudak, burun ve çenede düzensiz sınırlı kavheverengi lekeler şeklindedirler ve gebelik maskesi adını alırlar. %70-90 kadında görülen bu pigment artışı doğumdan sonra sıklıkla ortadan kalkar. Ender durumlarda pigment artışı adeta bir dövme yaptırılmış gibi cildin derin katmanlarındadır. Böyle durumların tedavisi bu konuda tecrübeli bir Cildiye uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

Yoğun bir ultraviyole ışık kaynağı olan güneşten uzak durmak ve güneşe çıkıldığı zamanlarda en az 15 faktörlü bir güneşlenme kremi kullanmak lekelenmelerin azaltılmasında oldukça etkilidir. Yazın bulutlu havalarda bile güneşin UV ışınlarının cilde etki gösterebileceği unutulmamalıdır.

Lekelenme olan bölgelerin makyajla kapatılmasında bir sakınca yoktur.

Gebelikte sivilceler

Gebelikte özellikle 8. haftadan itibaren değişen hormonal ortam bazı anne adaylarında önceden varolan sivilcelerin artmasına ya da ilk defa gebelik döneminde sivilcelerin ortaya çıkmasına neden olur. Ender durumlarda ise varolan sivilcelerde azalma görülür. Yüz cildi temiz ve kuru tutulmalıdır. Sivilceler kozmetik sorunlar yarattığında doktor önerisine göre topikal (bölgesel) ilaçlar kullanılabilir (dikkat: izotretinoin içerikli "sivilce ilaçlarının" doğumsal anomalilere neden olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden gebelik döneminde sivilceleriniz için ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız!).

Tırnak değişiklikleri

Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilirler ve gebelik döneminde artan hormonların etkisiyle tırnaklar yumuşayıp incelerek kolay kırılır hale gelebilirler. Tırnak cilası durumu daha da kötüleştirebilir. Bulaşık ve çamaşır yıkarken lastik eldiven kullanmak ve el ve tırnaklara nemlendirici losyon sürmek çoğu durumda faydalı olur.

gebelik.org Linea Nigra

Linea nigra latincede siyah çizgi anlamına gelir. Linea nigra kadınların çoğunda göbek deliği ile kasıkların tam ortasında yer alan pubis bileşkesi (her iki pubis kemiğinin orta hatta birleştiği bölge) arasında yeralan linea alba (=beyaz çizgi) adlı anatomik yapının koyulaşmasıyla ortaya çıkan ince bir çizgidir. Gebelikten sonra çoğunlukla kaybolur.

gebelik.org Avuçiçinde kızarıklık

Latincede palmar eritem adı verilen bu durum, gebelik dışındaki bir dönemde ortaya çıktığında bir karaciğer hastalığını düşündürmesine karşın, gebelik döneminde fizyolojik olarak ortaya çıkabilir. Avuçiçlerinde ve nadiren de ayak tabanlarında kızarıklık ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkar. Palmar eritemin de diğer çoğu cilt değişikliğinde olduğu gibi gebeliğe bağlı olarak kandaki östrojenin artması nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Kaşıntı şiddetli olduğunda nemlendirici kremler faydalı olabilir. Nemlendiricilere cevap vermeyen kaşıntılarda ise doktor önerisine göre bazı ilaçlar kullanılabilir.
gebelik.org Ciltte örümcek tarzında damarlanmalar

Bu tür oluşumlar sıklıkla yüzde ve boyunda, bazen de karın cildinde ortaya çıkarlar. Merkezde bir damar ve bu damardan etrafa adeta bir örümceğin ayakları gibi ışınsal olarak yayılan kılcal damarlanmalar şeklindedirler. Gebelik dışı bir dönemde ortaya çıktıklarında bir karaciğer hastalığını düşündürmelerine karşın, gebelikte artan östrojenin etkisine bağlı fizyolojik olarak ortaya çıkabilirler.

Gebelikten sonra genellikle kısa sürede kaybolurlar. Bir şikayete yolaçmadıklarından tedavi gereksizdir.


gebelik.org Çatlaklar

Gebelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan değişikliklerdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Gebelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar.

Çatlaklar çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler.
Bazı anne adaylarında gebelik döneminde oldukça fazla kilo alınmasına karşın çatlak oluşmamakta, bazılarında ise gebeliğin erken dönemlerinden itibaren çatlaklar ortaya çıkmaktadır. Yine bazı anne adaylarında gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren "çatlak kremleri" kullanmalarına rağmen yaygın çatlaklar oluşabilmekte, bazılarında ise hiç bir "koruyucu önlem" almamalarına rağmen hiç bir çatlak oluşmamaktadır. Bu nedenle çatlakların kalıtımsal özelliklerle çok yakın bir ilişkisi olduğu düşünülmektedir.

Çatlakları tümüyle önlemek mümkün olmamakla beraber alınan bazı önlemlerle çatlakların kalıcı kozmetik sorunlar yaratması önlenebilir. Piyasada bulunan "çatlak kremlerinin" tümünün ortak özelliği cildi nemlendirmeleri ve esnemesine yardımcı olmalarıdır. Bu özellikleriyle "çatlak kremleri" çatlakların beraberinde getirdiği kaşıntının da dinmesine yardımcı olurlar. Anne adaylarının bir kısmı ise çoğunlukla yüksek fiyatlı bu "çatlak kremlerinin" yerine badem yağı kullanmayı tercih etmekte ve bu maddenin ciltlerinin nemli kalmasına ve kaşıntı şikayetinin ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu belirtmektedirler.

Son zamanlarda moda olan "aromaterapi" adı verilen tedavi yönteminde kullanılan yağlardan gebelikte kaçınılmalıdır. Bu yağlar her ne kadar bitkisel kökenli olsalar da, ilaçların da çoğunun bitkisel kökenli olduğu unutulmamalıdır.

Son olarak da sıvı alımının öneminden burada da bahsedilmelidir: Vücuda giren su miktarı yetersiz olduğunda cildin elastikiyeti azalır ve çatlaklar daha kolay oluşur. Aksine, sıvı miktarı yeterli bir cilt, tonusunu daha iyi korur ve gerilmeye karşı daha dayanıklı hale gelir.

gebelik.org Benler

gebelikte ilk kez ortaya çıkan benler, ya da sayıca artan benler genelde kanser belirtisi değildir. Gebelik döneminde her ne kadar melanom (cilt kanseri) sıklığı çok düşük olsa da, hızlı büyüme gösteren benlerin bir cildiye uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda vardır.

Memeuçlarında ve diğer bölgelerde koyulaşma

Anne adaylarının %70-90'ında memeuçlarında cilt rengi az ya da çok koyulaşır. Artan östrojen seviyelerine bağlı olduğu düşünülen bu durum özellikle esmer tenli olan anne adaylarında daha belirgindir.

Ciltte koyulaşma özellikle meme uçlarının çevresindeki koyu bölgede, vulva ve anüs arası bölgede (perine) ve göbek etrafında belirgindir. Koltukaltları ve bacakların iç kısmında da koyulaşma ortaya çıkabilir.

Yukarıda bahsedilen linea nigra ve gebelik maskesi bölgesel koyulaşmanın diğer örnekleridir.

Saç dökülmesi

Özellikle doğumdan sonraki günlerde hızlı bir şekilde saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Telogen affluvium adı verilen bu durum, kılların büyüme fazlarının hormonal seviyelerin artması sonucunda değişmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Tedavi gerektiren bir durum değildir. 3-6 ay sonra kendiliğinden düzelir.

Hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?

Yukarıda bahsedilen cilt değişiklikleri fizyolojik cilt değişiklikleridir. Ancak bazı cilt değişiklikleri kendini başka belirtiler ve bulgularla belli eder ve mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirir.

Doktora başvurulmasını gerektiren cilt değişiklikleri şunlardır:

ciltte yaygın kaşıntı: karın cildinde ve çatlayan cilt bölgelerinde kaşıntı normal olmakla beraber bazı anne adaylarında gebelik hormonlarının etkisiyle yaygın vücut kaşıntıları ortaya çıkabilir. Çoğu durumda selim tabiatlı olan bu kaşıntılar, altta yatan muhtemel bir karaciğer safra kanalları patolojisinin ortaya çıkarılması için doktora başvurulmasını gerektirir.

ciltte yaygın döküntüler: allerjik kökenli ya da enfeksiyona bağlı olabilir. Mutlaka doktor kontrolü gerektirirler.



Duzenleyen ROSEE - 12-Mart-2008 Saat 01:42
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 11-Mart-2008 Saat 23:24
Banyo ve duş

Gebelikte hormonların etkisiyle anne adayları daha çok terlerler. Bu nedenle de özellikle yaz aylarında günde birkaç kez duş alma ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Gebelikte günlük yıkanma sayısında bir kısıtlama yoktur, ancak bazı noktalara dikkat edilmelidir:

Gebelikte banyo yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri küvetli banyo kullanılıyorsa, küvete girip çıkarken kaymamak için gerekli önlemleri almaktır. Gebelikte bedeninizin ağırlık merkezi değiştiğinden ve yine ani kalkmalarda tansiyonunuz düşmeye eğilimli olduğundan küvete girerken ve küvetten dışarı çıkarken bu noktaya özellikle dikkat etmelisiniz. Küvetin içine ve girişine kaymayı önleyen plastik halılar eklemek iyi bir çözümdür. Özellikle üçüncü trimesterde küvete girerken ve çıkarken eşinizin yardımcı olması gerekebilir.

Gebeliğinizi takipeden doktor aksini önermedikçe küvet banyosu yapmanızda bir sakınca yoktur.

Banyo suyunuzun sıcaklığının çok yüksek olmamasına dikkat etmelisiniz.

Vajinal hijyen

Gebelikte artan hormonlara bağlı olarak vajinal salgılarda artış söz konusudur. Vajinit düşündüren bir akıntı söz konusu olmadığı sürece günlük ped kullanmak dışında yapmanız gereken birşey yoktur. Vajinal duş uygulamaları gebelikte önerilmez.

Meme bakımı

Gebelik döneminde artan hormonların etkisiyle memelerinizde büyüme olduğunu farkedeceksiniz. Bu büyümenin sizde ağrı gibi belirtiler uyandırma olasılığını en aza indirmek için memelerinizi alttan iyi destekleyecek sütyenler kullanın. Özellikle ikinci trimesterden itibaren gebelik öncesi dönemde kullandığınız sütyeninizi değiştirmeniz gerekebilir. Memelerinizi alttan iyi destekleyecek, büyüklüklerine uyan, memeuçlarına sürtünme yapmayan bir sütyen seçmelisiniz.

Gebeliğinizin ikinci yarısından itibaren memelerinizden berrak-sarı renkli kolostrum adı verilen sütün geldiğini gözlemleyebilirsiniz. Bu durum memelerinizin bebeğinizi emzirmeye hazırlık yapmaya başladığının bir işaretidir ve normal kabul edilir. Kolostrum memeuçlarınızda kuruduğunda bunu temizlemek için asla alkol veya sabun kullanmayın. Bu maddeler memeuçlarınızı tahriş edebilir. Ilık suyla ıslatılmış bir bezle temizlik yapmanız daha uygundur ve yeterlidir. Kolostrum akışı sizi rahatsız edecek kadar fazlaysa ped kullanabilirsiniz ancak bu pedi ıslandıkça değiştirmelisiniz.



Duzenleyen mystical - 12-Mart-2008 Saat 05:53
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 12-Mart-2008 Saat 14:25

GİRİŞ

Gebelik ve doğum esnasında vücut yaklaşık 9-12 kilo olmaktadır. Aşırı bir ağırlık artışı ise hem annede hem de bebekte istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu yüzden doğuma psikolojik açıdan olduğu gibi fiziksel açıdan da hazırlanılmalıdır.

Gebelik süresince yapılacak egzersizler doğumdan sonra tekrar normal kilonuza dönmenizde kolaylık sağlar.

Gebelikte egzersizlere 5. ya da 6. ayda başlanmalıdır. Ancak doktorunuz uygun görürse 4. ayda da bu egzersizlere başlayabilirsiniz.

Gevşeme egzersizlerinin hem gebelik hem de doğum sırasında yararlan vardır: gebelik esnasında plasentaya giden kan akımını artırır, doğumda stresi ortadan kaldırıp ağrılarla başedebilmenizi sağlar.

Egzersizler her gün yapılmalı, yavaştan başlanılarak, günde en az 20 dakikaya çıkacak şekilde artırılmalıdır.

Gebelikte egzersizlerin amacı çoğu kez yanlış yorumlandığı gibi "ağrısız doğum" değil, "korkusuz doğum" sağlamaktır.

Bütün bu hareketler, hamlaşmış adaleleri harekete geçirir. Gebelikte egzersiz, gebe kadının doğumunu etkileyen, rahat ve derin soğuk almasını sağlayan kalça, karın ve bacaklarını sarmış kas gruplarını yönetebilmesini amaç edinmiştir.

  • Gebelikte egzersiz doğumu kısaltıp kolaylaştırdığı gibi, bebeğin sağlığı için de yararlıdır.
  • Doğum sancılarını küçümsenmeyecek biçimde azaltır
  • Sağlığa olduğu kadar güzelliğe de hizmet eder. Kan dolaşımını düzenleyerek cildin beslenmesini sağlar, duruşu düzeltir, vücudunuzu tanımanızı öğretir ve dolayısıyla korkuyu kaldırarak, insanın kendine güvenini sağlar.

EGZERSİZ SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR.

  • Egzersizleri yorucu bir duruma getirmeyiniz. Amacımız sizi yormak değil, tersine, canlanmanızı sağlamaktır.
  • Bu iş için iyi havalandırılmış, sıcak bir odaya, kendinizi kontrol edebileceğiniz büyükçe bir aynaya, altınıza sereceğiniz temiz bir örtüye ve de tabureye ihtiyacınız olacaktır. Üzerinizde sözgelişi ince bir sutyenle külot veya ince bir pijama gibi çok hafif çamaşırlar olmalıdır.
  • Egzersize başlamadan önce idrarınızı yapınız.
  • Egzersiz saatinizi, kapı zil ya da telefon vb. şeylerle rahatsız edilmeyeceğiniz bir zamana rastlatın. Egzersizden sonra dinlenmenize ise gerek yoktur.
  • Düzenli ve sistemli bir şekilde çalışmanız çok önemlidir. İlk zamanlar her hareketi 2-3 defa ve 5-10 dakikalık süreyle, sonraları günde 15-20 dakikaya kadar olmak üzere yapınız. Egzersize birkaç gün ara verdikten sonra bu kaybı karşılamak için bir saat bile çalışsanız, bir şey elde edemezsiniz.
  • Çalışan ve işlerin çokluğundan ötürü bu gibi işlere vakit ayıramadıklarını söyleyen anneler, çalışma sırasında, büroya giderken ve hatta dinlenirken de aşağıda gösterilen hareketlerden birçoğunu yapabilirler.
  • Herhangi bir ağrı anında hemen egzersizi bırakın
  • Gebeliğin özellikle son döneminde kesinlikle sırtüstü düz yatmayın.

GEBELİK EGZERSİZLERİNE BAŞLARKEN

Bu özel egzersizlerde ilk öğrenmeniz gereken temel duruş:

  • baş dimdik tutulacak
  • boyun gergin
  • omuzlar düz
  • sırtınız eğilmesin
  • karnınızı gerin
  • dizlerinizi bükmeyin
  • ayaklarınız paralel dursun

KALÇA KASLARINI GÜÇLENDİRİCİ EGZERSİZLER

1

  1. Sırtınızı biraz geri verin ve karnınızı dışarı çıkarın. Sonra kaslarınızı gererek kalçanızı doğrultun. Bu sırada karın kasları da olabildiğince gergin tutulmalıdır.
  2. Kalçalarınızı bir sağ, bir sol olmak üzere yukarı doğru çekin, bu arada belden yukarınızın dümdüz kalmasına dikkat edin.
  3. Bir ayağınızı yana doğru kaldırarak daireler çevirin. Sonra öteki ayağınıza geçerek bir kaç defa aynı hareketi tekrarlayın. Bunda da dikkat edeceğiniz nokta, vücudunuzun üst kısmının hareketsiz kalmasıdır.
  4. Bir ayağınızı öne doğru kaldlrabildiğiniz kadar kaldırın, sonra arkaya doğru sallayın. Sallama sırasında bacaklar bükülmelidir. Öbür bacakla da hareketi tekrarlayın.
 

2

  1. El ve dizlerinizin üzerinde, emekler gibi durun. Bu duruş dizlerle yapılacak çalışmaların temel duruşudur: Sırt düzgün, kollar ve bacaklar hafif açılmış, eller ve bacakların alt kısmı paralel durumda. Bu duruşu öğrendikten sonra kalçalarınızı kuvvetlendirmek için aşağıdaki hareketleri yapabilirsiniz.
  1. 1 No.lu resimde gösterilen duruşa geçin, sonra sırtınızı kedi gibi yuvarlayarak başınızı aşağı eğin.
  1. Yukarıdaki hareketten sonra oturuncaya kadar kalçanızı aşağı indirin. Bu arada dizlerinizi de biraz yanlara doğru açın.
  1. l No.lu resimde gösterilen temel duruşa geçin, sonra karnınızı aşağı doğru sarkıtın.
  1. 4 No.lu hareketten hemen sonra kalça kaslarınızı o şekilde gerin ki, sırıtınız yeniden düzgün bir duruma gelsin. Bu arada karın kaslarınızı da gerin.
  1. l No.lu resimde gösterilen temel duruşa geçin. Sağ kolunuzu ve sol ayağınızı dümdüz uzatıp (aynada kontrol ederek) yavaş yavaş yine eski duruma getirin. Aynı hareketi bu kere de öbür kol ve bacağınızla tekrar edin.

Bu hareketlerle karın kaslarınız güçlenip sırtınız daha esnek olacaktır.

3

  1. Bir tabure alın, aranıza bir taburelik uzaklık bıraktıktan sonra önünüze koyun. Bir ayağınızı taburenin kenarına dayayın, öbür ayağınızı yere basın ve ayağınızın ucunu hafifçe dışa doğru çevirin. Bu arada ağırlığınızı yavaş yavaş yerde duran, ayağınızdan tabureye dayalı olana verin ve öne doğru yaylanın. Sonra ağırlığınızı yine yere basan ayağınıza vererek aynı hareketi ayak değiştirerek tekrarlayın.

  1. Bu hareketten (No.l'deki) sonra vücudunuzun üst kısmını öne doğru eğin. Öyle ki, vücudunuzun üst kısmı tabureye koymuş olduğunuz bacağınızın üst kısmına dayansın. Aynı şeyi öteki bacakla da tekrarlayın.
  1. Taburenin üstüne oturun. Vücudunuzun üst kısmını dik tutarak bir bacağınızı yavaş yavaş yere paralel oluncaya kadar kaldırın. Yeniden indirerek hareketi öbür bacağınızla tekrarlayın. Bu arada, uzatmış olduğunuz bacağınızın ucu ile daireler çizin.
  1. Dik olarak oturup bir bacağınızı taburenin üzerine dayayın. Bu bacağı çabucak ötekiyle değiştirirken vücudunuzun üst kısmını hareketsiz tutun.
  2. Taburenin üstündeki bacağınızı hafifçe dışarı doğru kırın. Bu hareketi 2-3 kere tekrarlayıp diğer bacağınızla devam edin.

Yere uzanıp her iki kolunuzu omuz çizgisinde yanlara açın. Bir dizinizi kendinize doğru çekerek sağa sola hareket ettirin. Vücudunuzun öbür kısımları hareketsiz kalsın. Hareketi öteki dizinizle tekrarlayın.

Aynı şekilde yere uzanıp bu kez her iki dizinizi de kendinize doğru çekerek sağa ve sola hareket ettirin. Bu egzersizleri yaparken belden yukarınız ve başınız hareketsiz kalsın.

4

  1. Dizleriniz ve ellerinizle odanın içinde emekleyin. Bu arada sırtınızı düzgün tutun.
  1. Yine elleriniz ve dizleriniz üzerinde durun. Sağ elinize dayanarak sol kolunuzu kaldırırken derin soluk alın. Hareketi öbür el ve kolunuzla tekrarlayın.
  1. Elleriniz ve dizleriniz üzerinde durun. Bir kolunuza yaslanarak yaylanın. Bu arada soluk verin. Hareketi öbür kolunuzla da tekrarlayın.

5

Sırtınız dik duracak biçimde oturun, ayak tabanlarınızı birbirine dayayın ve topuklarınızı kendinize doğru çekin, Ayak bileklerinizi tutarak dirseklerinizle uyluklarınıza bastırın. 20 saniye bu şekilde durun, Bunu birkaç kez tekrarlayın.

6

Bacaklarınız hafif ayrık ve yüzünüz sandalyeye dönük durun. Sırtınızı dik tutarak bacaklarınızı açın ve sandalyeden destek alarak çömelin. Rahat durabildiğniz sürece bu durumda kalın. Ayaklarınızı yere düz basmakta güçlük çekiyorsanız, topuklarınızın altına battaniye yerleştirebilirsiniz. Ayağa kalkarken başınız dönebilir bu nedenle yavaş kalkın

7

Sırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. Şimdi idrar yaparken birden idrarınızı tutar gibi kalça kaslarınızı sıkın, bunu dura dura tekrarlayın. Daha sonra bir süre kasılı tutun ve yavaş yavaş bırakın. Bu egzersizi günlük işlerinizi yaparken uygulayabilirsiniz.

Egzersizlerin uygulanması sayesinde kalça kasları güçlendirilerek idrar kaçırma gibi istenmeyen şikayetler önlenebilir, ve doğumda bacaklarınızı yanlara doğru açabilmeniz kolaylaşır.

pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 13-Mart-2008 Saat 19:36
Gebelikte biz jinekologların en sık olarak karşılaştıkları sorulardan birisi de saç boyatmanın gebelikte bebeğe zarar verip vermeyeceği sorusudur. Bu konuda doktorlar arasındaki değişik görüş ayrılıkları mevcuttur.

 

Bazı hekimler saç boyatmanın gebeliğin ilk üç ayında olmaması ve daha sonra olabileceği yönünde görüş bildirirken diğer bir başka grup ise dip boya yapımının zararlı olabileceğini savunmaktadır.


Boya maddesi olarak piyasada çok sayıda ürün bulunmaktadır. Yine bazı doktorlar hastalarına bitkisel özlü saç boylarını kullanmalarını önermektedirler.  Ancak bu ürünlerin içerikleri incelendiğinde, tıpkı kimyasal boyalarda olduğu gibi pek çok katkı maddesinden oluşmaktadır. 

Klinik çalışmalara göre; gebelik süresince saç boyatmanın zararlı olabileceğine yönelik herhangi bir veri yoktur.

Ayrıca saç boyalarındaki kimyasal maddelerin hemen hepsinin yüksek düzeyde toksik (zehirli) olmadığı bilinmektedir.  Diğer taraftan saç boyası yapıldıktan sonra kana geçen miktar son derece düşüktür. 

Konu hakkında dünyadaki en saygın kurumlardan birisi olan ve üreme sistemi üzerindeki potansiyel riskleri inceleyen Amerikan Teratoloji Enformasyon Servisi, "eldeki veriler sınırlı olmasına rağmen çok büyük bir olasılıkla hamilelikte saç boyatmak güvenlidir" şeklinde görüş bildirmektedir.

Benzer şekilde Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Derneği (ACOG) da hamilelikte saç boyatma ve permanın sakıncalı olmadığını bültenlerinde duyurmuştur.

Tüm bu bilgiler ışığında gebelikte saç boyatılmasının şu ana kadar bilinen herhangi bir sakıncası bulunmamakla birlikte fetusun oluşum dönemini kapsayan ilk üç ay içinde bu işlemden kaçınma (veya en azından dip boya yaptırmama) yönünde bir tedbir alınabilir.

Gebelik kişilerin psikolojik durumlarını da yakından ilgilendiren bir süreç olduğu için biz gebelerin kendilerine bakmalarını, saçlarını diledikleri şekilde boyatıp makyajlarını gönül rahatlığı ile yapmalarını kendilerine önermekteyiz.

pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 14-Mart-2008 Saat 17:18
GEBELİK VE DİŞ SAĞLIĞI / SIK SORULAN SORULAR
Yazan: Dr. Cem Över

Dişeti Hastalıkları Uzmanı Dr. Cem Över hakkında:  
Dr.%20Cem%20Över1960 yılında doğdu. 1986 yılında Istanbul Üniversitesi dişhekimliği Fakültesinden mezun oldu. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Periodontoloji (Dişeti hastalıkları ve cerrahisi) Anabilim Dalında doktora yaptı. Aynı tarihten itibaren muayenehane dişhekimi olarak çalışmaktadır.
Tel: 0212 / 288 54 75

Soru: Gebelik süresince dişhekimine gitmeme gerek varmı, varsa hangi aralıklarla gitmeliyim?
gebelik.orgGebelik boyunca diş ve dişetlerini her üç aylık dönemde 1 kez kontrol ettirmelisiniz.

Soru: Diş bakımı yaptırmazsam ben ve bebeğim herhangi bir zarar görebilir mi?

gebelik.orgRutin kontrolleri yaptırmadığınız takdirde çeşitli riskler ortaya çıkabilir. Örneğin; herhangi bir tıbbi bakıma alınmamış derin çürükler tüm vücuda yayılabilecek enfeksiyon kaynağı olarak hem sizi hem de bebeğinizi büyük bir tehlike içine atabilir.

Soru:Gebelik döneminde diş tedavileri için en ideal dönem hangisidir?

gebelik.orgGebelerde bu dönem 2. trimester yani 3-6aylar arasıdır. İlk trimesterde mümkün olduğunca röntgen çektirmekten kaçınmalı ve zorunlu kalmadıkça tedavi yapılmamalıdır. Aynı durum, 3. trimester için de geçerlidir. Özellikle 3. trimesterdeki hastalar uzun süre sırtüstü yatar pozisyonda bırakılmamalıdır.

Kural şudur: gebelerde uzun ve komplike işlemleri doğum sonrasına bırakmak daha doğrudur.

Soru: Hamilelik döneminde diş filmi çektirebilirmiyim?

gebelik.orgGerekmedikçe diş sorunları için röntgen çektirmekten kaçınılmalıdır. Eğer gerekliyse kurşun önlük giyilerek alınmalıdır.

Soru: Gebelikte yapılan çürük diş tedavileri için kullanılan lokal anesteziklerin bebek üzerine zararlı etkileri varmıdır?

gebelik.orgGebelik sırasında diş hekimine başvurduğunuzda size özel bir dikkat göstermelidir. Genel anestezik madde kullanıldığında bebeğin oksijen desteğini azaltmadığından emin olmak gereklidir. Gebelerde Lidocaine(xylocaine), Prilocaine(citanest), Etidocaine kullanılması önerilir.

Soru: Gebelikte diş ve dişeti enfeksiyonlarına bağlı olarak kullanılan ilaçların sakıncası varmıdır?

gebelik.orgİlaçların fetüse en zararlı olabileceği dönem gebeliğin 2. haftasından 12. haftasına kadar geçen dönemdir. Annenin bu dönemde aldığı ilaçlar teratojenik etkide ise fötal anomalilere, 12. haftadan sonra ise malformasyonlara neden olmasalar bile morfolojik değişikliklere neden olabilirler.

Bu dönemde, fetüse zararlı olduğu bilinen veya bu konudaki etkileri henüz bilinmeyen aşağıdaki bazı ilaç grupları kullanılmazlar. Aspirin ve ibuprofen gebeliğin 3. trimesterinde kullanılmazlar, sadece parasetamol alınabilir.Tetrasiklin ve streptomisin tüm gebelik boyunca alınmamalıdır. Bu ilaçların yanında aminoglükozidler, kloromfenikol gebeliğin son dönemlerinde ise sülfanamidler kullanılmamalıdır.

Soru: Diş fırçalama esnasında dişetlerimin kanaması beni  çok endişelendiriyor nedenini merak ediyorum.

gebelik.orgGebeliğin ikinci ayından itibaren artan östrojen ve progesteron seviyesi nedeniyle dişetleri iltihaplanır ve kolayca kanar hale gelir. Bu durum sekizinci ayda da yoğun şekilde görülür. Diş plağı gibi lokal irritasyonlar nedeniyle olay şiddetlenir. Bu tip kanamalara gebelerin yaklaşık % 30'unda rastlanır. İyi bir ağız bakımı ve C vitamini takviyesi ile rahatsızlık hafif bir şekilde atlatılabilir.

Soru: Dişetlerimde gittikçe büyüyen ve fırçaladıkça kanayan kitlenin ne olduğunu merak ediyorum.

gebelik.orgGebelik tümörü olarak bilinen granüloma gravidarum genellikle gebeliğin 3.-4. ayında başlar ve gebelik boyunca devam eder. Gebeliğin başlıbaşına tümöral bir teşekkül meydana getirmesi düşünülemez. Ancak gebeliğin daha önce mevcut olan ve lokal irritasyonlar sebebiyle gelişen basit bir gingivitisin tümöral bir karakter kazanmasına yardımcı olabileceği düşünülebilir.

Gebelikte hormonal aktivitede meydana gelen fazlalık nedeniyle dokularda direnç azalmıştır. Böylece enfeksiyonlara çok müsait bir zemin meydana gelmiştir. Genellikle ağız hijyenine dikkat etmeyenlerde daha sık görülen bu patalojik kitle gebelik boyunca süratle büyümeye devam eder. Bu kitleler genellikle doğumdan sonra kaybolur. Eğer kaybolmuyorsa ve sizi rahatsız ediyorsa ufak bir cerrahi müdahale ile alınabilir.

Soru:Gebelik boyunca tükürük miktarında beni rahatsız eden bir artış var nedeni ne olabilir?

gebelik.orgGenelde gebeliğin erken dönemlerinde başlayan ve 3. ayın sonlarına doğru düzelen bu olay bazen doğuma kadar devam edebilir.Tükürük miktarı çoğu zaman günde 1lt. hatta daha fazlasına ulaşabilir.Bu durum hiç durmadan yutkunmak ve tükürmek zorunda kalan gebeyi rahatsız edebilir. Ancak zararsızdır.

Sabah bulantıları olan gebelerde ise diğerlerine oranla daha sık görülür ve bulantıların şiddetlenmesine neden olabilir. Bu problemin kesin bir tedavisi olmamakla birlikte mentollü diş macunu ile fırçalama, ağızı çalkalamak ya da sakız çiğnemek yararlı olabilir. Çok ileri durumlarda kadın-doğum uzmanının yazacağı antihistaminik grubu ilaçlar yararlı olabilir

Soru: Zaman zaman ağız kuruluğu yaşıyorum neden olabilir?

gebelik.orgBazı gebelerde görülen ağız kuruluğunun nedeni belli olmamakla beraber hormonal değişime bağlı olduğu düşünülmektedir. Korkulacak bir durum sözkonusu değildir. Su ve şekersiz içecekler belirtileri hafifletebilir. Şekersiz ve naneli sakızların kullanımı tavsiye edilebilir.

Soru: Sık bulantısı ve kusması olan gebelerde dişlerde aşınma olabileceği doğrumudur?  

gebelik.orgGebelerde mide içeriğinin yemek borusundan yukarıya doğru kaçması nedeniyle ağıza gelen mide asidi dişlerde erozyon (aşınma) geliştirebilir. En iyi tedavi, gastrik içeriklerin yani asitlerin dişler üzerinde kalmaması için ağız tercihan sodyumbikarbonat ile çalkalanarak asidin tamponlanmasıdır.

Eğer kusmadan hemen sonra fırçalama yapılırsa dişlerdeki erozyon dahada artacaktır.

pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
belma Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 03-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 12468
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti belma Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 14-Mart-2008 Saat 22:29
Hamilelikte gaz sorunu neden artar?

Hamile kadınların çoğu hamileliğin belli bir noktasında gaz ve şişkinlik sorunu yaşar. Gaz ise karın ağrısına veya rahatsızlık hissine yol açabilir. Ayrıca gaz çıkarma veya geğirme ihtiyacı hamile kadınların zor anlar yaşamasına neden olabilir. Hamilelikte gaz sorunu neden artar? Önlemek için neler yapabilirsiniz? Ne zaman doktora başvurmanız gerekir?

Hamilelikte gaz sorunu neden artar?
Hamilelikte hormonlar sindirim borusunun gevşemesine neden olur. Bu da sindirimi yavaşlatarak gaz birikmesine yol açabilir. Gaz birikmesi ise özellikle fazla yemek yendiği zaman, şişkinlik, geğirme, gaz çıkarma, karında rahatsızlık ve ağrılara neden olabilir.

Bazı yiyecekler gaz sorununu daha da kötüleştirir. Ancak bu yiyecekler kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde doğal olarak daha fazla gaz oluşur. Bazı kişilerde de, başkalarında gaz yapmayan yiyecekler gaz şikayeti yaratır.

Genel olarak nişastalı bazı yiyecekler (makarna ve patates gibi), liften zengin bazı yiyecekler (yulaf kepeği ve baklagiller gibi) ve bazı şekerleri içeren yiyecekler (lahana ve karnabahar gibi) çoğu kişide gaz yapar. Süt ürünlerini sindirmekte zorluk çeken kadınlar hamilelik sırasında bu yiyecekleri tükettiklerinde şişkinlik ve gaz sorununu daha fazla yaşayabilirler.

Ne yapabilirsiniz?
Aşağıdaki öneriler aşırı gaz sorunu yaşamanızı önlemekte yardımcı olabilir:

Yuttuğunuz hava miktarını azaltın. Gün içinde birkaç ana öğün yerine sık sık ve azar azar yemek yiyin. Yerken acele etmeyin. Yemeğinizi iyice çiğneyin ve yerken konuşmayın. Şişeden veya pipet ile içmekten kaçının. Sakız çiğnemeyin.

Sizde gaz yapan yiyecekleri belirleyin. Soruna yol açan yiyecekleri belirlemek için yediklerinizi bir yere not edin. Dengeli beslenmeyi aksatmadan sizde sorun yapacak yiyeceklerden uzak durmaya gayret edin. Kızartmalar ve yağlı yiyecekler uzak durun.

Herhangi bir ilaç ya da bitkisel ürün kullanmadan önce doktorunuza danışın. Bazı ürünler ve bitkiler hamilelikte zararlı olabilir.

Ne zaman doktora başvurmalısınız?
Beslenmenizde değişiklik yapmanıza rağmen sorununuz devam ediyorsa, doktorunuzla görüşün.

Aşağıdaki durumlarda ise derhal doktorunuza başvurun:

Gaz sancısı doğum sancısına benziyorsa (her 5-10 dakikada bir düzenli olarak gelip gidiyorsa)

Gaz sancısına ilave olarak dışkıda kan, aşırı ishal veya bulantı ve kusmada artış varsa


Duzenleyen mystical - 03-Mayis-2008 Saat 03:34
Basa don
belma Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 03-Haziran-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 12468
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti belma Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 14-Mart-2008 Saat 22:40
Gebelikte yapay tatlandırıcı kullanılır mı?

Günümüzde pek çok yapay tatlandırıcının içinde aspartam adı verilen bir madde bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda aspartamın doğum defektlerine neden olduğu gösterilememiştir. Bu nedenle hamilelikte aspartam kullanımı güvenli olarak kabul edilir.
Aspartam fenilalenin ve aspartik asit adı verilen iki amino asitten oluşmaktadır. Aminoasitler proteinlerin yapı taşlarıdır. Aspartam vücutta sindirildiğinde matanol adı verilen bir tür alkol ortaya çıkar. İlk başlarda bu konuda endişeler olsa da araştırmalar sonucu bu kadar düşük düzeyde metanolin gelişmekte olan bebeğe zarar vermediği sonucuna varılmıştır.
Yapay tatlandırıcıların öncülerinden olan sakarin ise günümüzde artık çok daha az kullanılmaktadır. Sakarinin doğum defektlerini arttırdığına dair bir bulgu olmamakla birlikte hem annede hem de bebekte mesane kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Anne adayı sakarin aldığında bu sakarin plasenta yoluyla bebeğinin de kan dolaşımına geçmektedir. Bebek sakarini anne adayından çok daha yavaş yıkmaktadır. Anne adayı fazla miktarda sakarin tükettiğinde bu sakarin bebeğin mesanesinde daha uzun süre kalacağından mesane kanseri riskini arttırabilir. Bu nedenle gebelikte sakarin kullanımı önerilmez.


Duzenleyen mystical - 03-Mayis-2008 Saat 03:33
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Mart-2008 Saat 20:37
Gribe yakalanmak bebeği etkiler mi?
Grip veya soğuk algınlığının belirtileri sizi rahatsız etse de genellikle bebeğe zarar vermez.

Gebelikteki bağışıklık (immün) sisteminizdeki değişiklikler nedeniyle gebelik sırasında soğuk algınlığı belirtileri daha uzun sürebilir.

Ailenizde veya yanınızda çalışan kişilerde soğuk algınlığı varsa, ellerinizi sık sık yıkayın ve onlardan uzak durun. Çünkü bu mikroplar kolaylıkla hasta kişiye temas etmeyle bulaşır.

Gebelikte soğuk algınlığı ve griple başetmenin en iyi yolu, ilaç almadan kendinize en iyi şekilde bakmaktır. Bol dinlenme ve fazla sıvı alma ile şikayetleri azaltabilirsiniz.

Ayrıca;
Odanızı devamlı nemlendirin, bunu bir miktar su kaynatıp buharının odanızda dağılmasını sağlayarak yapabilirsiniz.
Ateşinizin olması durumunda ise hafif ılık banyolar sizi rahatlatacaktır.
İştahınız soğuk algınlığından etkilenmiş olsa bile, yemenize dikkat edin. Özellikle az az ve de sık sık yiyin.
Sıvı tüketimini arttırın. Bazı bitkisel çayları (adaçayı, ıhlamur, papatya gibi) ılık olarak içilebilirsiniz.

Tüm önlemlere rağmen şikayetleriniz artıyorsa doktorunuzu gecikmeden arayınız. Daha ciddi bir probleminiz olabilir.
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Mart-2008 Saat 20:38
Gebelik sırasında röntgen ışınları bebeğe ne ölçüde zararlıdır?
Kanser tedavisi gibi yüksek doz radyasyon uygulamasının bebeğe zarar verdiğinin bilinmesine karşın teşhis amaçlı kullanılan düşük dozların bebeğe zarar verme olasılığı pek yoktur.

Gebe olduğunuzu bilmeden teşhis amaçlı röntgen çektirmişseniz hemen panik olmayın ve önce doktorunuzla konuşun.

Diş röntgenleri ile alınan ışın miktarı çok daha düşüktür. Yine akciğer röntgeni ile de bebeğinizin aldığı ışın çok azdır. Fakat yine de gebelik sırasında mümkün olduğunca radyasyondan kaçınmak gereklidir.

Özellikle ilk üç ay bebeğin oluşum dönemi olduğundan radyasyona da en duyarlı olduğu dönemdir.

Gebelikte yapılan ultrasonların ise radyasyon yaymadığından dolayı bebeğe hiç zararı bulunmamaktadır.
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Mart-2008 Saat 20:40
Gebelik sırasında cinsel ilişki olabilir mi?
Erken doğum veya düşük riskleri yoksa gebelik sırasında cinsel yaşamınız hiçbir şekilde değişmeyecektir. Ancak bazı hekimler gebeliğin ilk iki ayı ile son iki ayında cinsel ilişkiye girilmemesini önerirler. Bu önerinin temeli; orgazmın gebeliğin ilk üç ayında düşüklere ve son iki ayında ise erken doğumlara yol açabileceği görüşüdür.
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Mart-2008 Saat 20:48
GEBELİK VE BESLENME



Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda, en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir.
Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.

Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.

Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar. Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Kadınları korkutarak sevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.

Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.

Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması, besin depolarının yeterli olması ve yaşı, hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli etkenlerdir. Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak, büyür beslenir.

Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.

Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir. Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.

Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.


KALSİYUM


Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8. Haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.

Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.
Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğundan dolayı yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmeniz daha doğru olacaktır.

Brucella, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.

PROTEİNLER
Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya..) gibi proteinden zengin besinler önerilir.

Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.

Hayvansal gıdalardaki yağ mümkün ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir. Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.

DEMİR
Gebelikte "kan yapıcı" yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4.5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir. Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.

Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir hapları) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir.  Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı, kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir. 

Gebelerde demir eksikliği halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı, uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum, bebeğin rahim içinde gelişememesi, ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazılar.  Ayrıca ileri derecede kansız bir gebe doğum sonrası lohusalık döneminde de sıkıntı çeker.

Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir. Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.

Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir. Çünkü süt, demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.

Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayrlanmaktadır. Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir. Veya örneğin ikiz gebeliklerde vucüdun demir gereksinimi artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.

Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler. Bu kişilerde, içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir. Bazan de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilir. Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) transfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.

Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.

C VİTAMİNİ

C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vucudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.

Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır; ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.

C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.

Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz. Ayrıca gebelere uzun süre beklemiş, doğal içerikli olmayan, konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.

FOLİK ASİT
Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini"  yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.

Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur.

Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.

Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde “nöral tüp defektleri” adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali, spina bifida, anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir. Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi) daha sık geliştiği gözlenmiştir.

Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.

LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.

Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.

Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu, kuruyemişte bol miktarda vardır.

GEBELİKTE SIVI ALIMI
Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.

Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu, oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi, solunum yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.

Gebelikte çay, kahve, kolalı içecekler ve kakao önerilmez. Çay içerdiği ‘tein’ maddesiyle demir eksikliğine yol açarken, diğer maddeler ‘kafein’ içerdiğinden ötürü bebek üzerine olumsuz etkide olabileceğinden dolayı önerilmemektedir. Maden suyu (soda) içilmesinin ise hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane, limon, adaçayı, ıhlamur, kuşburnu, papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir. Ancak, “sinemaki çayı” nın içimi konusunda bazı endişeler vardır. O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.

Alkol, gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu’ olarak tanımlanıp, zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.

Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir. Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir. Bu yüzden kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir. Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.

Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur. Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vucütta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.

Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
Et, yumurta, kurubaklagiller: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.

Tahıllar: Kalori ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler.

Yağ ve şekerler : Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.

Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.

“Gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir”
Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.

Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak, ancak gebelik için gerekli temel besin ögelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.

Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken, kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.

Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur.

Çok zayıf gebelerde, yetersiz ve dengesiz beslenenlerde düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğumlar görülebilir. Annede anemi (kansızlık), kemik ve diş kayıpları, preeklampsi, vücutta su tutulması (ödem), iş gücü kaybı, halsizlik görülme oranı yüksektir.

Çok kilolu gebelerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe kaldıktan sonra her ay beslenme ve kilo izlenmesinin yapılması gerekmektedir.

BESLENME İÇİN İPUÇLARI

 Öğünleriniz sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Ne uzun süre aç kalın, ne de yediğinizde tıka basa midenizi doldurun.

 Aldığınız gıdaların taze olmasına dikkat edin. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunarak saklanan gıdalar yerine taze ve doğal maddeleri tüketmeye özen gösterin.

 Yediğiniz gıdalarda “çeşitliliğe” önem verin. Bu şekilde pek çok vitamin ve minerali almanız mümkün olacaktır.

 Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besin öğelerine yönelin.
Unutmayın ki önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin içeride yeterli şekilde beslenebilmesidir.

 Preeklampsi durumu veya riski varsa protein alımınızı arttırmanız gerekebilir veya gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diabet) söz konusu ise diyetisyeninizin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gitmeniz gerekebilir.

 Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunlar harici vitamin veya mineral alımı gereksizdir.

Piyasada pek çok “multivitamin” adı verilen ve içinde pek çok vitamin ve mineralleri barındıran ilaçlar vardır. Bunlar çoğu hekim tarafından reçete de edilmektedir.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; gebelikte dışarıdan hap olarak alınan A, C, E vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum, çinko, selenyum, bakır, flor gibi eser elementlerin, düzenli beslenenlerde gebelik üzerine her hangi bir olumlu etkilerinin olmadığını göstermiştir.

Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa “Magnezyum”, preeklampsi riskiniz varsa “kalsiyum”u ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.

Sentetik multivitamin hapları, dengeli beslenemeyen gebelerde destekleyici olarak verilebilse de doğal gıdaların hiçbir zaman yerini tutmayacaktır.

 Gebeliğin ilk aylarında yapılan “Toxoplasma testleri” sonucunda vücudunuz bu parazitle önceden hiç karşılaşmamışsa bazı önlemleri almanız şarttır. Özellikle kedi ve köpek dışkılarıyla bulaşan bu rahatsızlık gebelik döneminde ortaya çıkarsa bebekte ölümcül veya sakatlıklara yol açan problemlere neden olabilir.
Toxoplasma özellikle iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile iyi pişmemiş çiğ etlerden geçer.

Toxoplasma ülkemizde özellikle çiğ etlerin yoğun olarak tüketildiği doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde sık olarak görülmektedir.

Toxoplasma’dan korunmak için;

- Ellerinizi öğün önceleri düzgün şekilde yıkayınız
- Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayınız.
- Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçının.
- Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte gibi) kaçının.

 Beslenmede suyu asla ihmal etmeyin. Günde en az 8-10 bardak su için.  Yaz aylarında bu miktar 15 bardağa kadar çıkılabilir.

Özellikle ileri aylarda kabızlık şikayeti varsa bol su içerek, kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek, her öğünde sebze ile salataya yer vererek ve yürüyüş yaparak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

 Günde 1-2 bardak süt içmeniz gebelikte ortaya çıkan kalsiyum kayıplarını yerine koymak içindir.
Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir veya çökelek de tüketebilirsiniz. Süt ve süt ürünlerinin pastörize olmasına dikkat edin.

 Yemeklerde iyotlu tuz kullanınız. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekleri az tuzlu pişirin. Özellikle son aylarda olan ödemlerin azaltılması amacıyla bu dönemlerde tuzu azaltın.

 Genelde sabahları yataktan kalkınca başlayan bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grissini rahatlık sağlayabilir.
Özellikle gebeliğin ilk üç ayında olan bu bulantı ve kusmalardan kendinizi korumak için bu dönemde katı, kuru ve yağsız gıdaları tercih edin. Mutfak kokularından ve ağır parfümlerden uzak durun.

Bu dönemde tuzlu kraker, patates haşlaması, leblebi ve bisküvi türü gıdaları alarak şikayetinizle baş edebilirsiniz. Az ve de sık yemeyi unutmayın.

 Son yıllarda yapılan bir çalışmaya göre gebelik sırasında Mc Donald's veya benzeri fastfoodlarda aşırı ısıda kızartılarak yapılan patates kızartmaları ile marketlerde benzer şekilde üretilerek pazarlanan cipsler anne karnındaki bebekler için "teratojendir" yani zehirli bir takım maddeler içermektedir. Bu nedenle bu tür maddeleri gebelik sırasında tüketmekten kaçınmak gerekir. Evlerde yapılan patates kızarmaları düşük ısıda kızartıldığı için böyle bir olumsuz etkiye sahip değildir. 

 Önceden belirtildiği gibi gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir. Hamilelikte belli miktarda kilo alımı şarttır.
Zayıf bir bünyeye sahipseniz daha fazla, kilolu bir bünyeniz varsa daha az kilo almanız uygun olacaktır. Kilo durumunuzu “Vücut kitle indeksi” ile değerlendirebilirsiniz.


Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve Ölçüleri

Doğru beslenme,  gebelik durumunun özellikleri nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek gruplarından sağlanmasını zorunlu kılar.

Besin öğeleri vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeceklerden besin grupları oluşturulmuştur. Grup seçeneklerinden birini tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

 

BESİN MİKTARI
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ 2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİLLER 1 Yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.)
1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)
TAZE SEBZE VE MEYVELER 2 Porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
TAHILLAR 6-8 İnce dilim ekmek
1 porsiyon pilav veya makarna
1 porsiyon çorba
YAĞLAR 3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ
ŞEKERLER 1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez

ÖRNEK BİR MENÜ


SABAH:
1 bardak süt,
1 yumurta,
1 dilim peynir,
1 dilim ekmek,
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu v.b

ARA ÖĞÜN:
1 meyve,
1 bardak ayran,
1 ince dilim ekmek

ÖĞLE:
1 Porsiyon etli kurubaklagil yemeği
1 porsiyon pilav veya makarna
1 bardak ayran
1 porsiyon salata,
1 orta dilim ekmek,
1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:
1 dilim ekmek,
1 dilim peynir,
domates ve salatalık,
1meyve

AKŞAM:
1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli)
1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
1 bardak ayran,
1 porsiyon salata , 1orta dilim ekmek

GECE:
1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı
1 porsiyon meyve
Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 1 porsiyon meyve, 1orta boy elma, portakal veya küçük bir salkım üzüm, ince bir dilim karpuz veya kavun, yarım muz veya greyfurt olabilir

Duzenleyen mystical - 19-Mart-2008 Saat 05:02
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
destına Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 07-Eylül-2007
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 6437
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti destına Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 17-Mart-2008 Saat 20:48
“Gebelik Güzelliktir”


Gebelik anne adayı olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücudunda taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir.

“Bebeği içinde hissederek yavaş yavaş artan ağırlaşma ve değişen fiziksel görünüm anneye apayrı bir güzellik katar.”

İnsan yaşamında beslenmenin çok önemli ve çok özel olduğu devrelerden biri olan gebelik, anneye topluma sağlıklı bireyler kazandırma sorumluluğunu vermiştir.

Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, bedensel ve zihinsel özürlü doğumlar gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde de kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su tutulması, yorgunluk, diş ve kemik problemleri olabilir.

Sonuç olarak; gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla ve dengesiz beslenmek doğru olmadığı gibi doğum sonrası eski görünüme kolayca ulaşmak için az yemek de doğru değildir.

Temel prensip; içerideki bebeğin yeterince yararlanacağı doğru ve dengeli beslenmeden geçer.
pıtırcıgım
kuzucugum
mınık prensesım tuana'm
25 07 2008
evımıze hosgeldın
Basa don
sindrella Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 06-Temmuz-2007
Konum: Yalova
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 1952
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti sindrella Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 21-Mart-2008 Saat 17:58
Yüzlerce yıldır, bebek bekleyen anneler, bebeklerinin cinsiyetini tahmin ederken bazı kocakarı metotlarına bel bağlamışlar.

Doğacak bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmeye çalışmaktan daha eğlenceli ne olabilir? Herkes bu oyuna katılmak istiyor. Yüzlerce yıldır, bebek bekleyen anneler bebeklerinin cinsiyetini tahmin eden metotlara bel bağlamışlardır. Bütün bu kocakarı masalları güvenilir olmaktan çok uzak olsa da, daha güvenilir haleflerinden, amniyosentezlerden ve ültrasondan daha eğlenceli oldukları kesindir. Bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmenin keyfini çıkarın!

Eğer;
* Erken hamilelikte mide bulantısı hissetmediyseniz,
* Bebeğinizin kalp atışı dakikada 140 atıştan daha azsa,
* Ön tarafınızdan daha çok kilo aldıysanız,
* Beliniz basket topu gibi görünüyorsa,
* Aerolarınız çok kararırsa,
* Daha düşük taşıyorsanız,
* Tuzlu ve ekşi yiyeceklere aş eriyorsanız,
* Proteine aş eriyorsanız-etler ve peynir,
* Ayaklarınız hamilelikten önceki haline göre daha soğuksa,
* Bacaklarınızdaki tüyler hamilelik döneminde daha çabuk uzuyorsa,
* Elleriniz daha kuruysa,
* Siz uyurken yastıklarınız kuzeye bakıyorsa,
* Müstakbel baba sizinle birlikte kilo alıyorsa,
* Hamilelik size her zamankinden daha iyi bir görüntü veriyorsa,
* İdrarınız parlak sarı rengindeyse,
* Burnunuz yayılıyorsa,
* Alyansınızı göbeğinizin üzerinde tuttuğunuzda yuvarlaklar çiziyorsa,
* Baş ağrılarınız varsa,
* Yaşınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayın rakamını eklediğinizde çift sayı çıkıyorsa,
bebeğiniz erkektir.

Eğer;
* Erken hamilelikte mide bulantılarınız varsa,
* Bebeğinizin kalp atışı dakikada en az 140 ise,
* Basenlerinizden ve poponuzdan kilo alıyorsanız,
* Sol göğsünüz sağ göğsünüzden daha büyükse,
* Saçınızda kırmızı hatlar çıkıyorsa,
* Yüksek taşıyorsanız,
* Karnınız karpuz gibiyse,
* Tatlılara aş eriyorsanız,
* Meyvelere aş eriyorsanız,
* Portakal suyuna aş eriyorsanız,
* Hamilelik dönemi boyunca normal zamanki kadar iyi görünmüyorsanız,
* Hamilelik dönemi boyunca normalden daha huysuzsanız,
* Yüzünüz normalden daha çok patlaksa,
* Ekmeğin ucunun tepesini yemeyi reddediyorsanız,
* Göğüsleriniz gerçekten büyüdüyse!
* Siz uyurken yastıklarınız güneye bakıyorsa,
* İdrarınız donuk sarı rengindeyse,
* Alyansınızı göbeğinizin üzerine tuttuğunuzda bir taraftan öteki tarafa hareket ediyorsa,
* Yaşınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayın rakamını eklediğinizde tek sayı çıkıyorsa, bebeğiniz kızdır.
__________________
      melegim kollarımda
        06.08.08 16.43
Basa don
esmerrseker Drop Down Menu
Kidemli Uye
Kidemli Uye
Avatar

Kayit tarihi: 25-Mart-2008
Konum: İstanbul
Durum: Cevrimdisi
Mesajlar: 3158
Gonderi Secenekleri Gonderi Secenekleri   Tesekkurler (0) Tesekkurler(0)   Alinti esmerrseker Alinti  Cevap YazCevap Gonderiye link ver Gonderildi: 25-Mart-2008 Saat 15:10

  GEBELİKTE EN SIK KULLANILAN İLAÇLARBULANTI GİDERİCİLER, VİTAMİNLER, DEMİR İLAÇLARI,AĞRI KESİCİLER MİDE İLAÇLARI, VE ANTİBİYOTİKLERDİR. DOKTORUNUZUN SİZE ÖNERDİĞİ İLAÇLARSİZDEKİ TIBBİ BİR DURUMU GİDERMEK İÇİNOLABİLECEĞİ GİBİ SİZİN KONFORUNUZUDA SAĞLAMAK İÇİN OLABİLİR.TIIBİ DURUMLARA YÖNELİK İLAÇLAR MUTLAKA KULLANMANIZ GEREKLİ İLAÇLARDIR.ÖRNEK OLARAK BİR İDRAR YOLU ENFEKSİYONUTEDAVİSİNDE KULLANACAĞINIZ İLAÇ SİZİN ERKEN DOĞUM YAPMA OLASILIĞINIZI AZALTACAKTIR.BAŞTA PENİSİLİN VE SEFALOSPORİN GRUBU ANTİBİYOTİKLEROLMAK ÜZERE GEBELİKTE KULLANIMI GÜVENLİ OLDUĞU BİLİNEN İLAÇLAR MEVCUTTUR.KONFORUNUZU SAĞLAMAYA YÖNELİK İLAÇLARDAYİNE BEBEĞİNİZE ZARAR VERME İHTİMALİ OLMADIĞIDÜŞÜNÜLEN İLAÇLARDIR.

   GEBELİK DÖNEMİNDE HEMEN HER ŞİKAYET VE DURUM İÇİN GÜVENLE KULLANILACAK İLAÇLAR MEVCUTTUR.VE KAR ZARAR ORANI SİZİN LEHİNİZE OLDUĞUNDA BU İLACI MUTLAKA KULLANMALI VE SUÇLULUK DUYMAMALISINIZ. "BEN KATLANIRIM YETERKİ BEBEĞİME BİŞEY OLMASIN" DÜŞÜNCESİNİ ATLAMALI VE DOKTORUNUZA GÜVENMELİSİNİZ.

DR KAAN KOCATEPE

Bilgilerinize

EyLüL'üM CANIM KIZIM 22.09.2008
Basa don
 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  <1 910111213 16>
  Konuyu Paylas   

Foruma Atla Forum Izinleri Drop Down Menu

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.



GebelikveAnnelik.net uyelerimizin yapmis olduklari paylasimda ucuncu kisilerin telif hakki sahibi bulundugu her turlu paylasim (yazi, resim vb) materyallerinin kullanilmasi durumunda dogacak hukuki ve cezai sorumluluk paylasimi yapan uyeye ait olacaktir. Sozkonusu haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.net'in hicbir hukuki sorumlulugu bulunmamakta olup haksiz kullanim nedeniyle GebelikveAnnelik.net'in ucuncu kisilere odemek zorunda kalabilecegi her turlu tazminat ve idari/adli para cezalari GebelikveAnnelik.net kullanicilarina rucu edilecektir. Forumumuza uyelerimiz tarafindan eklenen tum paylasimin ticari kaydi gudulen, telif hakki ihlaline neden olabilecek materyaller olup olmadiklari en ust duzeyde incelenmektedir. Ancak her yazinin veya resim dosyasinin orijinal kaynagi tespit edilemediginden, bu iceriklerle ilgili gerekli duzenlemeleri bize ulasmaniz durumunda derhal gerceklestirebiliriz.

Gizlilik Sözleşmesi - Facebook - Twitter - Instagram - Pinterest - Google +